Bu zamanlarda yaz olurdu.
Dünya mı umurunda olmalıydı? Asla… Güneşten mi korkmalıydı?
Asla…
İşte o Deli Dumrul zamanlarında kükrerdi. Ne kükremek ama!
Herakles’in öldürdüğü aslanların şahı
Kithairon sanırdı kendini!
Üflerdi.
Güçlüydü, kuvvetliydi. En önemlisi buluttan bir
göz alması, bir dudak değmesi, bir kahkaha sesi almıştı.
Daha ne olsun!
Neden kükremeyecek ve üflemeyecekti.
Çok
üfleyecekti.
Hem de çok. Çok. Çok…
İşte güneşin dayanamadığı içinin
kanla acıdığı, sıcağın daha da sıcak olduğu
zamanlar olurdu bu anlar…
O kadar çok canı yanardaki içinden zerreler
fırlatırdı.
Bu zerreler gök taşları olurdu.
Onları uzaklara
atardı, hatta dünyaya doğru gelenleri olurdu. Bulut olacakları bilirdi. Rüzgârla el ele verirdi. Güneşin büyük gazabını bilirlerdi. Birkaç kez şahit olmuşlardı o
felaket – kıyametlere… Çaresizce
ellerinden gelebilecekleri yapmak için tedbir alırlardı. Rüzgâr üflemeye başlardı. Çok üflerdi.
Bazen böyle bir göktaşını soğutmak, bazen böyle bir göktaşını bulut ağlamasın diye
uzaklara göndermek için üflerdi. Çok
yorulurdu çok uzun
zaman uyuması
gerekirdi.
Bu zamanlarda yaz olurdu. Ortalık ısınırdı. Güneş serbest kalırdı. İnsanlara kendini
hatırlatmak, bulutun dikkatini çekmek isterdi. Bulut üzülürdü. Azında mutlu
olurdu ama güneş onun gülümsemesinden İyi bir şeyler yaptığını sanırdı. Biraz daha ısıtırdı. Bu
bulutu bir süre sonra
tedirgin ederdi. Yeter demek için rüzgârı uykudan uyandırmak
isterdi ama nasıl
yapacaktı. En
iyisi onların bir
araya gelmesini sağlayan arabulucu yıldırımlara ve onun çocukları şimşeklere gitmeli ve onlardan rüzgârın uyandırılmasını istemeli derdi öylede
yapardı. Onları daldıkları hayal âleminden, çocuklarla eğlencelerinden alıkoyar ve
rüzgârın yaşadığı ucu bucağı olmayan diyarlara gönderirdi.
Şimşekler genç olduklarından annelerinden önce giderler, rüzgârı uyandırıp buluttan sevgi mesajları iletirlerdi. Rüzgâr bulutun
adını duyunca uyanırdı. Üstelik artık iyidir. Dinlenmiştir. Enerji yüklemiştir.
Güneşe kafa tutacak
hale gelmiştir. Böbürlenerek kalkar. Şimşeklerle sohbet ederken, anneleri çocuklarının yanında olmak için çoktan yanlarına gelmiştir. Birlikte bu güzel buluşmayı kutlamak
isterler. Bulut zor yetişmektedir onların yanına. Sonunda her defasında olduğu gibi gelmiştir. Birlikte dans edecek, şarkı söyleyecek, bağıracak hatta şimşekler çığlık atarken anneleri ünlü
operalardan aryalar okuyacaktır. İşte coşmuşlardır hep
birlikte hareket etmeye başlamışlardır. Güneş şaşkın!
Bunlar ne zaman
bu kadar yakın oldular derken sayısının hatırlanamayacağı kadar çok bir araya gelmişliklerini unutmuştur.
O her zaman yandığından aklını da yakmaktadır. Geçmişi unutmaktadır. Rüzgâr, gök gürültüleri, şimşekler ve bulutlar çoktan güneşin yolunu kesmişlerdir. İşte başlamıştır.
Nazan Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder