19 Ağustos 2017 Cumartesi


Antalya – Kaleiçi

Keleiçi restorasyon çalışmalarından dolayı Turizm Bakanlığı'nı 28 Nisan 1984 de FİJET tarafından Altın Elma (Turizm Oskarı) ödülü verilmiştir.

Antalya’nın dünyaca da tanınan bölgesi Kaleiçi adını yalın bir gerçekten, muhteşem Helenistik, Roma Bizans ve Selçuklulara ait surlarla çevrili olmasından almış.



Uzun yıllar önce Antalya’ya taşındığımızda bana masalsı bir şehir gibi gelmişti, bu Akdeniz’in en güzel şehri. Palmiyeli caddeleri beni büyülemişti, denizi, çarşıları, insanları… Bana her şey yeniydi, enteresandı…
Bu şehri; daha öncelerde turist olarak geldiğimde, alıcı gözle bakmadığımdan olsa gerek! Taşındığımızda fark etmiştim. Ne kadar gariptir ki, Antalya’yı görür görmez sevmiştim.

Sonra kaleiçine gitmiştik.
Kaleiçi beni çok etkilemişti.
Dar sokakları, pansiyonları, Osmanlı konaklarına benzeyen evleri, binaların altındaki turistik eşya satan küçük mağazaları, turistleri, eğlence yerleri…
Değişikti ve çok güzeldi.

Halada öyle tabi ben ilk izlenimlerimi anlatmak için böyle ifadeler kullanıyorum.
Yine Antalya’ya gittiğimde kaleçine sıklıkla gidiyorum çünkü. Seviyorum oraları. Nasıl sevmem ki. Her tarafından tarih fışkırıyor…

Türkiye’nin bütün şehirlerini tek – tek incelediğinizde eski uygarlıkları görüyorsunuz. İnanın Antalya için bu biraz daha farklı. Antalya’yı tanımaya çalıştığınızda; antik çağlardan, bu güne kadar yaşanmışlarlar çok ve çok değişik!

Antalya denilince aklımıza turim geliyor ama Antalya denildiğinde akla gelebilecek diğer büyük değerde antik kentleri…
Bir turizmci ve bir yazar olarak bana çok hitap eden bir şehir. Oradan kopmama imkân yok, onun içinde zaten Antalya ve İstanbul’da ortak yaşıyorum…
Bu sıralar, yani turizmi bıraktıktan ve yazılarıma ağırlık verdikten sonra; yazları bir süre gelemiyorum.
Sıcak beni perişan ediyor o kadar.

Antalya’lılar; bağlara, yaylalara gidiyorlar. Turistlerde zaten güneş, deniz ve kuma geldikleri için hiçbir problem olmuyor…

Antalya, Akdenizin incisi, Kaleiçi’de Antalya’nın değerli bir taşı…
İsmini siz koyun ama mutlaka kıymetli bir taş olsun…



Nazan Şara Şatana


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder