BİR TURİZM RÜZGÂRI
Turizmde yirmi yıl
İnanılmaz hatıralar.
İnsanlar gelirler, insanlar giderler.
Gelirken enerjileri ile
gelirler, enerjilerini size bırakır yenilenmiş olarak dönerler.
Turizm başkadır.
Farklıdır. Güzeldir. Heyecanlıdır. Gariptir. Yorucudur. Hata affetmez.
Herkes dinlenirken sizler çalışırsınız
acıtır.
Sıcaktır herkes serinler
siz üstelik ciddi giysiler içinde olursunuz.
Yemek yiyecek zaman
bulamazsınız, o kadar yemenin içinde, bazen de susuzluktan boğazınız kurur bir
bardak su alacak bile zamanı zor bulursunuz.
Yine de güzeldir. Sizi
dinamik tutar.
Canlandırır. Heyecanlandırır.
Yeni insanlar ve yeni
insanların sizinle geçirdiği yeni saatleri olur… Karışık karma karışık duygular
olur içinizde.
Onları memnun etmektir
derdiniz.
Bir çeşit ev sahibisinizdir
onlarda misafirdirler.
Ama çok misafirdirler!
Bilinçli istekli misafirdirler…
Kalabalıklıkların arasında
bazen kendinizi o kadar yalnız hissedersiniz ki.
Oysa tesiste yaşıyorsunuz
eviniz gibi. Sayısız personeliniz var. Bine yakın misafir sayınız var.
Esnaflarınız var,
taşoranlarınız var, dükkânlarınız var. Su sporları var. Varda var.
Üstelik hepsi sizin
gözünüze bakalar.
Ama siz kalabalık arası
yalnızlığı yaşarsınız.
Yanınızdakilerin sizin çok
uzağınızda olduğunu fark edersiniz.
Denizin yanında olan
tesisin akşamları ayın şavkı vurduğunda yakamozların hareketlerinde misafirler
resim çekerler, hatta çığlık atarlar. Belki de onların geldiği yerde deniz bile
yoktur.
Varsa da bu sahneyi
görmemişlerdir.
Onların hayranlıkla
baktığına siz öylesine bakarsınız.
Size ne ifade eder ki.
Siz her akşam onu
görüyorsunuz zaten. Animasyona gidersiniz. Orada olacaksınız, kontrol
edeceksiniz.
Üstelik çalışanlarında
sizi görmesi gerek iyi olur.
İyide o kalabalık, o
müzikler o danslar sizi hiç ilgilendirmez ki yani siz iş için oradasınız sadece
görevinizi yaparsınız. Çünkü siz eğlenen değilsiniz, eğlendiren tarafındasınız.
Keyif bunun hiçbir yerinde
yoktur.
Beklersiniz zaman
doldurmayı bekleyenler gibi.
Sonra sıra disko faslına
gelmiştir ki. İçeri girdiğinizde müzik sizin kalp atışlarınızı hızlandırır. Çok
kalmazsınız. Şöyle bir bakarsınız etrafa. İnsanlar çok mutlu, dans ediyorlar,
eğleniyorlar. Çoğunlukla birileri ile kalabalık içinde kalabalıklar.
Sonra siz kısa kalırsınız
orada dışarı çıkmak hava almak istersiniz ki disko oysa üstü açık havadar bir
yerdir.
Siz oradan biraz daha
hızla uzaklaşmak istersiniz, son olarak etrafı da dolaşmalı diye düşünürsünüz.
Bahçe büyüktür aralarında
serpilmiş olan evlerdir misafirlerin kaldığı yerler. Bakarsınız ışıklar azdır.
Muhtemelen ya uyumuşlardır ya da diskodadırlar diye düşünürsünüz. Ardından resepsiyondakilerle,
gece müdürü ile konuşursunuz.
Ondan sonra lojmana
gidersiniz. Her şey yolunda ise, misafirlerin yüzü gülüyorsa, personelin huzuru
yerinde ise tamamdır
Yuppii işte şimdi
kalabalıktasınız.
Ailenizin yanındasınız.
Normal ev hayatındasınız.
Ev giysilerinizi
giymişsinizdir, makyajınızı silmişsiniz.
Televizyonu açmışsınızdır.
Haydi, ailem dediklerinize
sarılmış, televizyona gecenin o saatinde başlamış olan filmin son sahnelerine
gelmiş bile olsa aldırmaksızın dışarıyı unutmuş, hengâmeyi aklınızdan silmiş.
Küçük kalabalığın içinde kocaman kalabalığınızla gülümsemeye başlamışsınızdır.
Dünyada en güzel kalabalık
insanın ailesi…
Hele de işinizi gönül
rahatlığı ve güzelliği ile yapmış ve evinize gelmişseniz…
Dünyada huzur ve sevgi
bulduğu yer ailesinin yanı insanın. Sizi kimse arayıp herhangi bir problemden
de söz etmiyorsa…
Tekrar Yuppii…
Allah kimseyi
sevdiklerinden ayırmasın. Hep ailesi ile birlikte yaşatsın.
İyi günde de kötü günde
de…
Turizm işte böyle
güzeldir.
Siz neresinden bakarsanız
onu görürsünüz. Sanıyorum biz çalışanlar benim penceremden bakıyoruz.
Şimdi artık bir turistim
ama ne yazık ki her gittiğim tesiste çalışanları ve yaptıklarını izlemekten
tatilimin tadına varamıyorum. Olsun bu da güzel…
Nazan Şara Şatana
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder