3800 Yaşında, Yasaklanmış - Kafkasya
güzeli
Çinlilerden çok önce yaşamış bir kadın!
Görünümü ve kıyafeti bir çinli olmadığını gösteren
bir kadın!
Görünümüyle kafkasyalılara benzeyen bir kadın!
Yazı yazmak için devamlı araştırıyorum. Bazen bir
hayli ilginç şeyler buluyorum. Bu kimi zaman bir yazı kimi zamanda bir resim
oluyor. Bu gün bir resim gördüm ve şaşırdım. Bu bir mumya resmiydi. Şaşırtıcı derecede bozulmamış bir mumya ve
Asya’nın binlerce yıl öncesine uzanan, ışık tutan bir mumya!
İsmi de benim dikkatimi çekti.
Anne tarafından Kafkasya’lı yani Dağıstan’lı
olduğum için daha da ilgilendim.
İlgilenmemek ne mümkün! Zira mumya 3.800 yaşında…
Saçları duruyor, kirpikleri duruyor. Gözleri yarı
açık halde… Yüzünün çizgilerinin olduğunu yazmışlar. Resimler şaşırtıcı…
Mumyalarla birlikte eşyalarda bulunmuş. Bu
Kafasyalı Güzelden başka da mumyalar varmış.
Eşyalar için bilir kişiler:
İpek yolu’ndan çok önceki dönemlerde Avrupa – Asya arasında
ticaret yapıldığını varsaymışlar…
Bir haberde de şöyle yazıyor:
Tarim mumyaların keşfedilmesi, Kafkasya’dan gelen
yerleşimcilerin Çin’in bazı bölgelerine Wu Di’nin zamanından binlerce
yıl önce geldikleri düşüncesini güçlendirdi. Kısaca, Kafkasyalılar, Sincan
bölgesine Doğu Asyalılardan çok daha önce varmış.
Erkek ve kadın mumyaların bazılarında uçları uzun
şapkalar bulunmuş. Çantalarında tedavi amaçlı bitkiler bulunmuş. Tılsımlarda
varmış, ayinlerde kullanılan renkli çubuklarda…
Uygur Türk’lerinin bu mumyalara sahip çıkmamaları
için Çin Hükümeti mumyaların sergilenmesini istemediği için Amerika’da
sergilenecekken son anda çekilmişler…
Okuduğum
yazıyı aktarıyorum:
Xiaohe’nun Güzelliği, iki bin ile dört bin yıl
öncesine ait 150 adet eşya ile birlikte gömülen iki diğer mumyayla bulundu.
Mumya, ABD’de ilk olarak Mart 2010’da California’daki Bowers
Müzesi’nde sergilendi. Mart 2011’de ise Pennsylvania’da “İpek Yolu’nun Sırları”
adlı sergide yer alacaktı. Ancak Çin’in müdahalesi ile sergiden çekilmesi büyük bir
hayal kırıklığına neden oldu. Serginin başında bulunan Çin dili ve edebiyatı
uzmanı Victor Mair, AP haber ajansına yorum yapmayı reddetti.
Mumyaların görünümleri, Bronz Çağı’nda yaşamış bu
göçebelerin Hint-Avrupa dilleri konuştuğu ve Rusya veya Ukrayna’dan
gelmiş olabileceğini öne sürüyor.
Mumyalar, National Geographic Topluluğu’nun, insan
genetiğinin zaman içinde nasıl değişim gösterdiğini araştıran projesi
kapsamında incelendi. Projenin başındaki Spencer Well, Tarim Havzası mumyalarının
Çin’in batı bölgelerine kültürlerini, kendilerine özgü
eşyalarını ve genlerini getirdiklerini, hatta atı ilk evcilleştiren insanlar da
olabileceklerini belirtti.
Tarim mumyalarını 1993’ten beri inceleyen
Pennsylvania Üniversitesi öğretim üyesi Mair ise mumyalarla birlikte bulunan
bronz ve koyun kemiğinden yapılma eşyalara bakarak, Avrupalıların metalürji
alanındaki teknolojilerini Çin’e getirmiş olabileceklerine değindi.
Mair, yapılan gen çalışmalarından elde edilen
bulguların, “Batıdan gelen erkeklerle, Orta Asya’daki kadınlar arasında
bağlantı kurduğunu” ifade etti.
Tarim Havzasının çorak ve tuzlu toprakları,
günümüze ulaşan mumyaların birçok antik Mısır dönemine ait mumyadan daha iyi
korunmasını sağladı. Mumyaların yüz hatlarındaki çizgilerin bile belirgin
olması, bugün Pekin’i tedirgin eden teorileri güçlendirdi.
2007 yılında, Çin hükümeti National Geographic Topluluğu’nun
yürüttüğü gen araştırmasına izin verdi. Yapılan araştırmanın sonunda,
mumyaların Avrupa, Mezopotamya, İndus Nehri bölgesi ve henüz belirlenmeyen
diğer bölgelerden geldikleri anlaşıldı.
Daha da ilginci, bazı mumyalar, üzerlerine dokuma
kumaş giydirilerek gömülmüştü. Bu kumaşlar, İskoçya’nın kuzeyindeki yaşayan
klanların ölülerini gömerken giydirdikleri ekoseli kumaşa çok büyük benzerlik
gösteriyordu. Ancak ilginç detaylar bununla bitmedi.
Tüm bunlardan çok daha fazla gizeme sahip Tarim
mumyaları, Pekin hükümetinin fazla üzerine gidilmesini istemediği antik eserler
durumunda. Pekin’in bu konudan fazla bahsedilmemesini istemesinin bir diğer
sebebi de, Uygur Türklerinin mumyaları sahiplenmesi. (alıntı)
Hergün bir bilinmeyen bir bilinen oluyor ne güzel!
Bunun için ne yapmalı? Daha çok araştırmalı, daha çok okumalı ve daha çok
yazmalı…
Nazan Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder