Ben ve kitaplarım
Kitaplarımın hikâyelerini anlatmak istiyorum
sizlere…
Bu kitap özetlerini anlatacağım anlamına gelmesin.
Ben kitap yazarken neler hissettiğimden söz etmek istiyorum…
Bütün kitaplarımda garip duygular yaşadım. Ben
yazı yazarken, hele romansa kesinlikle dışında kalamıyorum. Sizlere aklıma
gelen birkaç olayı anlatmak istiyorum.
Asar Şamil ve Rus Terzi kitabını yazıyorum. Genelde
geceleri çalışırım. Gecenin bayağı geç saati. Kış günü. Dışarıda kıyametler
kopuyor. Yağmur, fırtına, gök gürültüsü… Ben kaptırmışım Asar Şamil’le
yollardayım. Moskova’dan, Türkiye’ye geliyorum… Trenin ara yeri olan kompartımanların
kapı çıkışlarındaki uzun koridor var ya işte orada Asar Şamil pencereden
dışarılara bakıyor. Tam bir dönemece geliyor tiren, viraj misali yarım yuvarlıktayken
Asar’da biraz önce pencereyi aşağıya indirmiş, keskin buz gibi memleket
kokusunu içine çekmek istiyor. Dağıstan yakınlarından geçiyor tren. O viraj
dediğim yere girdiği için trenin baş kısmı düşünün büyük C modeli bir yolun
başında, düdüğü ile birlikte kara dumanı da yoğun olarak çıkıyor… Döndüğü için
duman Asar Şamil’in olduğu yere yoğun olarak geliyor. İşte tam o anda ben o
kukuyu, ziftle karışık duman kokusunu ve tadını aldım. Bir anda nefes alamaz
oldum. Elimi sislerden simsiyah olduğunu düşündüğümden burnuma götürdüm ve
elime baktığımda aklım başıma geldi. Ben orada değildim. Ben bilgisayarın
başında Asar Şamil ve Rus terzi kitabımı yazıyordum. İrkildim. Ne olmuştu bana.
Korktum aynı zamanda. Hemen ayağa kalktım. Birkaç dua okudum. Sonra sabaha karşı
olduğundan bilgisayarımı kapattım.
&
Bu gün Asar şamilden söz etmek istiyorum
anlaşıldı. Başka bir kitabımdan söz edecektim içime sinmedi. Sonra devam ederim
bir başka zamanda yazarım diğerlerinin hikâyelerini. Asar Şamil ve eşi Sümeyra
Moskova’dalar bilinmeyen birileri tarafından alıkondular. Soğuk Moskova gecelerinin
birinde, bir yerin altında çok altında mahzen gibi bir yerde, karanlığın içinde
oturacakları da hiçbir şeyin olmadığı bir yerdeler… Soğuğun çok fazla olduğu bu
yerde karı koca birbirine sarılıp ısınmak için bekliyorlar. Korkuyor ve üşüyorlar.
Donmamak için ciddi uğraş içindeler. Zıplıyorlar, hareket ediyorlar. Asar Şamil
uyumaması için Sümeyra’yı devamlı konuşturuyor. Tam bu sahneleri yazıyorum. Çok
ta yorgunum. Uykum geldi, başım ağrıyor, kendimi çok bitkin hissettim. Devamını
yarına erteleyerek bilgisayarımı kapattım. Yattım. Bir süre sonra hemen uyumam
gerekirken uykuya dalamadığımı fark ettim. Aklım bir alt kattaki bilgisayarımda
kalmış durumda. Sümeyra ve Asar Şamil orada soğukta donmamak için hareket
ediyorlar. Uyuyamadım. İnanın bana uyuyamadım. Sizlere çok garip geldiğini
biliyorum. Bu kadın delirmiş diye düşüneceğinizi tahmin ediyorum. Yapamadım.
Kalktım. Kahve yaptım kendime. Uykumun dağılmasını sağladım. Bilgisayarın
başına geçtim. Onların orada çıkmalarını sağladım. Sıcak bir yerde sıcak bir
ortamda onları bıraktıktan sonra ancak uykuya dalabildim.
Ben böyle yazıyorum kitaplarımı. Belkide sizlere
normal gelmiyordur ama öyle ne yapayım. Bütün kitaplarımda yaşadıklarımı
sizlere zaman – zaman buradan aktaracağım. Kesinlikle benim hakkımda çok
hayırlı şeyler düşünmeyeceksiniz. Bu kadın kitabın kahramanını kendi sanıyor
herhalde diyeceksiniz. Bilemiyorum.
Belki de öyle hissettiğim için yazabiliyorumdur.
Masallardaki güzel olanların sizlerin olmasını
diliyorum…
Nazan
Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder