Müfide Kadri
İlk Kadın Türk
ressamlarından
İlk Kadın
resim Öğretmeni…
Sizlere
muhteşem bir kadından söz etmek istiyorum.
Muhteşem
kelimesini onu tanıyınca doğru ve yerinde kullandığıma sizlerde karar
vereceksiniz.
Kısacık
yaşamında çokları sığdırmış bir müstesnadan Müfide Kadri’den…
Onun
yaptığı tabloları görünce tanıyacaksınız. Resimleri bileceksiniz. Muhteşem
eserler onlar. Kimin yaptığını ben bilmiyordum. Böyle bir yetenek, böyle bir çalışma,
böyle bir başarı.
İşte
Türk kadını…
O bir çok
şeyin ilklerini yapan yürekli bir kadın…
O çok iyi bir
ressam,
O çok iyi bir
müzisyen…
Bir süre
besteleri olan bir bestekâr.
Çok iyi bir
öğretmen…
Resim, nakış
ve musiki öğretmeni...
Fransızca konuşan doğu ve batı edebiyatı üzerinde
zengin bilgisi bulunan ve resim yapan Müfide Kadri Nümune mekteplerine bir yıl
kadar resim dersleri verir.
Ud, keman ve kemençe çalmanın yanı
sıra bestelerde yapmıştır.
Sözleri Selahattin Bey’e ait olan
“Tenan-i Şebap” adındaki bestesi döneminde ünlü sanat dergilerinde
yayınlanmıştır.)
Bu sırada II. Abdulhamit’in kızı
Adile Sultan’a sarayda resim dersleri verilir.
Bir çocuk düşünün küçük bir kız çocuğu, büyük bir
talihsizlikle küçük yaşında anne ve babasını kaybetmiş. Muhtemelen akrabası
olan kadri Bey onu yanına almış.
Küçük kızın, güzel Müfide’nin, şansı yeni evinde açılmış.
Onu yetiştiren ailenin varlıklı olması ona kendi
yeteneği ile birleşince bir çok güzellikleri armağan etmiş.
Bu güzel kızdaki sanata olan aşırı ilgi, Kadri Beyin
üzerinde çok durduğu bir konu olmuş.
O dönemlerde varlıklı ailleler kızlarını özel
hocalarla yetiştirirlermiş.
Kadri Beyde öyle yapmış, küçük Müfide için özel
hocalar tutmuş.
Sadece resim dalında değil, bir çok konuda en iyi
şekilde yetiştirilmesini sağlamış.
Piyano,
keman ve ud öğrenmesi içinde hocalar tutmuş.
Yabancı
dilleri öğrenmesi içinde yine hocalar tutulmuş.
Müfide
arzulu ve öğrenme isteği içinde olduğundan Kadri Beyde hiçbir şeyden
kaçınmamış.
Müfide
Karlı’nın gönül verdiği resim sanatı olduğu daha ilk başlardan beri belliymiş.
Kadri
Bey bu konuda da en iyi hocaların kızını yetiştirmesini istemiş.
O
zamanların en ünlü ressamlarından muhtemelen Kadri Beyinde arkadaşı olan Osman
Hamdi, genç kızın yaptığı resim çalışmalarını görünce çok etkilenmiş, bundan
sonra olanlarda büyük rol oynamış.
Ona
uzun süre ders vermiş, başkalarından da ders almasını sağlamış.
Resimlerini
Almanya’daki bir yarışmaya göndermiş.
Genç
kızın başarısı o dönemde dillerde destan olmuş.
Butün
bu başarılara rağmen böyle müthiş bir sanatçının uzun bir yaşamı olmamış.
Hiç
evlenmemiş.
Çok
genç yaşında hayatını kaybetmiş.
Onunla ilgili resmi bir alıntıya
aktarıyorum.
Yetenek ile çalışma azmi birleşince dikkatleri üzerine çeken sanatçı genç yaşta;
Yetenek ile çalışma azmi birleşince dikkatleri üzerine çeken sanatçı genç yaşta;
Şimdiki adıyla İstanbul Kız Lisesi
olan dönemin Dersaadet İnas İdadisi’nde resim ve müzik öğretmeni olarak
çalıştı.
Bu madalya onu
motive etti ve resme dört elle sarıldı.
Resim yapmadığı
zamanlarında ise müzikle değerlendirdiği serbest zamanlarında beste yaptı.
O dönemde popüler
olan Fransızca da konuşan Müfide Kadri resim, müzik ve edebiyat bilgisi
sayesinde birikimini çeşitli eğitim kurumlarında dersler vererek değerlendirdi.
Portre ve figür
alanında daha çok eser üreten; ilk kadın ressamlarımızdan biri olan ve Taha
Toros’a göre:
"İlk
Kadın Resim Öğretmeni”
İlk önce Nümune
Mektepleri’ne sonra da Süleymaniye’deki
Nümune-i İnas adlı kız okulunun öğretmenliğine atandığı, İnas Rüşdiyesi ile
İnas İdadisi’nde resim, nakış ve musiki öğretmenliği yaptığı belirtilir.
Nüzhet
İslimyeli’ye göre:
“Çok küçük
yaşlarda başarıya ulaşmış ve 1911
de İstanbul Opera Cemiyeti Salonu’nda sergilenen üç yağlıboya ve bir pastel
resmi geniş ilgi görmüş”
Müfide Kadri,
yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak 1912 yılında İstanbul’da öldü.
Ölümünden sonra
babası tarafından kırk kadar eseri sergilenip satılmak üzere Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’ne
verildi.
Mustafa
Kemal Atatürk, Türk kadını için ne güzel şeyler söylemiştir…
“Kahraman türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın.”
“Kahraman türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın.”
Nazan Şara
Şatana
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder