Gelin
– Kaynana
Gelin – Kaynana çatışması insanlığın ilk gününden
beri vardır herhalde. İki kadın aynı erkek... Onu çok severler. Biri anadır
biri hanım.
Anne oğlunu paylaşmak istemez, hanımı eşini
annesinden kıskanır. Kaynana; gelin bana hürmet etsin, ben ne dersem onu yapsın
ister, gelin; ne münasebet ben gencim, bilgiliyim, kültürlüyüm onun neden
dediklerini yapacak mışım?
Hem o ne karışır bizim işlerimize der. Bir türlü
anlaşamazlar. Kıskançlık temel duygularıdır. Neden? Biri oğlunun diğeri eşinin
gözünde önemli olmak isterler. Buda her zaman için aralarının açık olmasına
neden olur. Çekişmeler başlar. Kıskançlık ve çekememezlik had safhadadır.
Birbirlerinden hoşlanmazlar, birbirlerini görmek
istemezler. Aynı ortamda bulunmaktan bile kaçınırlar. Gariptir aynı erkeği
ikisi de sever.
Onu mutlu etmek ister. Bilmezler mi bu yaptıkları
ile biri oğlunun diğeri eşinin hayatını karartır. Arada kalan erkek ne
yapacağını bilemez ki. Annesinden mi vazgeçsin, sevdiği karısından mı?
· Neden
böyle bir tercih yapmak zorunda bırakılsın.
· Neden
böyle bir ikilem içinde kalsın.
· Neden
bu kadar mutsuz olsun.
· Neden
dünyası daralsın neden.
Nedeni değil nedenleri çok… En önemli olanının, iktidar
hırsı olduğunu söylesem ne dersiniz. İktidar hırsı illa saraylarda ya da
devlette olmaz ki evlerde de vardır. Bu iktidar hırsını anlamak mümkün değil…
Ben tarihte Kösem Sultan ile Turhan Sultanın yani
tarihteki bu gelin kayınvalidenin hikâyesini okudum da. Gelin ve kayınvalide
savaşlarının tarihte de olduğunu, hırslarının korkunç boyutlara ulaştığını
gördüm. Kösem Sultan Osmanlı tarihin en ünlü kadınlarından biri…
· 15
yaşındayken Sultan 1.Ahmet’e haseki olmuş.
· Çok
akıllı biriymiş.
· Sultanı
hemen etkisi altına almış.
· Sarayda
sözünü geçirmeye başlatmış.
· Oğlu
IV. Murat tahta çıktığında 11 yaşında olduğundan devleti yönetmeye de başlamış.
· Sonra
IV murat büyüyüp annesinin elinden bazı yetkileri alınca Kösem Sultan’ın hiç
hoşuna gitmemiş.
· Padişah
erken vefat etmiş yerine yine Kösem Sultanın oğlu İbrahim padişah olmuş.
· Kösem
sarayda istediği gibi faaliyetlerini sürdürmeye başlamış.
· Padişah
İbrahim’de erken yaşta vefat edince yerine onun oğlu kösem Sultanın torunu IV.
Mehmet Padişah olmuş.
· Sultan
altı yaşındaymış.
· Tam
Kösem Sultana gün doğdu diye düşüneceğimiz sırada ortaya bir başka sultan, bir
başka kadın çıkmış.
· Üstelik
padişah torunu değil oğluymuş.
· Bu
gelin sultan Turhan sultanmış.
· Onun
iktidarı kayınvalidesine bırakmaya niyeti yokmuş.
Burada başlamış işte Osmanlıdaki en büyük gelin
kaynana çatışması. Ne çatışma ama. Bir değişiklik var burada düz sade gelin
kayınvalide ilişkisinden ayrı olan. Birinin oğlu diğerinin torunuymuş bu
bölüşemedikleri, bu kavgalarının ana temeli olan erkek. Tabi o erkekte gözde
görülen asıl istedikleri iktidar hırsı…
Büyük olaylar yaşanmış Osmanlı Sarayında.
Anlatılası ve uzun anlatılması gereken olaylar. Bunu bir başka yazımda
anlatmaya çalışacağım. Kösem Sultan çok uğraşmış, didinmiş ama Turhan Sultan’la
baş edememiş. Bir gece dairesi basılmış ve boğdurularak hayatına son verilmiş.
Ne kadar acı bir gelin kayınvalide hikâyesi değil
mi? Tarihte böyle çok gelin – kaynana hikâyeleri var.
Kayınvalidelerde bir de şöyle bir dürtü var. Garip
ama gerçek... Kocasından ilgi görmeyen kaynanalar oğullarından ilgi görmek
istiyorlar. Oğulları birde eşlerine çok ilgi gösteriyorsa bu kayınvalidelerin
içini çok acıtıyor ve kıskançlık tohumları yüreklerine serpilmiş oluyor.
Gelinlerini çok kıskanmaya başlıyorlar, öyle ki
gelinlerinin canını yakmayı istiyorlar. Bunun içinde oğullarına eşini
kötülemeye onu etki altına almaya çalışıyorlar.
Bazen başarılı da oluyorlar. Neyi başarıyorlar
oğlunun yuvasını yıkmayı başarıyorlar, evlatlarına dünyayı dar etmeyi, onu
mutsuz etmeyi, onu sevdiğinden bazen de çocuklarından da etmeyi başarıyorlar.
Oğulları kendilerine kalıyor.
Sonra ne oluyor. Eşinden ayrılan evlat – erkek çok
mutsuz olduğu için çok sinirli oluyor. Annesinin bu mutsuzluğa sebep olduğunu
da bildiği için içten içe ona kin duymaya başlıyor. Evde daha az olmaya gayret
ediyor, evli iken annesinin yaptığı yemekleri yerken artık dışarıdan yemeğini
yemiş olarak geliyor. Anne ile konuşmalarda en aza inmiş oluyor. İşte o zaman
annede bir telaş başlıyor. Ben ne yaptım?
Yazık. Böyle anlatılmaya kalkındığında o kadar çok
örnekler var ki. Ben size başka kayınvalide gelin örneklerinden de söz etmek
istiyorum.
Benim Ankara’dan çok eskilerden tanıdığım,
eskimeyen dostlarımdan olan bir arkadaşım eşinin alkolünden, çapkınlığından
bıkmıştı.
Eşinin annesi de kendileri ile birlikte
oturuyordu. Eşi kayınvalidesinin tek evladıydı. Yalnız bir kadındı. Arkadaşım
onunla olmaktan evlendiği ilk günden beri hiçbir zaman rahatsız olmamıştı. Kayınvalidesinin evinde oturuyorlardı.
Kadıncağızın evin dip tarafında bir odası vardı.
Odasında banyosu da vardı. Televizyonu çok severdi. Namazını kılardı. Arkadaşım
avukattı eşi de aynı meslekten olduğundan işleri zaman – zaman çok olurdu. Arkadaşımın
aklı hiç evde olmaz, çocuklarını düşünmezdi. O her zaman bizlere:
“Allah herkese benim kayınvalidem gibi kayınvalide
nasip etsin.” Derdi. Onun derdi kayınvalidesi ile değildi. Onun derdi eşi
ileydi. Adam ciddi problemdi. Annesi çoğu zaman oğluna müdahale ediyordu.
Oğlu anlamıyordu. Sonraları bir başkası olduğunu
duydum arkadaşımdan. Eşi sekreteri ile birlikteydi. Olay iyice çirkinleşmişti.
Boşanmaya kalktıklarında arkadaşım eşine boşanma davası açmadan önce
kayınvalidesi ile konuştu. Hiç unutmuyorum. Beni etkileyen sözleri hala içimde
bir yerlerde durur. Kayınvalidesine:
“Seni
bırakmam, bırakamam sana kıyamam. Seni onların yanını gönderemem.”
Gelin ağlar, kayınvalide ağlar. Kayınvalide zaten
gitmeye niyetli değil ki. Ev onun evi tam tersi benim arkadaşım ve torunlarını
göndermemiş. Giden oğlu olmuş. Şimdilerde bir dizi var onu izlediğimde hep o
arkadaşımı hatırlarım. Bakın böylede kayınvalide – gelin ilişkileri var.
Ben bir gelin daha tanıyorum ayrıldığı eşinin
annesini ve babasını kendi annesi ve babası gibi bilen, seven, özleyen.
Böyle saydığımız zaman zalim kayınvalideler ve
yine zalim diyebileceğim gelinlerin yanı sıra böyle ana kızlarda var. Zalim
gelinler dedim. Bu konuda da bilgiliyim inanın. Kayınvalidesini döven kadınları
biliyorum. Ben turizmciyim malzemem insan. Çok hikâyeler var, çok anlatılası
olaylar var.
· Ne olurdu, seninle tatlılaşsaydım;
yaşayış zaten acı.
·
Ne olurdu, sen razı
olsaydın benden de, herkes kızsaydı bana.
·
Ne olurdu, seninle aram
düzgün olsaydı da, bütün âlemlerle aram açılsaydı, dünya yıkılıp yansaydı.
·
Sen beni sevdikten
sonra malın mülkün değeri mi olur? Zaten toprak üstünde ne varsa hepsi de
toprak olacaktır.
Mevlana Celaleddin-i Rumi
Dünya
güzelliklerin size güzelliklerle döneceği bir yermiş. Öyle diyorlar bilenler… Gelinler bir gün kayınvalide olacaklar…
Kayınvalidelere ise en lazım olan huzurdur. Huzuru kendileri bulacaklardır.
Evlatlarımız kıymetli. Çocuk olduklarında da yetişkin hallerinde de evlenip
baba olduklarında da. Onlar bizim kıymetlilerimiz…
Nazan Şara Şatana
Kaynanalar yüzünden uyumlu
çiftlerde bile kavga çıkabiliyor.
Şiddeti barındıran ailelerde erkeğin kadını dövmesinin ardında çoğu zaman erkeğin annesi oluyor.
Kaynana acı çekmişse, büyük travmalar geçirmişse gelinin de acı çekmesini istiyor.
Erkek eğer annenin yaşam garantisiyse bu rekabet daha da acımasız hale dönüşebiliyor. Öte yandan kaynana oğlunun sevgisini ve şefkatini paylaşmak istemiyor.
Sorun yaratan kaynana düşünceleri: “Bu çocuğu ben doğurdum, Onun bana hep ihtiyacı var. Onu korumalıyım. Oğlumun beni unutmaması için yanında olmalıyım. Kontrol bende. Oğlumun evi benim evimdir.”
Sorun yaratan gelin düşünceleri:“Kayınvaldem her konuda yaşamımıza karışıyor. Sürekli ne yapmam gerektiğini söylüyor. Oğluna hizmetçi tutmuş gibi davranıyor. Sanki benim tek işim oğlunu mutlu etmek. Sürekli dedikodumu yapıyor. Her fırsatta oğluna benim hakkımda kötü laflar söyleyip şikayet ediyor, bizi kavga ettiriyor. Oğlundan beni ayırmak için elinden geleni ardına koymuyor.Her fırsatta benim hatalarımı ortaya çıkarmak için uğraşıyor.Bana karşı çocuklarıma olmadık şeyler anlatıyor. Eşyalarımı karıştırmasından nefret ediyorum. ”
Kayınvalide – gelin problemleminin çözümü belki de anlayışlı olmayı, ön yargılarımızdan kurtulmayı, empati kurabilmeyi ve hepsinden önemlisi güç kavgasına girmemeyi başarabilmekte yatıyor.
Şiddeti barındıran ailelerde erkeğin kadını dövmesinin ardında çoğu zaman erkeğin annesi oluyor.
Kaynana acı çekmişse, büyük travmalar geçirmişse gelinin de acı çekmesini istiyor.
Erkek eğer annenin yaşam garantisiyse bu rekabet daha da acımasız hale dönüşebiliyor. Öte yandan kaynana oğlunun sevgisini ve şefkatini paylaşmak istemiyor.
Sorun yaratan kaynana düşünceleri: “Bu çocuğu ben doğurdum, Onun bana hep ihtiyacı var. Onu korumalıyım. Oğlumun beni unutmaması için yanında olmalıyım. Kontrol bende. Oğlumun evi benim evimdir.”
Sorun yaratan gelin düşünceleri:“Kayınvaldem her konuda yaşamımıza karışıyor. Sürekli ne yapmam gerektiğini söylüyor. Oğluna hizmetçi tutmuş gibi davranıyor. Sanki benim tek işim oğlunu mutlu etmek. Sürekli dedikodumu yapıyor. Her fırsatta oğluna benim hakkımda kötü laflar söyleyip şikayet ediyor, bizi kavga ettiriyor. Oğlundan beni ayırmak için elinden geleni ardına koymuyor.Her fırsatta benim hatalarımı ortaya çıkarmak için uğraşıyor.Bana karşı çocuklarıma olmadık şeyler anlatıyor. Eşyalarımı karıştırmasından nefret ediyorum. ”
Kayınvalide – gelin problemleminin çözümü belki de anlayışlı olmayı, ön yargılarımızdan kurtulmayı, empati kurabilmeyi ve hepsinden önemlisi güç kavgasına girmemeyi başarabilmekte yatıyor.
Notlar:
TRT yapımı IV. Murat (1980) TV dizisinde Ayten Gökçer tarafından canlandırılmıştır.
İstanbul Kanatlarımın Altında (1996) filminde, Kösem Sultan rolü Zuhal Olcay tarafından oynandı.
TRT yapımı IV. Murat (1980) TV dizisinde Ayten Gökçer tarafından canlandırılmıştır.
İstanbul Kanatlarımın Altında (1996) filminde, Kösem Sultan rolü Zuhal Olcay tarafından oynandı.
Kaynak: vikipedi

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder