Güzel Bir Kadın
Bir kadın, güzel bir kadın, gecenin karanlığında bir yüksekte ilerilere bakıyor.
Rüzgâr hafif ama saçlarında sert...
Esiyor uzun saçlar dalgalanıyor.
Gözleri mavinin türlü hareleri içinde,
kırpılmadan, yaşarmadan bakıyor.
Beyaz elbisesi tüy hafifliğinde olmalı, rüzgârın ufağı bu esintiye direnemediğine göre! Uçuşuyor.
Ayak bileklerine kadar uzun ama etek çok geniş, üstelik
derin bir yırtmacı var.
Rüzgâr şakacı, alaycı…
Dalga geçiyor. Esiyor, estikçe güzel bacaklarla
dans ediyor serince.
Kadın çok farkında değil ki.
Ayağındaki sandaletin ayaklarını korumadığının farkında olmadığı gibi!
Bedeni ile ayaklarının üşüdüğü gibi.
Birazda titreyen çenesi ile vücudunun titrediği gibi.
O kollarını kavuşturmuş birbirine uzun süre
hasretlik çekmişlercesine sıkı – sıkıya.
O dalmış uzaklara…
Uzaklardan birini bekler gibi bakıyor.
Birini özlemişte hasret
giderircesine bakıyor, görmüyor tabi.
Uzaklarda olan biri yakındaymış gibi nasıl görülsün.
Gönül gözü açık! Merakla bekliyor.
Birçoğunu bekliyor ama
özellikle
birini bekliyor.
Gelecek adın da güzel.
Enteresan cazibeli.
Farklı.
Hikâyesi de farklı…
&
Dünyayı yeni fark ettim biliyor musun?
Güneş her gün doğacak,
Akşam olunca batacak…
Günaydın – iyi geceler
Bu hep böyle akıp geçecek…
Nereye kadar biliyor musun?
Bilmiyorum. Ben değil kimse bilmiyor!
Bir gün güneş delirecek, doğmayacak,
Bir güneş aklından olacak
batmayacak!
Peki, ne oldu? Ben bilmiyorum, ya siz!
Biliyorum, insanlar insan olmayacak,
Biliyorum insanlar madde olacak,
Biliyorum insanlar menfaat olacak,
Biliyorum insanlar, ruhsuz olacak…
Düşündü
o zaman bu bekleyiş kime- niye?
Beklemeyi
sürdürmelimiydi, yoksa rüzgârla,
Denizle
dalga haline mi devam etmeliydi.
Bilmiyordu…
Bildiği bir şeylerin olacağıydı.
Ya
sevdiği gelecekti!
Ya
da o buradan hiçbir yere gitmeyecekti.
Nasıl
olsaları hayatından çıkartmayacaktı.
Bu
hayat bitecekse bir gün,
Mutlaka
onun içinde bitecekti…
Bir kadın, güzel bir kadın, gecenin karanlığında bir yüksekte ilerilere bakıyor.
Rüzgâr hafif ama saçlarında sert...
Esiyor uzun saçlar dalgalanıyor.
Gözleri mavinin türlü hareleri içinde,
kırpılmadan, yaşarmadan bakıyor.
Beyaz elbisesi tüy hafifliğinde olmalı, rüzgârın ufağı bu esintiye direnemediğine göre! Uçuşuyor.
Ayak bileklerine kadar uzun ama etek çok geniş, üstelik
derin bir yırtmacı var.
Nazan
Şara
Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder