19 Ağustos 2017 Cumartesi


Dürüst olmak!

İyi olmak, dürüs olmak bana göre çok önemli bir şey değildir.
Ben şöyle düşünürüm.
İyi olunur zaten. Neden kötü olunacak?



Bir türlü akıl erdiremiyorum. Başkalarının malında, mülkünde, özelinde, işinde gözü olanları!
Anlayamıyorum bilerek ve isteyerek kötülük yapanları. Bilerek isteyerek yalan söyleyenleri, yardım etmeyenleri, devamlı hayır diyenleri.
Nedeninin ne olduğunu?
Neden böyle duyguları olduğunu?
Neden art niyetli olduklarını anlamıyorum.

Açıkçası çok da anlamak için uğraşmıyorum.
Muhakkakki hatalar bizler için.
Muhakkak ki yanlışlar yapacağız.
Ama…
Bir durup düşünmemiz gerektiğini bileceğiz. Çok gençtik hatalar yaptık, bir kere hatalar yaptık, bilemedik dahalarca hatalar yaptık.

Tamam, hala tekrarlanan hatalar neyin nesidir.
Hangi vicdandır, hangi merhamet duygularıdır, hangi insan olma halidir!

Ben bilmiyorum. Bilmekte istemiyorum. Yazı yazmam gerektiği için yazıyorum. Yoksa benim böyle insanlarla işim olmaz.

Osmanlı hikâyelerine meraklıyım biliyorsunuz.
Bu gün aşağıda aktaracağım yazıyı okuyunca, ne yazıkki, ne kadar kötü ama söyleyeceğim.
Ne yazıkki, şimdi olsa dedim!
Sonra düşündüm.
Şimdi olsa - birkaç insan gibi insanlar!
Adamın parasını toplamak için yardım ederler – mi? Ederler herhalde!
Denize atlarlar mı?
ş günü!
Yok canım haydi sende! Ben atlarmıyım? Atlamam. Dürüst bir itiraf…

İşte böyle olunca Osmanlı diyoruz Türküz diyoruz biz büyüğüz diyoruz.
İyide niye şimdi olsa diye tereddütdeyim! Niye?
İnsanlığımızı niye yitirdik diye soruyorum kendime!
Niye para diye aklımızı kaybeder hale geldik, niye?

Aslında niyeleri hepimiz biliyoruz.
Parayı çok sever olduk.
Dünyanın yalan olduğunu unuttuk, bu dünyadan giderken ne kadar artılarımız olursa o kadar iyi olacağını hatırlayamadık.

&

Sizlere Osmanlı dönemi yaşanan bir olayı anlatmak istiyorum. Avrupalı bir yazarın arkadaşının başından geçen bir olayı aktarmaya çalışacağım.

Yazarın arkadaşı bin kuruşunu koyduğu bir torba ile İstanbulda bir yerden bir yere giderken, torbanın ağzı açılmış, paralar etrafa saçılmış hatta bir kısmıda denize düşmüş. Para sahibi telaşlanmış. Çünkü hemen etrafı insanlarla sarılmış. Adam korkmuş, paralarını alacaklarını düşünmüş. Sonra bir bakmış; gelenler yerdeki paraları topluyorlar ama kendileri almıyorlar para sahibine iade ediyorlar, bu arada bir iki kişi de denize atlamış denize düşen paraları da toplamış.paraları shibine vermişler. Adam hala kuşkulu, bir o kadar şaşkın olanları hayretle izlemiş. Belli etmeden de parayı saymış. Bütün paraları tamamış. Gerçekten şaşkına dönen adam nasıl teşekkür edeceğini bilememiş hemen parayı toplayanlara para teklif etmiş. Asla kabul etmemişler. Bunun normal bir şey olduğunu yardım etmek durumunda olduklarını bunun fevkalade bir şey olmadığını söylemişler ve gitmişler. Adam elinde para çıkını ile adamların arkasından baka kalmış.
İşte o zaman bir kez daha Türklerin ne kadar büyük bir ulus olduğunu düşünmüş.
Bu anlatı beni her zaman düşündürür.
Şimdilerde kim toplar, kim denize atlar, kim yaptığı iyilikten karşılık beklemez Kim?



Nazan Şara Şatana

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder