Çiçek
Bar
Sinema
Severler Derneği
Taksimden
Sıraselviler’e giriyorsunuz bir süre gidince küçük bir meydan çıkacak önünüze
hemen orta kısmındaki sokaktan da bir kısa süre daha gidince tek katlı bir villa
göreceksiniz. Size söz edeceğim sinemaseverler derneğidir orası… Sinema
Severler Derneği yani tüm sinemayı severlerin derneği o zaman. Sinemayı kim
sevmez ki. Herkes severde benim gibi tutkulu olanlar daha bir sever herhalde…
Öyle
alışagelmiş çok şık, modern lüks bir yer olarak beklemeyin orayı. Eski
hatıralarla daha da eskimiş bir yer. Kimi buraya Çiçek bar der, bazıları
Arif’in yeri olarak bilir, Azmi’nin yeri diyenlerde vardır. Asl olan adı ise
sinemaseverler derneğidir. Sanatçıların uğrak yeri orası... Hani bir anlamda da
eski dost çiçek bar, eski dostların bir araya gelmelerini de yıllarca sağlamış
bir mekân.
Geçen
akşam oraya gittim. Çok değişik duygular hissettim. Ben çok uzun yıllar önce
gitmiştim. Yine böyleydi. Aynı – Aynı… Belki tanıdıklığının verdiği rahatlıktandır
gelenlerin huzurlu olmaları, rahat olmanları… Bir masadan diğer masadaki
arkadaşı ile konuşmaları… Genelde de sinemadan söz etmeleri…
Hemen
yanı başımdaki yılların ayakta alkışladığı beyefendi sanatçı Tarık Akan vardı.
Kalabalık filmcilerle sinema konuşuyordu. Bir süre onu izledim gayriihtiyarî.
Canlandırdığı filmler geldi gözlerimin önüne. Onun bir filmi vardı pehlivanı
oynuyordu. Orada yenilmişti bir sahnesinde yüzündeki ifade ancak onu gerçek
yaşayanda olur diye düşünmüşümdür yıllarca. Merak etmişimdir ayrıca Tarık Akan
neden Amerika’da şansını denememiştir. O iyi bir oyuncu… O yakışıklı bira adam
üstelik istikrarlı… Amerika’nın ünlüleri gibi orta ya da kısa boylu da değil.
Aslanlar gibi adam. Bir değer bence. Hala gitmesi ve oralarda bakın ben geldim
demesi gerek. Ha başarabilir mi onu bilmiyorum. Benim kuzenim müzik adamı
Rahman Altın Amerika’da azmetti yılmadı başardı. Şu anda oradaki en iyi on
müzisyenin arasına girdi. Çok uğraştı başardı. Acaba Tarık Akan’da başarabilir
miydi? Allah vergisi oyun gücü olan bir sanatçı o…
Bize
servis yapan garsonun 26 yıldır orada çalıştığını duyunca, aşçısının da aynı
zamandan beri yemekleri yaptığını öğrenince tamam diyorsunuz. Buranın müdavimi
olmak kolay... Buraya geldiğinizde ikinci adresinizdesiniz. Herkes tanıdık.
Çalışanlar tanıdık, gelenler tanıdık, en önemlisi sohbetler tanıdık. ‘Sinema’
Bir
süre izledim etrafı. Dedim ya bir masadan bir masaya konuşuluyor, bununla da
kalınmıyor masalar geziliyor. Sorular soruluyor. Günün yorgunluğunu atmaya gelen
sanatçı ya da sanat adına çalışanlar bir iki kadeh içkilerini de içtikten sonra
daha sakin, daha bir dinlenmiş evlerine dönüyorlar. Bazıları da kalıyor müziğin
ve çok lezzetli yemeklerin tadını çıkarıyorlar.
Bayan
gurupları vardı birkaç masada da. Gurup denilince aklınıza on - on beş kişi
gelmesin. Bir masada üç diğerinde beş misaliydi bu gurup dediğim topluluklar.
Çok hoşuma gitti. Evlerinde misafir kabul ediyormuşçasına rahattılar. Kimsenin
onları rahatsız etme durumu yoktu. Piyanist piyanodan notaları ruhlara hediye
ediyordu. Güler yüzlü servis elamanları hemen yanınızda sizin dudaklarınızdan
çıkacak isteklere bakıyorlar.
Zamanında
bir dizi vardı. İsmini hatırlayamadım. Bir barda geçiyordu. Büyük bir bardı.
Başrol oyuncusu kare gibi olan büyük barın içinde olurdu hep. Gelenler Çiçek
bar gibi genelde müdavimlerdi. Akşamları işle ev arası uğruyorlardı. Yerleri
bile belliydi. Dertlerini de paylaşıyorlardı. Burası aynı böyle bir yer.
Sinema
Sevenler Derneği
Uzun
zamandır ihmal edilmiş bir dost gibiydi o akşam benim çiçek barla-sinema
sevenler derneği ile buluşmam! Sanıyorum artık sık görüşeceğiz.
Nazan
Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder