Hacı Bayram Veli
Hacı
Bayram Veli,
(Ankara, 1352 - Ankara, 1429) Hacı Bektaş-i Veli’nin
yoldaşı Türk mutasavvıf
ve şair.
*
Türk, mutasavvıf. Bayramilik Tarikatını kurmuş, Tanrı'nın insan
gönlünde görünüş alanına çıktığı inancını savunmuştur.
*
Hacı Bayram-ı Veli her şeyden önce
bilim ve tasavvufu birleştirmeyi başarmış bir sufidir. Hacı Bayram-ı Veli‘ye
göre toplum iki ana kesime ayrılır: Zenginler ve yoksullar. Bu iki grubun
arasında köprü kurulması ve yoksulların sosyo ekonomik güvenliğinin sağlanması
görevini yaşadığı dönemde Hacı Bayram-ı Veli gerçekleştirmiştir. (alıntı)
*
Hacı Bayram Veli, uzmanların belirttiklerine göre, halkçı yönü
ağır basan, "Bayramiyye Tarikatı"nın kurucusu, gizemci bir
halk ozanıdır. *
*
"Hiddet
gözü kör eder" - "öfke
aklı örter
"
· Efendimizin bir
emrini yerine getirmek mi istiyorsunuz? Çocukların başını okşayın!
· Çalışın! Zengin
bile olsanız çalışın
Boş gezenlerin
arkadaşı şeytandır!
· Ölümü çok
hatırlayınız
Hesabınızı, hesaba
çekilmeden yapınız
· Dünya gamından
kurtulmak isteyen kabristanlara gitsin
· Âlim ve velileri
çokça ziyaret ediniz ki şefaatlerine kavuşasınız
· Arkadaşlarınızın
kusurları emanet gibidir
Onları sır gibi
saklayınız
Hacı Bayram Veli’nin
sözleri
Hacı
Bayram Veli'nin geliştirdiği inanca göre temel varlık Tanrı'dır. Tanrı bütün
evreni kaplamıştır, tektir, önsüz-sonsuzdur, yaratıcıdır. Kendini tasavvufa
veren bir kimsenin uyması, bağlanması gereken üç ilke vardır:
· Bütün işlerin, eylemlerin kaynağı
Tanrı'dır, İnsan bir araç durumundadır. İnsan istenci tanrısal istencin bir
bölümü niteliğindedir.
Tanrı
bütün varlıklarda görünür, gerçekte var olmak Tanrı'nın görünmesidir;
· Bütün nitelikler (sıfatlar) birer
tanrısal görünüştür. Hacı Bayram Veli, bu üç ilkeyi tevhid-i ef'al (eylemlerin
birliği) tevhid-i sıfat (nitelikler birliği), öz birliği kavramlarıyla açıklar.
Tasavvufta varlık birliği olarak nitelenen bu inanca göre düşünen Tanrı'dır;
yaratan ve eylemde bulunan Tanrı'dır.
&
Benim
çocukluğum, gençliğim hep Ankara’da geçti… Babamın memuriyetinden dolayı Çok
şehirler gezdik. Hani çocukluktan gençliğe geçiş döneminiz vardır ya işte biz o
dönemde Ankara’ya taşındık. Ondan sonra hep Ankara’da kaldık. Hep orada
yaşadık. Ankara çok özel bir şehirdir.
Hacı
Bayram Veli Hazretlerini o zamanlar tanımıştım. Annemle türbesine çok seferler gitmişizdir.
O zamanlar büyük devlet adamların cenazeleri oradan kaldırılırdı. Cuma günleri
o kadar çok kalabalık olurdu ki ziyarete gitmek çok zor olurdu. Biz başka
günler giderdik kalabalığın arasında kalmayalım derdik.
Hacı
Bayram Veli o zamandan şimdiye kadar her gece Fatiha okuduğum büyüklerimin
arasındadır.
Sizlere
ona anlatmak istiyorum.
Onu
bilirdim ama Topkapı Şifresini okuduğum zaman beni çok şaşırtan bir şeyi de
öğrenmiştim. Fatih Sultan Mehmet’le olan olayını… Belki beni takip eden okurlar
bu yazacaklarımı başka bir yazımda da okumuş olabilirler ama ben yinede kısaca
değinmek istiyorum…
Hacı
Bayram Veli’nin Ankara’da bulunan tekkesinde talipleri çoğalmaya başlayınca
devlet katında büyük bir korku oluşmuş. Durum, 11. Murat’a iletildiğinde, 11.
Murat sarayına davet etmiş. O zamanlar yanında çocukluktan gençliğe geçen
Akşemseddin de varmış Hacı Bayram Veli’nin... Edirne’ye ikisi gitmişler. II. Murat
karşısında ki zatı görünce hele onunla konuşmaları sırasında duydukları
güzellikleri de içine sindirdikçe ona hayran olmuş.
Bazı
yerlerde şöyle anlatılıyormuş.
Padişah
Hacı Bayram Veli’yi çok iyi ağırlamış. Kendi has yerinde yemeği birlikte yerken
içeriden yeni doğmuş olan şehzadenin ağlama sesi gelmiş.
Hacı
bayram veli;
“Sultanım
ağlatmayın şehzadeyi o ileride İstanbul’u alacak.”
Sultanın
tüyleri diken – diken olmuş. Öylece bakakalmış. Hacı Bayram Veli: “Sizde bende
göremeyeceğiz ama bu yanımdaki Ak oğlum Akşemseddin ve senin oğlun Mehmet
görecekler.”
Hacı
Bayram’ın bu sözleri çeşitli şekillerde anlatılır. Benim aklımda kalanı böyle…
Onu biraz daha yakından tanıyalım.
Hacı
Bayram Veli:
· Gerçek adı Numan olan
Hacı Bayram Veli, Ankara yakınlarında Solfasol köyünde doğmuş.
Ankara da, bugün Hacı Bayram Camii'nin bulunduğu yerde ölmüş.
· Babası, tarımla
geçinen Koyunluca Ahmet’miş. Numan, bir süre babasının tarlasında çalışmış.
Okumaya olan eğilimini sezen babası, onu Ankara'da Karamedrese'ye
vermiş.
Numan orayı bitirince, bilgisini arttırmak amacıyla,
Bursa'ya gitmiş. Orada da bir süre öğrenim
gördükten sonra Ankara'ya dönmüş.
· Önceleri Halveti ve Nakşibendî
tarikatlarından esinlenmiş.
· Kısa süre içinde
konuşmalarının etkisi, bilgisinin genişliğiyle ün sağlamış. Ününü duyan Şeyh
Hamidüddin, onu Kayseri'ye çağırmış. Numan Kayseri'ye gidip bir süre Şeyh'in
yanında kalmış.
Kurban Bayramı'nda geçen bu olay nedeniyle Şeyh ona; Bayram adını vermiş.
· Bir süre sonra Şeyh
ile hacca gidince Hacı Bayram, Kayseri'de Şeyh Hamidüddin'den tarikat
geleneğine göre "ışık" denen gerekli bilgiyi aldıktan sonra kendini
tasavvufa vermiş.
Bayramilik adıyla bilinen tarikatın ilk öğelerini oluşturmuş.
Çevresinde toplananların çoğalması, tasavvuf lal ilgili düşüncelerinin şeriatla
bağdaşmaması üzerine, kendisine kuşkulu, sakıncalı bir kimse diye bakılmış.
II. Murat’la görüşmelerinden sonra Hünkâr; bilgisinin derinliği,
yüreğinin arınmışlığı karşısında duygulanınca söylenenlere inanmamış, onu
Ankara'da Karamedrese'ye, sonra Bursa Medresesi'ne Müderris olarak atandırmış.
Hacı Bayram Şeyh Hamidüddin'in ölümünden sonra, müderrisliği
bıraktı, yaşamını tekkesinde, çevresinde toplananları yetiştirmekle geçirdi.
Düşüncelerini içeren Öz Türkçe şiirler yazdı.(alıntı)
N'oldu Bu Gönlüm N'oldu Bu
Gönlüm
N'oldu bu gönlüm n'oldu
bu gönlüm
Derd-u gam ile doldu bu
gönlüm
Yandı bu gönlüm yandı bu
gönlüm
Yanmada derman buldu bu gönlüm
Hacı Bayram Veli
Nazan Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder