Amerika – Amerika’dan geldim demek!
*
Güya
yenidünya…
Amerika’yı,
gördükten sonra daha çok merak ediyorsunuz.
Yenidünya
deniliyor ya şaşırıyorsunuz.
İyide
bunu neresi yenidünya...
Her
şey çok eski – çok tanıdık
&
Amerika 1492’de keşfedilmiş. İngilizler, Fransızlar,
İspanyollar ve Portekizliler gelmişler. İngilizler bu büyük ve yeni kıtanın
sihrini en çok hissedenlerden olmuşlar. Çeşitli ülkelerdeki göçmenleri buralara
yerleştirmişler dolayısı ile kolonilerini kurmuşlar. Gün geçtikçe sayılarını
artırmışlar. Hatta Amerika’nın temelini onlar oluşturmuşlar.
Amerikan filmlerinde bu konu çok işlenmiştir.
Gemiler İngiliz’leri getirir oraya yerleşirler. Birde vali gelir o gemilerden
bilirsiniz. Valiyi kit atar kim atayacak İngiliz kralı atamıştır. Yenidünya
diyorlar ya yenidünyalarını buraya kurmaya başlarlar.
Yerlilerle savaşırlar. Bir film izlemiştim. Çok
etkilenmiştim. Gemiyle gelen subaylardan biri bir Kızılderili kıza âşık
olmuştu. Evlenmiş İngiltere’ye gitmişlerdi. O kızcağızın büyük şehirdeki
sıkıntıları, bilemezliği aktarılmıştı. Çok beğenmiştim. İki ayrı dünyanın
insanları tek birlikte paylaşımları aşklarıydı.
Bu konu ile ilgili yazılanlar içinde benim için en
kayda değer olanların başında İnsan hakları beyannamesi olmuştur.
İnsan Hakları Beyannamesi ilan edilerek demokratik
bir rejim kurulmuş ve Avrupa’ya örnek olmuş.
İnsan
Hakları Evrensel Bildirisi:
· Birleşmiş Milletler İnsan Hakları
Komisyonu'nun Haziran 1948'de hazırladığı ve birkaç değişiklik yapıldıktan
sonra 10 Aralık 1948'de, BM
Genel Kurulu'nun
Paris'te yapılan
oturumunda kabul edilen 30 maddelik bildiridir.
· Bildirinin
imzalanmasında, İkinci
Dünya Savaşı'ndan
sonra devletlerin, bireylere tanınan hak ve özgürlüklerin güvence altına
alınması konusunda birleşmesi de etkili olmuştur. Eleanor Roosevelt bu bildiriyi:
"Bütün insanlık için bir Magna
Carta
(Magna Karta)" olarak tanımlamıştır. Bildirinin imzalandığı 10 Aralık, Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanır.
· Bu bildiriyle,
yalnızca demokratik anayasalarla tanınan temel medeni ve siyasi haklar değil,
ekonomik, toplumsal, kültürel haklar da genel tanımlarla belirli hale
gelmiştir. İlk grup haklar arasında, yaşama, özgürlük ve kişi güvenliği gibi
haklarla birlikte, keyfi tutuklama, hapis ve sürgünden korunma, bağımsız ve
tarafsız mahkemelerde adil ve kamuya açık olarak yargılanma hakkı ile düşünce,
vicdan, din, toplanma ve örgütlenme özgürlükleri bulunur.
Sosyal
güvenlik, çalışma, eğitim, toplumun kültürel yaşamına katılma haklarıyla
bilimsel ilerlemenin ürünlerinden yararlanma hakkı ise, bildiriyle getirilen
yeniliklerdendir. (alıntı)
Bunları
okuyunca ve Amerika’da bir süre kalınca düşünmeniz gerekiyor. Yazılanlar ve
gördükleriniz! Değerlendirmeler sizlere kalıyor haliyle…
Amerika farklı bir ülke... Gerçekten onu nasıl
anlatmalı sizler onu biliyorsunuz. Orada bir farklılık mı vardır ki, zenginler
çocuklarının orada dünyaya gelmesini isterler. Amerikan vatandaşı olsun diye
hamileliğin son aylarında doğruca oraya giderler. Hiç anlamadım anlamayacağım.
Oradaki üniversiteler bizlerdeki üniversitelerden farklı neler verir hiç
bilemem. Mutlaka çok iyi üniversiteleri vardır ama bizde de fevkalade
üniversiteler yok mudur? Var tabi olmaz mı? Bütün gençlerin hayali Amerika’da
eğitim görmek. Ben asıl nedeninin Amerika’da eğitim görmüşlerin Türkiye’de daha
kolay iş bulacaklarına inandıkları için istediklerini düşünürüm. Bizler yabancı
rahatsızlığı olan bir milletiz. Rahatsızlık derken sakın yanlış anlaşılmasın
beğenme anlamında benim tarif ettiğim yabancılık… Onların yaptıklarının
bizlerden iyi olduğunu düşünerek hareket ettiğimiz den; iş müracaatında
memleketimizin en iyi üniversitelerinden birinden mezun olmuş olsa bile bir
gencimiz, Amerika’daki vasat bir üniversitede mezun olanı tercih ederiz. Niye?
Turizmde de böyle oldu maalesef onları istedi işverenler.
Ne yazık ki çoğu büyük zararlara uğradı. Onların mantaliteleri farklı. Onların
eğitimleri farklı dolayısı ile turizme bakış açıları da farklı.
Biz Los Angeles’te kaldığımız otelin halka
müdürünün bir Türk olduğunu öğrendiğimizde ona sormuştuk.
“Kaç senedir burada çalışıyorsun?”
“Okul bittiğinden beri buradayım. Çok uzun
yıllardır Halka İlişkiler müdürü olarak görev yapıyorum. Türkiye’de olsaydım
çoktan Genel Müdür veya Genel koordinatör olmuştum. Orada çok kolay...
Arkadaşlarım diyorlar ki. Amerika’dan geldim orada eğitim gördüm, ya da
çalıştım demen yeterli.”
Öylemi? Demiştim o zamanlar bunları anlatan
turizmciye Türkiye’de turizm yapan biri olarak. Öyle mi?
“Amerika hakkında neler yazılmaz ki. Ben sadece bu
gün kuruluşundan sizleri bilgilendireyim istedim. Neden uzaklardakine hep hayranızdır
çözemedim. Çözemeyeceğimde herhalde!
Nazan
Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder