9 Kumalak - 9 Taş oyunu
Dört Bin Yıllık Türk Zekâ ve Strateji Oyunu
Taşla oynanan bütün oyunlara mankala
deniliyormuş.
Kazakistan'da dokuz kumalak araştırmalarıyla tanınan Maksat
Sotayev, dokuz kumalaktaki taş kazanmak için rakibin taşlarını çift yapma
kuralını Türk inanç ve devlet sistemi ile mukayesesini yapmaktadır.
Sotayev'e göre, dokuz kumalak oyunundaki yutulacak
kumalaklar sayısının çift olması Türklerin geleneksel dünya görüşüne uygun
düşmektedir.
Eski Türkler göğü baba, yeri ana olarak kabul etmiştir veya
Nuh Peygamberin gemisine canlı türlerinin çift - çift alınması, hayatın
devamına başlangıç olmuştur.
Atanın gökteki yansıması güneş,
Ananın gökteki yansuması aydır.
Ayrıca atanın yerdeki yansıması dağ
Ananın yerdeki yansıması ise sudur.
Ayrıca Türkler "iki esas" fikrine göre, ülkelerini
de yönetmişlerdir.
Biz çocukken beş taş oynardık.
Kardeşim Ömer sevmezdi ben yinede zorlardım onu, oynaması için ikna ederdim.
İnanın hala o kadar hoşuma giden bir
oyun keşfetmemişimdir.
Ya çocukluğumun verdiği güzellik ve
enerji, ya da gerçekten çok sevdiğimden di, bilemiyorum. O zamanlar da şimdilerde
olan oyunlar ne gezer. Bilgisayar mı vardı ki, televizyon mu vardı?
Ne güzel bir buluş değil mi? Beş taş
oynamak. Küçük beş tane taşı alıyorsun uzun süre o taşlarla oynuyorsun… Ne
sinirin kalıyor, ne sıkıntın…
Ömer misket oynamayı severdi, ben
beceremezdim. Birde topaç vardı. Kardeşim işte bunda çok iyiydi…
Şimdilerde araştırıyorum, ne çok
güzellikler buluyorum. Mesela dokuz taş. Yani Kumalak oyunu…
Meğerse bu oyun önemliymiş.
Önemli olur tabi.
Türkler dünyanın en eski
kültürlerine sahipler… O zamandan bu zamana tabiki bir çok şey değişmiş,
oyunlarda değişenlerin arasında ama hala bazı yerlerde kumalak oynanıyormuş. Ama
çok az… Dört bin yıllık bir oyun; togiz kumalak denilen bu oyun ciddi bir
streteji istiyormuş, bayağı bir zekâ gerektiren bir oyunmuş.
Burada enteresan olan kumalak’ın ne olduğu.
Burada enteresan olan kumalak’ın ne olduğu.
Kumalak; koyun veya keçinin zeytine
benziyen siyah yuvarlar dışkısıymış. Önce çobanlar oynarlarmış. Birde, Kazak
türkçesinde bezelye, bilye gibi kumalaga benzeyen fal veya oyun taşlarında da
aynı ad kullanılırmış.
Bu oyunu:
Sokalar, Hunlar ve Göktürkler
oynarlarmış. Şimdilerde; bozkır hayatını seven, sürdüren; Kazak Kırgız, Türkmen
ve Altay Türk Halkları arasında halen varmış.
Şimdi bu oyunun nasıl oynandığına bakalım.
Şimdi bu oyunun nasıl oynandığına bakalım.
Oyun tahtası ve 162 taş gerekliymiş.
Şaşırtıcı ama böyleymiş.
Oyun tahtasına iki sıra olarak dizilmiş 97dan 18 çukur varmış.
Oyun tahtasına iki sıra olarak dizilmiş 97dan 18 çukur varmış.
Oyuncular kazandıkları taşları iki
de hazine bulunurmuş.
Başlangıçta her çukurda dokuz
kumalak olurmuş.
Kura çekilirmiş.
İlk oynayan; kendi tarafındaki
oyuktan dokuz taşı alırmış.
Birini aldığı oyuğa kormuş.
Saat yönünün ters istikametinde her
bir oyuğa birer taş barakarak ilerlermiş.
Elindeki taşları bitirirmiş.
Son taşı da rakibinin oyuğundaki
taşların sayısını çift yaparsa, o oyuktaki tüm taşları alırmış.
Aldığı taşları hazinesine koyarmış.
En fazla taşı alan kazanırmış.
Oyunun kuralları da varmış. Bu bir zekâ
oyunu olduğu için çok iyi düşünmek, anında karar vermek ve uygulamak
gerekiyormuş.
Oyun da bir çeşit satranca da
benzeyen durumları varmış. Çünkü bütün ihtimalleri hesaplamak gerekiyormuş.
Aslında çobanların başlattığı bu
oyun bir çeşit savaş streteji oyunu gibi olduğu içinde özellikle erkeklerin
beğenerek oynadıkları bir oyunmuş. Uzun bir süre unutulan ya da daha az talep
gören bu oyun şimdilerde gün yüzüne çıkartılması için bu konuda kitaplar
yazılıyormuş, dergilerde ve gazetelerde söz ediliyormuş.
Özellikle Kazakistan bu konuda ciddi
çalışmalar yapıyormuş.
Dokuz Kumalak Fedarasyonu kurulmuş
burada ve bu tür yarışmalar düzenlenmiş.
Bu yarışmalar Uluslar arası
yarışmalara kadar uzanmış.
Moğalistan’da okullarda öğretilmeye
başlanmış.
Çin, Karakalpakistan, Altay,
Karaçay-Balkar, Yakutiya’da ilgi görüyormuş, gençler arasında da yayılmaya
başlamış.
Türk’lerin yaptıkları, çoook eskilere giden çok güzellikler var, ben araştırmaya devam ediyorum. Buldukça sizlerle paylaşacağım.
Nazan Şara Şatana
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder