YAĞMUR YAĞDIRAN TAŞLAR
YADA TAŞI - Soğuk taşlar
Taşlar kitabımı yazmaya başladığımdan beri taşlara
olan ilgim de arttı. Yağmurla ilgili araştırma yaparken Yada Taşlar’ına rastladım. İlgimi çekti. Nedir Yada Taşı ben bilmiyordum.
Sizler biliyor musunuz Bilmiyorum ama okurlardan bilmeyenler için aktaracağım.
Yada
Taşı Türk mitolojisinde geçiyor. Bu taş onlar için çok
şey ifade ediyormuş. Taşın yağmur yağdırdığına inanıyorlarmış. Taşın canlı
olduğunu da düşünüyorlarmış. Isısının olduğunu ve ölebileceğini!
Yada
Taşı’nı okurken şaşırdığım çok şey oldu. Bu taşları
nereden buluyorlarmış diye araştırdım. Ortaya yine enteresan bir şey çıktı. Taş; Geyiklerin başlarında, su
kuşlarının kursağında, yılanlarda, öküzlerin, koyunların karınlarında
bulurlarmış. Taşların o kadar çok marifetleri varmış ki; rüzgâr, yağmur, kar ve
dolu yağdırıyorlarmış.
Taşlar; yumruk büyüklüğünde olurmuş, makbul
olanları kuş şeklinde veya herhangi bir hayvana benzeyen olurmuş. Renkleri koyu
olurmuş, üzerlerinde damarlar bulunurmuş. Taşların kullanma süreleri varmış. Üç
yıl kullanıldıktan sonra su içine konulup öyle saklanırmış. Bu taşlarla ilgili
o kadar çok anlatılacaklar var ki ben kısa- kısa bazılarını hemen aktarmak
istiyorum. Altay dağlarında buzların arasında bulunurmuş bu taşlar, Altay
Türkleri oradan alır kuru sıcak yerlerde saklarlarmış. Bu taşları devamlı
kendilerinde barındırmazlar kullandıktan sonra aldıkları yerlere koyarlarmış.
Altay Türklerinin atlarını serinletmek için bu taşları yazın çok sıcak
günlerinde birkaç gün soğuksuda beklettikten sonra atlarının yelelerine
asarlarmış.
Yada
taşlarının yıldırıma karşı koruyucu özelliği de varmış. Değerli maden ve
taşların yıldırımı defettiğine inanıyorlarmış. Kaşkarlı Mahmut:
· Kimin
yanında kaş bulunursa ona yıldırım dokunmaz.
· Kaş
içinde hiçbir leke bulunmayan, saf ve ak bir taştır.
· Yüzüklere
konulur.
· Böyle
bir yüzüğü olan kimseye yıldırım dokunmaz.
· Çünkü
Kaş’ın yaratılışı böyledir.
· Kaş
bir beze sarılıp da ateşe atılacak olursa ne sarıldığı bez, ne de Kaş yanar.
· Bu
çok sınanmıştır.
· Susayan
kimseler, bir Kaş’ı ağızlarına alacak olurlarsa susuzlukları geçer. (alıntı)
Eski Türklerde bu taşlara kaş da denilirmiş. Kaş
deyimini bizlerde kullanıyoruz. Yüzüklerimizin taşlarına zaman – aman kaş demez
miyiz?
İslam Kaynaklarına göre; Hz. Nuh Türkistan’ı oğlu
Yasef’e verdiğinde, Yasef babasına;
“Ben bu kurak ülkede ne yaparım?” demiş. Nur
Peygamber de üzerinde ism-i azam yazılı olan Yada Taşı’nı vermiş ve bu taşla Tanrı’ya yalvarmasını yağmur
yağdırmasını söylemiş.
Çin kaynaklarına göre; Gök Türklerden önce, Türk
Kağanı olan Apangu’nun kardeşi doğaüstü güçlere hükmediyor, istediğinde yel
estirip yağmur ve kar yağdırabiliyordu. Bu da onlara, ataları olan Hun
Türklerinden gelmekteydi. Çünkü Hun Türklerinde düşmanlarına karşı kar, dolu,
yağmur yağdırarak, fırtına ve yel çıkartarak üstünlük sağlıyorlardı. (alıntı)
Okuduklarımızdan anlıyoruz ki, yağmur yağdırma
olayını sadece kuraklıkta kullanmıyorlarmış, savaşlarda da kullanıyorlarmış.
Ben Taşlar kitabımı bitirmeden taşlarla ilgili çok
şey öğreneceğim ve sizlerle paylaşacağım.
Nazan
Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder