Dikkat – Dikkat
Onlar Üstün Zekâlı Çocuklar…
Ben sizlerin bildiği gibi yazardım ama aynı zamanda da turizmciyim…
Benim Housekeeper arkadaşlarımdan biri olan Hacı Ünlü’nün oğlu doğduğu
zamandan beri farklı bir çocuktur.
Hacı Beyin anlattıkları beni her zaman heyecanlandırmıştır.
Gerçekten akranlarından bir hayli farklı bu çocuk…
Hareketleri farklı, düşüncesi, konuşması, şaqtıkları bir hayli
şaşırtıcı…
Bu çocuk üstün zekâlıydı. Bu belliydi. Önceleri acaba bunu anne
baba abartıyormu diye düşünmüştüm. Herkesin çocuğu kendine farklı, akıllı üstün
zekâlı gelir!
Bu öyle değildi.
-
İki yaşında rakamları tanıyordu,
-
Kendi - kendine okumayı öğrenmişti.
-
Cevabı zor soruları cevaplandırıyordu.
Hani aklı vücuduna fazla geliyor denilir ya öyleydi. Annesi ne
yapacağını bilmez halde, bir dakika dahi yerinde durmayan oğlu ile uğraşıyordu.
Yıllarla birlikte bu haşarı bir o kadar akıllı çocuğun, bu üstün
zekâlı yavrunun, okul zamanı geldiğinde bir sürü şeyler yaşandı.
-
Çocuk okuldaki arkadaşlarından çok farklıydı.
-
O okuyordu.
-
Matematikde dahiydi.
-
Her konuya vakıftı ve her şeyden çabuk sıkılıyordu.
-
Neticede bir sürü testlerle bu çocuğun farklı olduğu kesinleşti…
Hacı Bey ve Sevil Hanım şaşkındılar. Açıkçası ne yapacaklarını da
pek bilemiyorlardı… Onların bu halleri
bende bu konuya ilgi duymama sebep oldu…
Araştırma yapmaya karar verdim.
Neydi – Ne demekti üstün zekâlı çocuk!
İlk
başta üstün zekâlı çocuklar nasıl oluyordu?
Yaygın kabul gören zekâ
testlerinde 130 ve üzeri puan alan çocuklar üstün zekâlı, 140’ın üzerinde puan
alanlar dahi kabul edilirmiş.
Ancak her üstün zekâlı çocuk bu
testlerde zekâ düzeyini tam olarak yansıtamayabilirmiş.
İlgimi çeken bu konuda araştırmalara başladım. Şaşırdığım
çocuklardan bazılarını sizlere paylaşmak istedim.
Bir
deha:
Yürümeye altı aylık
başladı,
Bir yaşında konuştu,
Üç yaşında gördüklerini üç
boyutlu çizmeye başladı,
Yaşıtları ilkokula
başladığında o lise son kimya sorularına cevaplar veriyordu.
Şimdi yedi yaşında;
O şimdi bir üniversite
öğrencisi…
O Singapurlu bir anne ile
İrlandalı bir babanın oğlu.
Onun ismi Ainan Celeste ve
o dünyanın en küçük üniversite öğrencisi…
Bir
başkasından da söz etmek istiyorum.
Dört yaşında roman okumaya
başladı.
İki kitabına üçüncüyü
ekledi.
Fantastik konular işledi.
‘Her çocuk kitap yazabilir
diyor ve ilave ediyor; Sorun ellerimizin beynimize göre yavaş kalması… İnsanlar
saniyede kırk kelime duyabilir, 120 kelime düşünebilir ama sadece iki kelime
yazabilir.
İngiltere’de 11 yaşındaki
dahi çocuk Michael Dowling, üç dil öğrendi…
İngilizceyi çok etkin
kullanıyor.
Dowling 170 puanlık IQ’su
sayesinde yunanca, Latince ve İbranice biliyor.
Çince öğreniyor…
Boş zamanlarında fizik
çalışıyor.
Bunlar beni çok şaşırttı. Böyle o kadar çok örnekler okudum ki…
Bizde üstün zekâlı çocukları biliriz. Bazılarını okumuşuzdur, ya da anlatılmıştır. Böyle birebir içinde
olunca daha ciddi araştırmalar yapmak durumunda kalıyorsunuz.
Bu
zeki çocukların; AQ – EQ – SQ yüksek oluyormuş.
Zekâ,
Pratik zekâ,
Kıvrak,
Zekâ sözel,
Tehlike anında pratik,
Zekâ yapay,
Zekâ yaratıcı,
Zekâ bölümü,
Zekâ derecesi,
Zekâ geriliği,
Zekâ katsayısı,
Zekâ oyunları
Bir
açıklama da şöyle:
a) Zekâ
tanımları,
b)IQ tanımları,
c) EQ
tanımları,
d)
SQ tanımlarının detaylı anlatımları…
IQ;
kişisel zekâmızdır.
Beyinsel zekâmızdır.
Doğuştan gelen bir
özelliktir.
Bunu zamanla yükseltme
oranımız diğer zekâlara göre daha az konumdadır.
IQ beynimizin sol lob
undan!
Burada ‘beyin-lob’
bunlardan söz edilecektir. Ve geniş şekilde bilgi verirken bir anda bilgi almak
için çocuklardan herhangi birine de soru sorulabilinecektir.
Beynimiz, dikey olarak 2
ana bölümden oluşur ve kalıcı öğrenme bu ikisinin kullanılmasıyla gerçekleşir.
Bir
tanımlama;
Beyninin her iki yarısını
da etkili bir şekilde kullanabilen ve gerektiğinde birinden diğerine kolaylıkla
geçebilen insan’ başarılı biridir.
Beyin hücreleri arasındaki
bağlantıları gelişmemiş insanlar, beyinlerine ne kadar bilgi yığmış olurlarsa
olsunlar; ‘düşünce, muhakeme ve akıl yürütme becerileri gelişmemekte, bu yüzden
de eğitilmiş olarak kabul görmemektedirler.
Beynimizin sol lob’u; daha
çok matematik, dil, sayılar, konuşma, analiz ağırlıklıdır.
Mantıkla hareket eder.
Statiktir ve detaycıdır.
Sağ
lob ise;
Hayal gücü, renkler,
sanat, ritim, boyut, sentez ağırlıklıdır.
Sağ lob, sol lob’a göre
daha çabuk ve etkili öğrenir.
Mucitlerin ve sanatçıların
ağırlıklı olarak beyinlerinin sağ lob’larını kullanırlar.
EQ;
Kişilerin duygusal zekâları…
Sözel konularda daha
başarılı olurlar ve beynin sağ lob. Kullanırlar.
Kişilerin çevre ile
iletişimini sağlaması EQ’ un genel özelliklerinden olmaktadır.
Kişilerle olan ilişkimizi
düzenlemekte bunu kullanabiliriz.
Duygusal zekâ IQ ya göre
daha fazla arttırabilmek imkânımız vardır.
Bunu çocuklukta etrafa
konuşmayan bir kişinin ilerde çevresi ile daha iyi ilişkiler kurduğunu fark
etmişizdir.
Buna örnek olarak
kendimizi de gösterebiliriz.
Gün geçtikçe çevremizle
daha iyi diyaloglar kurabiliyoruz.
Buda EQ’ un daha rahat geliştiğini
gösteriyor. Çevremiz ile diyaloglara özen gösterip sorunları çözebiliriz.
SQ;
Kişilerin ruhsal zekâsıdır.
Kişiler bunu kendi
içlerindeki ruhsal denge, ruhsal zekâ olarak tanımlayabiliriz.
SQ, bizim IQ ve EQ
değerlerinin toplamı olarak da değerlendirebiliriz.
Ruhsal dengemizi sağlamak
için IQ ve EQ’ un düzenli olması gerekir.
Yine aynı şekilde
eşitliğin diğer tarafı yani SQ artığı takdirde IQ ve EQ düzeyinde de artma
meydana gelecektir.
Bunu ise EQ ya göre daha
çok yükseltebiliriz.
Kısaca;
Sağ beyin (lob);
Duygusallığı, yaratıcılığı, seslere ve renkle, hayal gücüne, sezgilere ve soyut
algılamalara daha yatkın çalışırken,
Sol beyin (lob); mantıklı,
sistematik ve analitik düşünmeye, yazı ve sayılara, ölçme – değerlendirme ve
eleştirmeye daha yatkın olar çalışmaktadır.
1. Bununda
bir örneğini verelim; Zeki ama başarısız insan görmek çok zor değildir. Bunun
sebebi EQ dur. Çevresi ile iyi bir iletişim kuramadığından dolayı ders
çalışması gerektiği konularda başarısız kalır.
2. Zeki
olmayan fakat başarılı kişilerin temel kaynağı da buna dayanmaktadır. Çevre ile
ilişkileri iyi olan EQ yüksek olan kişilerde de başarılı olamadıkları olun
bunun sebebi!
3. SQ
dur. Ruhsal dengesini sağlayamadığından dolayıdır.
Minik
bir hatırlatma;
IQ sorunlarda tepkisiz
kalır. Tepki vermez.
EQ şaşırır ama ne yapacağı
konusunu tam olarak çözemez.
SQ
bu iki zekânın kavramı olduğundan dolayı sorunu çözer. Bir hatırlatma daha;
Zekâ çeşitleri bununla
sınırlı değildir.
Daha birçok zekâ çeşitleri
bulunmaktadır.
En çok karşımıza çıkan ve
bize gerekli olan bu üç zekâ çeşididir.
Burada en önemli söz şu olmalıdır.
‘Kullanılan
özellikler artar, kullanılmayan özellikler azalar hatta yok olur.’
Zekâ tanımını yapmaya devam ettiğimizde:
Zekâ; Kişinin zihinsel
becerileri ve bilgi dağarcığını öğrenmek, problem çözmek ya da toplumda değer
gören sonuçlara ulaşmak için kullanabilmesi olarak tanımlanıyor.
Zekâ
testi nedir?
Kişilerin zihinsel
becerilerini ölçebilmek ve onları zihinsel beceri konusunda diğer insanlarla
karşılaştırabilmek amacıyla geliştirilen ölçümlerdir.
Minik
bir bilgi; (tarih)
Zekâya ilişkin öne sürülen
ilk fikirler ve kişilerarası zihinsel becerileri karşılaştırabilme motivasyonu(isteklendirme)
tarih öncesinde 2200’lü yıllara dek uzanıyor.
Bu tarihlerde, Çinli hükümdarların hizmetçi alımlarında geniş
çaplı yetenek testleri uygulatıldıkları biliniyor.
Araştırdıkça bu konu ile ilgili çok bilgilere ulaşabiliyorsunuz.
Ben Hacı’nın oğlunun fazla akıllı olmasından esinlendim, araştırdım. Kimbilir
sizlerinde komşularınızda, ya da akrabalarınızda belki de kendi evinizde böyle
dahi çocuklar vardır.
Çiçeğe, suyunu, güneşe olan sevdasını kesmesseniz, solmaz, yaşar,
büyür ve güzelleşir… Akılda aynı.
Üzerinde durulmazsa, körelecektir.
Ya da akıl başka zararlı şeylere kayacaktır.
Bilinen bir şey varsa, böyle farklı çocuklara çok dikkat edilmesi
gerektiğidir.
Onların eğitimleri zor, algılamaları çok hızlı, çok zeki oldukları
için hızlı öğreniyorlar, çabuk sıkılıyorlar…
Nazan
Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder