Eski
Mısır’da resim yapmak kutsalmış.
Ressamlar
çok önemliymişler…
Sanatın her türüne elbetteki gönül
vermişim. Âşık olmuşum. Bunlardan biride resim değil midir?
Resim yapmak. Yağlıboyalarla,
tuvallerle ve fırçalarla birlikte olmak!
Oh ne saadet...
Ben resim galerilerine giden ve
orada kendini kaybedenlerdenim. Uzunca kalmayı yeğlerim. Resimlere bakarken
ressamla empati yapmayı yaparım sanki olabilirmiş gibi. Resmin içine girmek
isterim, sanki yapabiliyormuşum gibi. Denerim de denerim. Bir çok şeyi gönül
ister istemesine de ne kadarı olur?
Olmasın önemli değil ki…
Önemli olan benim onu düşünmem, onu
izlemem, ondan keyif almam. Daha ne olsun!
Resim böyle bir şey iste. Konuşturur
sizi. Ne gariptirki ressamlar çok konuşurlar. İçlerindeki fırtınaların kaçta
kaçını tuvala yansıtabilirlerki, demekki bir kısmı kalır oda sözlü edeyibayatta
yani sanatın bir başka kutsal tılsımında kendine yer edinir…
Resim çoook eskilerde
keşfedilmişlerin ilkinde kendini gösterir.
İlkel insanlar, ya da ilk insanlar
bile resim yapmayı biliyorlarmış.
Çok akıllıca ve güzelce…
Mağaralarda yaptık ları resimler
bilmem kaç asırlar sonrasında bile hala bulunabiliyor ve görülebiliyorsa bayağı
bir emek verilmiştir hemde o zamanlarda ve o insanlarda.
Sanat böyle bir şey işte…
Düşünün belki eti pişirmeden
yiyorlardı ama resim yapmasını biliyorlardı…
Sanat insan hayatının ilk
dönemlerinden itibaren hep onunla, onu tamamlayan, onu terk etmeyen bir yaren…
Resimler:
Eski Mısır’daki resim sanatından söz
etmek istiyorum sizlere.
Resim yapmak kutsal bir şeymiş o
zamanlar…
Ebediyete ulaşağını düşündüklerinden
büyük tapınaklarda, mezar anıtlarında resimler kullanılmış.
Ressamlar çok önemliymiş.
Onlar için duvar süslemeleri de bir
o kadar değerliymiş. Bütün duvarları resmederlermiş. Neler yaparlarmış diye
baktığımızda:
-
Basık röfley şeklinde olanlar,
-
Üzeri boyanmış kabartmalar,
-
Çeşitli resimler,
-
Hiyeroglif yazılar,
-
Yüzey içine oyulmuş kabartmalar,
mezarların içinde karakteristiği olanlar…
Bunlar çoğunlukla Thebes Şehri
çevresinde.
Ünlü kral ve Kraliçeler vadilerinde…
Bu mezarlar sadece firavunların
değil, soylu kişilerin mezarları da böyle özenle ve resim sanatı kullanılarak
yapılıyormuş.
Mısır resim sanatında ne tür konular
işleniyormuş diye baktığımızda gözümüze çarpanlar ise şöyle:
-
Tanrılar resmediliyormuş,
-
Günlük hayat olabiliyormuş,
Bir detay varmış.
Bunlar her dönem böyle olmuyormuş.
Birde dinsel kavrayış var haliyle… Çağlar ve bölgeler anlamında değişiyormuş.
Mezar resimlerinin konuları en genelde şöyle oluyormuş.
-
Ölü gömme töreni,
-
Mumyalanmış cesedin nil Nehri
üzerinde bir salla, kaya mezarına götürülüşü,
-
Törene katılan insanlar,
-
Ölünün gereksimi olan eşyayı ve
besinleri taşıyan figürler,
-
Gurup halinde ağlayan kadınlar,
-
Mumyalanmış bedene rahibin yaptığı
işler,
-
Şarkıcılarla arpist çalgıcılarının
eşliğinde ölü yemeğinin yenilmesi…
Bundan başka, gündelik hayatın resmedildiği mezar resimlerinde:
-
Günlük hayat ve çalışma hayatını
anlatan resimler.
Tekrar dirilileceklerine
inanıldığından;
-
Ölümden sonrasını,
-
Hayatın bütün görüşlerini gösteren duvar
resimleri…
Bazı inanışlarda:
Ölenle birlikte hizmetçileri ve
kölelerinin hatta hayvanlarınında birlikte gömüldüğü söyleniyormuş ama bunun
aslı olmadığı onların sadece resimlendiği biliniyormuş.
-
Büyük firavunlarının mezarlarında
yönetim hayatlarını anlatan resimlerde oluyormuş.
-
Esirlerin zincirlenmiş resimleri de
olurmuş.
-
Savaş resimleri olduğu gibi,
-
Zafer resimleri de varmış.
-
Firavunların tanrılara adak adarken
resimleri olurmuş.
-
Soyluların mezarlarındaki resimler
daha içten daha samimiymiş.
-
Gündelik hayattan kesitler
gösteriliyormuş bu resimlerde…
-
Ölüye getirilen yemeklerde,
-
Balıklar, güvercinler, dans eden
kızlar, adak hayvanlarının kurban edilişi, çalışanların görüntüleri, gemi
inşası, marangozluk, taş yontanlar, işçilerin tasvirleri de olurmuş.
Bunlardan başka:
İnsan biçiminde tasarlanan
tanrıların hayvanlarla bağlantıları resmedilirmiş. Şöyleki:
-
Hayvan başlı insan vücutlu
tasvirler…
-
Mısır resimleri kayaların yüzeyine
de yapılıyormuş.
-
Fırça yerine saz ve kamış sapları
kullanıyorlarmış.
-
Daha sonrada palmiye liflerinden
fırçalar yapmışlar.
-
Ressamlar duvarlara önce kil
tabakası ile sıvıyorlarmış,
-
Üzerine ince bir alçı tabaka
yapıyorlarmış.
-
Onun üstüne de resim yapıyorlarmış.
-
Deniz kabuklarını ve küçük kâseleri
boyalarını koymak için kullanıyorlarmış.
Mısır resimlerinin dünya sanat
tarihinde bu kadar yer bulmasının en büyük nedeni de üslup özelliklerinden
kaynaklanmaktaymış.
Figürler ve olayların işlenişindeki
derinlik duygusunun ötesinde düz bir yüzey anlayışı içinde resmedilişinden
kaynaklanıyormuş.
Resimlerde:
-
Bacaklar profilden,
-
Gövde ve omuzlar cepheden,
-
Yüz profilden,
-
Gözler daima cepheden gösterilmiş.
-
Resim yüzeyindeki boşlukları yazı
ile doldurmuşlar.
-
Resimlerdeki boyutlar figürün dinsel
ya da toplumsal değerlere göre şekilleniyormuş.
-
Firavunlar ve tanrılar öteki
insanlardan daha büyük yahılırmış.
-
Soylu, hizmetçi veya köle
statülerine göre farklı büyüklüklerde yapılırmış.
-
Tutsaklar diz çökmüş halde
resmedilirmiş.
Ressamlar ne tür boyalar
kullanırlırmış:
-
Doğal nesnelerden elde edilirmiş.
Özellikle kök boyaları kullanılırmış.
-
Dövülmüş emaye, is birikintileri ile
karıştırılarak renkler elde edilirmiş.
-
Boya malzemeleri suyla karıştırılıp
inceltilirmiş. Çamsakızı eriyiği ile kapışkanlığı sağlanırmış.
-
Kadın giürlerinde yüz ve beden
rengi, erkek figürlerinden daha açık boyanırmış.
-
Genelde elbiseler beyaz olurmuş.
Mısır’da o dönemlerde ressamlara
çevre çizgisi çizenlerde denilirmiş.
-
Mısır resim sanatında papürüs
üzerine yapılan resimlerde oldukça revaçtaymış.
Hala Mısır’da bazı şeyler
süregelmekte…
Papürüs resimler oraya giden
turistlerin tercihleri arasında yerlerini almaktadır…
Resim yapmak da izlemekte sadece
ruhu okşamıyor bakın bu anlattıklarımızda olduğu gibi bizi bilgilendiriyorda…
Sevgiyle kalın…
Nazan Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder