18 Ağustos 2017 Cuma



Çiçek Bar
Sinema Severler Derneği

Taksimden Sıraselviler’e giriyorsunuz bir süre gidince küçük bir meydan çıkacak önünüze hemen orta kısmındaki sokaktan da bir kısa süre daha gidince tek katlı bir villa göreceksiniz. Size söz edeceğim sinemaseverler derneğidir orası… Sinema Severler Derneği yani tüm sinemayı severlerin derneği o zaman. Sinemayı kim sevmez ki. Herkes severde benim gibi tutkulu olanlar daha bir sever herhalde…
Öyle alışagelmiş çok şık, modern lüks bir yer olarak beklemeyin orayı. Eski hatıralarla daha da eskimiş bir yer. Kimi buraya Çiçek bar der, bazıları Arif’in yeri olarak bilir, Azmi’nin yeri diyenlerde vardır. Asl olan adı ise sinemaseverler derneğidir. Sanatçıların uğrak yeri orası... Hani bir anlamda da eski dost çiçek bar, eski dostların bir araya gelmelerini de yıllarca sağlamış bir mekân.
Geçen akşam oraya gittim. Çok değişik duygular hissettim. Ben çok uzun yıllar önce gitmiştim. Yine böyleydi. Aynı – Aynı… Belki tanıdıklığının verdiği rahatlıktandır gelenlerin huzurlu olmaları, rahat olmanları… Bir masadan diğer masadaki arkadaşı ile konuşmaları… Genelde de sinemadan söz etmeleri…
Hemen yanı başımdaki yılların ayakta alkışladığı beyefendi sanatçı Tarık Akan vardı. Kalabalık filmcilerle sinema konuşuyordu. Bir süre onu izledim gayriihtiyarî. Canlandırdığı filmler geldi gözlerimin önüne. Onun bir filmi vardı pehlivanı oynuyordu. Orada yenilmişti bir sahnesinde yüzündeki ifade ancak onu gerçek yaşayanda olur diye düşünmüşümdür yıllarca. Merak etmişimdir ayrıca Tarık Akan neden Amerika’da şansını denememiştir. O iyi bir oyuncu… O yakışıklı bira adam üstelik istikrarlı… Amerika’nın ünlüleri gibi orta ya da kısa boylu da değil. Aslanlar gibi adam. Bir değer bence. Hala gitmesi ve oralarda bakın ben geldim demesi gerek. Ha başarabilir mi onu bilmiyorum. Benim kuzenim müzik adamı Rahman Altın Amerika’da azmetti yılmadı başardı. Şu anda oradaki en iyi on müzisyenin arasına girdi. Çok uğraştı başardı. Acaba Tarık Akan’da başarabilir miydi? Allah vergisi oyun gücü olan bir sanatçı o…
Bize servis yapan garsonun 26 yıldır orada çalıştığını duyunca, aşçısının da aynı zamandan beri yemekleri yaptığını öğrenince tamam diyorsunuz. Buranın müdavimi olmak kolay... Buraya geldiğinizde ikinci adresinizdesiniz. Herkes tanıdık. Çalışanlar tanıdık, gelenler tanıdık, en önemlisi sohbetler tanıdık. ‘Sinema’
Bir süre izledim etrafı. Dedim ya bir masadan bir masaya konuşuluyor, bununla da kalınmıyor masalar geziliyor. Sorular soruluyor. Günün yorgunluğunu atmaya gelen sanatçı ya da sanat adına çalışanlar bir iki kadeh içkilerini de içtikten sonra daha sakin, daha bir dinlenmiş evlerine dönüyorlar. Bazıları da kalıyor müziğin ve çok lezzetli yemeklerin tadını çıkarıyorlar.
Bayan gurupları vardı birkaç masada da. Gurup denilince aklınıza on - on beş kişi gelmesin. Bir masada üç diğerinde beş misaliydi bu gurup dediğim topluluklar. Çok hoşuma gitti. Evlerinde misafir kabul ediyormuşçasına rahattılar. Kimsenin onları rahatsız etme durumu yoktu. Piyanist piyanodan notaları ruhlara hediye ediyordu. Güler yüzlü servis elamanları hemen yanınızda sizin dudaklarınızdan çıkacak isteklere bakıyorlar.
Zamanında bir dizi vardı. İsmini hatırlayamadım. Bir barda geçiyordu. Büyük bir bardı. Başrol oyuncusu kare gibi olan büyük barın içinde olurdu hep. Gelenler Çiçek bar gibi genelde müdavimlerdi. Akşamları işle ev arası uğruyorlardı. Yerleri bile belliydi. Dertlerini de paylaşıyorlardı. Burası aynı böyle bir yer.
Sinema Sevenler Derneği
Uzun zamandır ihmal edilmiş bir dost gibiydi o akşam benim çiçek barla-sinema sevenler derneği ile buluşmam! Sanıyorum artık sık görüşeceğiz.


Nazan Şara Şatana

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder