Dürüst olmak!
İyi olmak, dürüs olmak bana göre çok önemli bir şey değildir.
Ben şöyle düşünürüm.
İyi olunur zaten. Neden kötü olunacak?
Bir türlü akıl erdiremiyorum. Başkalarının malında, mülkünde, özelinde, işinde gözü olanları!
Anlayamıyorum bilerek ve isteyerek
kötülük yapanları. Bilerek isteyerek yalan söyleyenleri, yardım etmeyenleri,
devamlı hayır diyenleri.
Nedeninin ne olduğunu?
Neden böyle duyguları olduğunu?
Neden art niyetli olduklarını
anlamıyorum.
Açıkçası çok da anlamak için uğraşmıyorum.
Muhakkakki hatalar bizler için.
Muhakkak ki yanlışlar yapacağız.
Ama…
Bir durup düşünmemiz gerektiğini
bileceğiz. Çok gençtik hatalar yaptık,
bir kere hatalar yaptık, bilemedik dahalarca hatalar yaptık.
Tamam, hala tekrarlanan hatalar
neyin nesidir.
Hangi vicdandır, hangi merhamet
duygularıdır, hangi insan olma halidir!
Ben bilmiyorum. Bilmekte
istemiyorum. Yazı yazmam gerektiği için yazıyorum. Yoksa benim böyle
insanlarla işim olmaz.
Osmanlı hikâyelerine meraklıyım
biliyorsunuz.
Bu gün aşağıda aktaracağım yazıyı okuyunca, ne yazıkki,
ne kadar kötü ama söyleyeceğim.
Ne yazıkki, şimdi olsa dedim!
Sonra düşündüm.
Şimdi olsa - birkaç insan gibi insanlar!
Adamın parasını toplamak için yardım
ederler – mi? Ederler herhalde!
Denize atlarlar mı?
Kış günü!
Yok canım haydi sende! Ben
atlarmıyım? Atlamam. Dürüst bir itiraf…
İşte böyle olunca Osmanlı
diyoruz – Türküz diyoruz – biz büyüğüz diyoruz.
İyide niye şimdi olsa diye tereddütdeyim! Niye?
İnsanlığımızı niye yitirdik diye soruyorum kendime!
Niye para diye aklımızı kaybeder
hale geldik, niye?
Aslında niyeleri hepimiz biliyoruz.
Parayı çok sever olduk.
Dünyanın yalan olduğunu unuttuk, bu dünyadan
giderken ne kadar artılarımız olursa o kadar iyi olacağını hatırlayamadık.
&
Sizlere
Osmanlı dönemi yaşanan bir olayı
anlatmak istiyorum. Avrupa’lı
bir yazarın arkadaşının başından geçen bir olayı aktarmaya çalışacağım.
Yazarın
arkadaşı bin kuruşunu koyduğu bir torba ile İstanbul’da bir yerden bir yere giderken, torbanın ağzı açılmış, paralar etrafa saçılmış hatta bir kısmıda
denize düşmüş. Para sahibi telaşlanmış. Çünkü hemen etrafı insanlarla sarılmış. Adam korkmuş,
paralarını alacaklarını
düşünmüş. Sonra bir bakmış;
gelenler yerdeki paraları topluyorlar ama kendileri almıyorlar
para sahibine iade ediyorlar, bu arada bir iki kişi de
denize atlamış denize düşen paraları da toplamış.paraları shibine vermişler. Adam hala kuşkulu,
bir o kadar şaşkın olanları hayretle izlemiş. Belli etmeden de parayı
saymış. Bütün paraları tamamış. Gerçekten şaşkına dönen adam nasıl teşekkür edeceğini bilememiş hemen parayı toplayanlara para teklif etmiş. Asla kabul etmemişler.
Bunun normal bir şey olduğunu yardım etmek durumunda olduklarını bunun fevkalade bir şey
olmadığını söylemişler ve gitmişler. Adam elinde para çıkını ile adamların arkasından baka kalmış.
İşte o
zaman bir kez daha Türk’lerin ne kadar büyük bir ulus olduğunu düşünmüş.
Bu
anlatı beni her zaman düşündürür.
Şimdilerde
kim toplar, kim denize atlar, kim yaptığı
iyilikten karşılık beklemez – Kim?
Nazan Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder