Saç
Saç
diğer kıl kümelerine göre daha hızlı uzar.
Saçın,
büyüme hızı ortalama günde 0,3 mm ile 0,4 mm'dir.
*
Her
saç kılının büyüme ve duraklama devreleri birbirinden bağımsız olduğu için bir
kıl büyürken diğer kıl dökülebilir.
Ortalama
bir erkek saç teli kalınlığı 0,03–0,04 mm dir.
Yeni
doğan bebeklerde bütün kıllar aynı devrede bulunur. Bu sebeple 2–3 haftalık
bebeklerde aniden saç dökülmesi görülür.
6
aydan sonra saçlar yetişkinlerin saç düzenine uyar.
Yaş, ırk, cinsiyet ve hormonların
durumuna göre değişik saç şekilleri meydana gelir. Örneğin Afrika'lı
birinin saçları yaklaşık 3 kat dokudan meydana gelirken ve kıvrılmaya
meyilliyken bu oran uzakdoğulularda 11 kata kadar çıkar ve saçlar düz olma eğilimi gösterirler.
Folikül, saçın içinde büyüdüğü yapıdır.
Saçın içinde bulunduğu gözenekli yapı yağ
üreterek deriyi ve saçı yağlandırır. Gözenekli yapının dışında görülen
kısımlarda özel kaslar yer alır.
Saçlarımız
bizler için çok önemlidir… Bizler derken özellikle kadınları kast ettim.
Erkekte dazlaklıkta güzel oluyo. Kadında ise Allah korusun bence iyi olmuyor…
Saç
kadının yüzünün çiçeği gibidir. Kokusu gibi, rüzgârı, büyüsü, sihri gibidir.
Sarışın,
kızıl, siyah ve bir çok tonlamalardaki saçlarla birilerini anlatırız ya da onu
severiz ya da ondan hoşlanmayız.
Bazılırımız
sarışınları çok sever, bazılarımız kızılları. Gerçi ekseriyetle siyah saçlılar
revaçtadır.
Saçlarımız
bizler için önemlidir diyoruz da onlara gereken bakımı yapabiliyor muyuz?
Kuaförlerde
geçirdiğimiz zamanların bize yararı kadar zararı da oluyordur muhakkak.
Saç
açıcıların saçları yıprattığını biliyoruz.
Bakım
maskeleri onları kendilerine getirmesine getiriyorda, bakım yaptırmak bayağı
bir para tutuyor.
Saç;
üzerinde ciddi olarak durmamız gereken bir konu…
Kuaförler
güzellik mağazalarımız gibidir.
Karma
karışık, şekilsiz hatta renksiz, havasız saçlarla gireriz, kendimizi yenileriz,
renklenmiş, güzelleşmiş olarak çıkarız.
Saçlarımız
bakımlı ise, bu kuaförümüzünde hoşuna gider. O da sanatını göstermek için
bizlerden sağlıklı saçlar bekler…
Bu
gün sizlere saç anlatacağım. Aktaracağım.
Saç
bakımından da bir iki alıntı yapacağım…
Saça
rengini veren pigmentler sarı, kırmızı ve mavi renklidir.
Sarı
pigmentler en küçük, maviler en büyük hacme sahiptirler.
Mavi
pigmentler en dışta, kırmızı ortada ve sarı en içte yer alır.
Bu
nedenle kimyasal yollarla saç rengi açılırken saç önce mavi rengini yitirerek
kızıllaşır, son olarak da sarı hale gelir.
İşleme
devam edilirse beyaz veya beyaza çok yakın bir ton elde edilebilir.
Albino
canlılarda, genellikle tüm kıllar renksizdir.
Saçların
birden beyazlaşması renk değişiminden olmayıp, siyah kılların dökülmesi ve daha
dayanıklı beyaz saçların kalmasından ileri gelir.
Saç
renkleri tanımlanırken, mavi ağırlıklı renkler
"kül
veya soğuk tonlar",
Kızıl
ağırlıklı renkler "altın veya sıcak tonlar" olarak adlandırılır.
Saç
rengi tanımlanırken harf ve rakamlardan oluşmuş kodlar kullanılır.
Numara
küçüldükçe renk koyulaşır.
Genellikle
1 numara "siyah",
10
numara "açık sarı" saçları tanımlamak için kullanılır.
Harfler
ise genellikle rengin türünü (sıcak, soğuk, leylak vs.) belirtmek için
kullanılır.
Saçların
dökülmesine, doğrudan saçlarla ilgili mikrobik hastalıklar sebep olabildiği
gibi vitaminsizlik, açlık, şeker hastalığı, akut, hormon bozukluğu gibi, bünyedeki herhangi bir
rahatsızlık da sebep olabilir.
Vücutta
doğuştan pigment bulunmayan (akşın) kişilerin saçları ve vücutlarındaki bütün kıllar
beyaz renktedir.
Saç
bir çok neden bağlı olarak dökülür.
Dökülmenin
nedeni tespit edilmeden doğru bir tedavi yaklaşımı sağlanamaz.
Bu
nedenle dökülmenin hangi nedenle olduğununu bilmek önemlidir.
Saç
dökülmesi hem erkeklerde hem de kadınlarda görülebilir.
Erkeklerde
daha sık olarak görülen saç dökülmesi, 25 yaşına kadar erkeklerin %25'ini,
40 yaşına kadar %40'ını, 50 yaşına kadar %50'sini etkiler.
Erkek
tipi saç dökülmesi, alnın iki yanında ve tepede olabileceği gibi tamamen bütün
başı da kapsayabilir. Kadınlarda ise dökülme daha çok, saçların seyrekleşmesi
şeklinde kendini gösterir.
Bir
tedaviye geçilmeden önce, saç dökülmesinin tipinin bir uzman hekim tarafından
incelenmesi gerekmektedir.
Birçok
hastalık, hormonal ve metobolik düzensizlikler ve besinsel etkiler saç
dökülmesini tetikleyebilir.
Bu
gibi sebepler ortadan kaldırılmadan tedavi hiçbir zaman tam olarak
gerçekleşmez.
Saç
dökülmelerini önlemek için kulandığımız kozmetiklere dikkat etmeliyiz.
Saç
temizliği için dogal zeytinyağlı, badem yaglı, defne yaglı, şampuan ve sabunları
kullanmak saç hastalıkları, kepek, saç dökülmelerinin önlenmesini yardımcı
olur.
Kimyasal
şampuanlar yerine eczanelerde bulunan saglık ürünleri tercih edilmelidir.
Erkek
tipi kellik ve ya kadın tipi kellik olarak belli bir kalıpta dökülen saçlar kalıtımsal
özellik gösterir ve kişi saç kaybını ortaya çıkaran genlere sahiptir.
Erkekte,
saç kaybı geni anne ve ya baba tarafından tek kişiden geçebileceği gibi, her
iki ebeveynin tarafında da saç kaybı varsa, erkeğin saç kaybı yaşama riski çok
yüksektir.
Kadınlarda
ise ebeveynlerden sadece birinde saç kaybı olması, kadında yüksek seviyede
bulunan östrojen hormonu sebebiyle, saç kaybı yaratmakta etkisiz olmaktadır.
Saç
kaybına sebep olan diğer pek çok neden vardır, bunlar genetik ile
karıştırılmamalıdır.
Saç
ve şampuanların içinde bulunan proteinler, ancak saçın üzerinde bulunan, hasar
görmüş ve yıpranmış alanları zamanla doldurarak geçici bir dolgunluk ve
yumuşaklık verebilirler.
Şampuanın
içeriğinde bulunan etken maddeler moleküler büyüklükleri sebebiyle saçın içine
giremedikleri için saçı besleyemezler ve ya daha çabuk uzamasını sağlayamazlar.
Ömrünü
tamamlamış saç kendiliğinden veya dış etkilerle (tarama, şampuanla yıkama,
fırçalama, saça şekil verme çalışmaları) dökülür.
Bunun
yerine yeni saç çıkar.
Günde
ortalama 100 veya bazen 200 adet saç dökülür.
Yeni
doğan bebekte ve hamilelikte görülen saç dökülmeleri kısmen olağan saç
dökülmesi sayılabilir.
Deri
hastalıkları ile stres ve ruhsal olaylar arasındaki ilişki öteden beri bilinir.
Kişi
psikolojik sıkıntılarını kişisel ya da ailsel sorunlarını bir dermatolojik
problem halinde yansıtabilmektedir.
Ayrıca
kendiliğinden oluşmuş bir deri problemi (saç dökülmesi) kişide vücut imajını
zedeleyecek bireysel, psikolojik bozukluklara ve hatta psikososyal olumsuzluklara
yol açabilmektedir.
Kısaca,
saç dökülmesi ve stres arasında iki çeşit ilişki söz konusudur:
Birinci
ilişki nörotik bir ruhsal yapının desteklediği görünürde organik bir neden
olmaksızın, stresin körüklediği saç dökülmeleri oluşabilir.
İkinci
ilişki ise saç dökülmesi sonucu oluşan görünüme karşı kişinin geliştirdiği
psikolojik reaksiyonlardır.
Kellik ırsi bir neden olup, yeniden çıkmayacak şekilde
saçları döker.
Kemoterapi görmek veya diğer bazı kanser ilaçlarını
kullanmak da yeniden çıkmak üzere saçların dökülmesine sebep olabilir.
Filozof
kellik ile cinsellik arasındaki ilişkiyi tarif etmiştir.
Yıllar
sonra bazı araştırmalar yine bu yönde çalışmışlar, kısırlaştırılan erkeklerin
kelleşmediklerini tespit etmişler ve Abdülhamit'in döneminde araştırmalar
yapmışlardır.
Bir
androgen hormonu olan testosteron, Alfa–5 redüktaz isimli enzim tarafından dihidrotestosterona (DHT) dönüştürülür.
DHT
de saç kökleri üzerindeki reseptörlere baglanarak etkisini gösterir.
Son
yıllarda halk arasında saç ekimi olarak bilinen saç nakli tekniğinde yaşanan gelişmeler kelliği gidermede
en önemli metod olarak ortaya çıkmıştır.(alıntı)
*
Vücudumuzdaki kılların
çok önemli görevleri vardır. Saçlarımız başımızı yazın güneşten, kışın soğuktan
korurlar. Kaşlarımız terimizin, kirpiklerimiz küçük parçaların gözümüze
girmelerine engel olurlar. Burun ve kulaklarımızdaki kıllar tozların girmesini
önler. Vücudumuzdaki diğer kıllar ise derimizi serin tutar, ısı kaybını önler.
Bizler sadece saçımızın, sakalımızın, koltukaltlarında ve ge-nital bölgelerimizdeki kılların uzadığını, kollarımız, bacaklarımız ve diğer yerlerdeki kıllarımızın uzamadığını düşünürüz. Gerçekte saçımız da uzamasını bir süre sonra durdurur ama bunun için bayağı uzun bir süre geçer. Vücudumuzdaki kılların her biri topraktaki çim gibi, derimizin altındaki kendi torbasında yetişir ve büyür. Bu torbalardaki yeni saç hücreleri kılların köklerini oluşturur.
Yeni hücreler oluştukça, eskilerini torbalardan dışarı iterler ve bu hücreler dışarı itildikçe canlı olma özelliklerini kaybederler, yani ölürler ve de kıllarımızın ve saçlarımızın bizim görebildiğimiz kısmını oluştururlar. Vücudumuzun hangi kısmında olduklarına bağlı olarak, kıl torbasında belirli bir sürede yeni kıl hücreleri üretilir.
Bu süreye ‘büyüme süreci’ denir. Sonra büyüme bir süre için durur. Buna da ‘durma süreci’ denir. Bu sürecin de sonunda kılların yine büyüdüğü ‘büyüme süreci’ gelir ve bu böyle devam eder, gider. Durma sürecinde kıl kopar ve alttan gelen bir yenisi yerini alır. Yani bir kılın veya saç telinin ulaşabileceği en uzun boyutu bu büyüme sürecinin uzunluğu belirler. Kollarımızdaki kılları oluşturan hücrelerin büyüme süreci birkaç ay olarak programlanmıştır. Bu nedenle kıllar kısa bir süre içinde uzar, bir santimetre civarında bir uzunluğa geldiklerinde artık uzamazlar, belirli bir sürenin sonunda da alttan yenileri gelir. Diğer taraftan saçlarımızın büyüme süreci iki seneden altı seneye kadar değişir.
Eğer kesmezseniz bir metre hatta daha da fazla bir uzunluğa ulaşabilir. Saçlarımız üç aylık bir uzamanın ardından bir durma evresi geçirir ve bu sırada alttan gelen yeni saçlar eskilerini atar, yani dökülmelerine sebep olur. Bunu banyo yaptıktan sonra lavaboya dökülen saçlarınızdan anlayabilirsiniz. Bu yolla bir insan her gün 70–100 arasında saç teli döker.
Bizler sadece saçımızın, sakalımızın, koltukaltlarında ve ge-nital bölgelerimizdeki kılların uzadığını, kollarımız, bacaklarımız ve diğer yerlerdeki kıllarımızın uzamadığını düşünürüz. Gerçekte saçımız da uzamasını bir süre sonra durdurur ama bunun için bayağı uzun bir süre geçer. Vücudumuzdaki kılların her biri topraktaki çim gibi, derimizin altındaki kendi torbasında yetişir ve büyür. Bu torbalardaki yeni saç hücreleri kılların köklerini oluşturur.
Yeni hücreler oluştukça, eskilerini torbalardan dışarı iterler ve bu hücreler dışarı itildikçe canlı olma özelliklerini kaybederler, yani ölürler ve de kıllarımızın ve saçlarımızın bizim görebildiğimiz kısmını oluştururlar. Vücudumuzun hangi kısmında olduklarına bağlı olarak, kıl torbasında belirli bir sürede yeni kıl hücreleri üretilir.
Bu süreye ‘büyüme süreci’ denir. Sonra büyüme bir süre için durur. Buna da ‘durma süreci’ denir. Bu sürecin de sonunda kılların yine büyüdüğü ‘büyüme süreci’ gelir ve bu böyle devam eder, gider. Durma sürecinde kıl kopar ve alttan gelen bir yenisi yerini alır. Yani bir kılın veya saç telinin ulaşabileceği en uzun boyutu bu büyüme sürecinin uzunluğu belirler. Kollarımızdaki kılları oluşturan hücrelerin büyüme süreci birkaç ay olarak programlanmıştır. Bu nedenle kıllar kısa bir süre içinde uzar, bir santimetre civarında bir uzunluğa geldiklerinde artık uzamazlar, belirli bir sürenin sonunda da alttan yenileri gelir. Diğer taraftan saçlarımızın büyüme süreci iki seneden altı seneye kadar değişir.
Eğer kesmezseniz bir metre hatta daha da fazla bir uzunluğa ulaşabilir. Saçlarımız üç aylık bir uzamanın ardından bir durma evresi geçirir ve bu sırada alttan gelen yeni saçlar eskilerini atar, yani dökülmelerine sebep olur. Bunu banyo yaptıktan sonra lavaboya dökülen saçlarınızdan anlayabilirsiniz. Bu yolla bir insan her gün 70–100 arasında saç teli döker.
Saç ve kıllarımızın her birinin büyüme ve durma süreçlerine başlama zamanları farklı olduğu için, hepsi birden aynı anda dö-külmediklerinden devamlı olarak başımızda saç, vücudumuzda kıl olur. Hayvanlarda bu süreçler aynı zamanda başlayıp bittiğinden onlar yılın belirli zamanlarında tüylerini dökerler.(alıntı)
Ballı
saç maskesi:
Bal;
içeriğindeki besleyici maddeler özelliğiyle saçların yenilenmesini, güçlenmesi
ve doğal bir parlaklık kazanmasını sağlar. Size özel 10 dakikanızı ayırarak,
ekonomik ve etkili ballı saç maskeleriyle daha güçlü saçlara kavuşabilirsiniz.
Ballı Saç Maskesi için ;
Ballı Saç Maskesi için ;
Gerekli Malzemeler;
1 tatlı kaşığı süzme bal,
1 su bardağı ılık su,
Ballı
Saç Maskesinin Hazırlanışı ve Uygulanışı:
Saç türünüze
uygun şampuanla saçlarınızı yıkayıp durulayın.
Bal ve suyu
iyice karıştırın.
Karışımı;
ıslak saçlarınıza yedirerek sürün. Saçınıza bone takıp 15 dakika bekleyin.
Sürenin sonunda ılık suyla saçlarınızı durulayın.
Ballı
saç maskesini haftada 1 kez
uygulayabilirsiniz. (alıntı)
*
Yağlı
saçlar için maske:
— Aşırı yağlı
saçları hergün şampuanlamak uygun olur.
— Fazla yağı kesecek ürünler kullanılmalıdır. Yağlı saçları olanların kullandığı şampuanların asit derecesi PF 6.7 ve daha yüksek olmalıdır.
— Saçlarınızı iyice duruladığınızdan emin olun. Türü ne olursa olsun şampuan kalıntıları daha çabuk kir ve yağ toplar.
— Saçınızı mümkün olduğunca doğal olarak kurutun.
— Saçları çok fazla fırçalamayın. Fırçalamak yağlı saçlılarda yağın kafa derisinden aşağıya çekilmesine neden olur.
— Saçlarınızı asidik olarak durulamayı deneyin. Durulama suyunuza bir limon ya da bir bardak sirke karıştırın.
— Durulama suyuna alkol ekleyin. Alkolün yağı kurutma etkisi vardır.
— Saçınızı sulandırılmış çay ile durulayın.
— Saçınıza bira ile maske yapın. 10 dakika bekledikten sonra iyice durulayın ve tümünü saçınızdan uzaklaştırdığınızdan emin olun.(alıntı)
— Fazla yağı kesecek ürünler kullanılmalıdır. Yağlı saçları olanların kullandığı şampuanların asit derecesi PF 6.7 ve daha yüksek olmalıdır.
— Saçlarınızı iyice duruladığınızdan emin olun. Türü ne olursa olsun şampuan kalıntıları daha çabuk kir ve yağ toplar.
— Saçınızı mümkün olduğunca doğal olarak kurutun.
— Saçları çok fazla fırçalamayın. Fırçalamak yağlı saçlılarda yağın kafa derisinden aşağıya çekilmesine neden olur.
— Saçlarınızı asidik olarak durulamayı deneyin. Durulama suyunuza bir limon ya da bir bardak sirke karıştırın.
— Durulama suyuna alkol ekleyin. Alkolün yağı kurutma etkisi vardır.
— Saçınızı sulandırılmış çay ile durulayın.
— Saçınıza bira ile maske yapın. 10 dakika bekledikten sonra iyice durulayın ve tümünü saçınızdan uzaklaştırdığınızdan emin olun.(alıntı)
Canlı,
parlak güzel saçlarınızın olması dileğiyle…
Nazan Şara
Şatana
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder