Fransız sokağı
Fransız sokağına uzun zamandır gitmek istiyordum.
Kısmet olmuyordu. Birçok arkadaşımdan duymuştum.
Arkadaşlarımın başını her Paris gezimden sonra
ağrıttığımdan;
“Tam sana göre bir yer hala nasıl gitmezsin” diye
sitem ediyorlardı.
“Samimi bir havası var. Seversin.” demişlerdi.
“Tamam, gidelim” dedim. Elifimi aldım yanıma doğru
Fransız sokağına...
Gerçekten hoşuma gitti. Binalar çok dar sokağın
iki yanında merdivenlerle ve dik yokuşla aşağıya doğru uzanan bu Mardin
sokaklarının darlığında…
Sokağın iki çevresinde sayısız restoranlar cafeler
var.
Biz dışarıda oturmayı tercih ettik. Naylon
brandalarla çevrilmiş ve her yerde ısıtıcılar vardı. Üşüyorsunuz ama
üşümüyorsunuz. Nasıl bir duygu tarifi zor. Belki ilk başlarda üşüyebilirsiniz. Tepeden
aşağıya doğru ısı veren ısıtıcıları da açıyorlar. Eğer ayağınızda yün çorabınız
da varsa, sırtınız da içi muflonlu kalın kabanı da giymişseniz ve size bir de
dizlerinize konulmak üzere verdikleri battaniyelere de sarılınca meseleyi
halletmiş oluyorsunuz. O zaman geriye kalan burada oturup etrafın keyfini
çıkarmak kalıyor... Temiz hava alıyorsunuz, üşümüyorsunuz müzik dinliyorsunuz ve
keyfiniz yerinde… Bu çok güzel…
Beyoğlu’nda Galatasaray lisesinin hemen arka
tarafındaki sokaklardan bir yer burası. Aslında buranın ismi Cezayir
sokağıymış. Afitaş Yapım Şirketi ile Kültür Üniversitesinin
ortaklaşa geliştirdiği Fransız Sokağı
projesiyle hayata geçirilmiş. Ben Fransız sokağına gitmeden buranın hakkında
bilgi edinmek istedim.
· Projeyle 1800'lerin sonu, 1900'lerin başı
itibariyle yüzyılın değişimine tanıklık etmiş, farklı hayatların yaşandığı
birkaç nesille birlikte gözden düşmüş binalar restore edilmiş.
· Pembe ve sarı renklere boyanmış.
· Tentelerle donatılmış.
· Kaldırım taşları yenilenmiş.
· Bölgenin tamamı için özel bir müzik sistemi kurulmuş.
· Açılışın ardından da İstanbul'un kültür, sanat ve
eğlence yaşamındaki yerini almış.
· Fransız Sokağı'nı süsleyen havagazıyla çalışan 100
yıllık sokak lambalarını Paris Belediyesi göndermiş.
· Yer taşları Paris'ten gelen mimarlarla çalışılarak
düzenlenmiş.
· Sokağa adını veren Fransızlar, Beyoğlu'nda çok
önemli izlere sahipmiş.
· Zira Beyoğlu'ndaki ilk kahvehaneler, ilk oteller,
ilk sinema ve tiyatrolar, 19. yüzyılda Fransızlar tarafından kurulmuş.
· Sokağın sol tarafındaki binaların tümü 1890–1910
yılları arasında İstanbul'da yaşamış Karaköy ve Eminönü rıhtımlarını inşa eden
Fransız müteahhit mühendis Marius Michel'in imzasını taşıyormuş.
· Ayrıca ünlü Fransız ressam Al-bert Mille de
1950'li yıllarda bu bölgede yaşamış. (alıntı)
Benim uzun – uzun anlatacaklarım zaten burada
yazıyormuş.
· Fransız kültürünü yansıtmayı hedefleyen sokakta,
değişik tatlar sunan cafeler, restoranlar ve sanat merkezleri bulunuyormuş...
Bence gitmelisiniz. Şimdi kış buranın yazında tadına doyum olmaz herhalde…
Nazan
Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder