Hazreti
Mevlana’ya düşünmeye gittim.
Hazreti
Mevlana’ya kavuşmak ne büyük saadet!
Nasıl
anlatılır bilmek zor!
Yol
ışığımı ziyaret ettim.
Allah
bu sene de nasip etti, ne mutlu bana…
Onu
anlatırken, yazarken heyecanlanıyorum. Neler yazmalıyım - la başlayan ilk
satırlarda bazen aklım beyaz oluyor, bazen karma karışık! Beyaz olduğunda
yazacak bir şey bulamadığımdan kaynaklanmıyor, aklımın uçup gittiğinden oluyor.
Karışıklıkta
ise, şunu da yazmalıyım, bu mutlaka olmalı diyorum. Açıkçası yazı yazmakta zorlanmayan
ben Mevlana Hazretlerini ziyaretlerimden sonra yazamaz hale geliyorum. İçim
coşuyor, yazmalıyım diyorum demesine de gelinde işin içinden çıkın ve deyin ki:
Kendimi hatırladım bir daha, insan
olduğumu da, gönül güzelliğinin şart olduğunu da!
Bununla
da kalmadım bir kez daha, yaptıklarımın az olduğuna, daha yapmam gerekenlerin
çokluğunu hatırladım bir kez daha.
Azalan
ışığımın dolmasını bekledim bir süre!
Yarabbi
dedim; insanız, hatalarımız o kadar çok ki, böbürlenmek, gururlanmak ne büyük
gaflettir. Bize Hazreti Mevlana’nın güzelliklerinden ver Allah’ım. İdrak
etmemizi nasip eyle…
O
nasıl demiş ki:
Aklın
başına geldiğinde pişman olacağın bir şeyi sakın yapma!
Hayat
bir nefestir aldığın kadar, hayat bir kafestir kaldığın kadar, hayat bir
hevestir daldığın kadar.
Heveslendirme
Yarabbi…
Dualar
ettim, Hazreti Mevlana’nın huzurunda…
Yarabbi
onun yüzü gözü hürmetine dedim. Sonrasında da o güzel atmosferde bir süre
kaldım.
Elbette
çok kalabalıktı.
Elbette
dünyanın her yerinden insanlar akın akın gelmişlerdi. İnsan seli gibi, ne
mutlu…
Japonların
hayretler içinde etrafa bakmaları, dua edenleri izlemeleri, kendi aralarında
oldukça sessiz konuşmalarını takip ettim bir süre. Dünyanın bir ucundan gelmişlerdi,
onu ziyarete. Tekrar şükür ettim.
Bu
yılda nasip oldu dedim, hamdolsun.
Bir
çeşit arınmaydı benim için,
Bir
çeşit kendimi anlamaydı…
Hazreti
Mevlana’nın şu sözlerine aklıma iyice kazıdım.
Bencillik,
gözüne takılmış ayna gibidir, o gözler nereye bakarsa baksın, kendinden başka
birini görmez.
Nasıl
dua etmezsiniz. Nasıl Allah’a yalvarmazsınız. Ya bizimde gözlerimizde ayna
olursa?
Sonra
başka sözlerini defalarca okudum, huzurunda düşündüm çok düşündüm.
Kalp
Sırrına Erenler; neler yapar, bilir misin?
Kızmazlar...
Küsmezler... Kırmazlar... Kırılmazlar...
Her
şeyde bir güzellik bulurlar...
Hiçbir
şeyi insanoğlundan bilmezler;
Rab
’binden bilirler’ her şeyi; ondan umup beklerler... Ve Susarlar...
Susarak
Konuşurlar.
Onun
sözlerini okuyup, anlamaya çalıştığında elbette yol ışığım dersin. Karanlığın
biter, için ferahlar, ‘evet’ dersin, böyle olacağım, arınacağım.
Ben
Hazreti Mevlana’ya arınmaya gittim.
Ben
Hazreti Mevlana’ya düşünmeye gittim.
Ben
Hazreti Mevlana’da bir daha, bir daha kendime geldim.
Hazreti
Mevlana diyor ki:
“İstediğin
kadar inançlıyım de namaz kıl, sadaka ver. Umut verip, güven aşılayıp da yarı
yolda bıraktığın insanın gönül sadakasını her iki dünyada da veremezsin.”
Bu
sözlerin değerini anlamaya gittim.
Nazan Şara
Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder