Bir kadın keman çalıyordu.
Gözlerini kapatmış, beline inen siyah hatta simsiyah saçları
müziğin nağmelerine uymuş haraketli. Kadının
uzun siyah kirpikleri, esmer tenin üzerinde, gür siyah kaşının
altında harekette. Kaşları da onu takipte
zaten… Yarabbi.
Kadın
güzel, müzik güzel… Kırmızı elbise, yakası da bir hayli açık… Görülen mermerden
sütunun kubbeleri değilse neydi? Bilemediği anlayamadığı
bu saatte orada olmasını kime borçu! Bu ne yaptığının karşılığı
verilmiş hediye, bu kimin ona lütfu.
Kim nerede nasıl böyle bir güzelliği ruhunda hisseder,
gözlerinde bayram yapar, içindeki
kalp denilen kutsalı bu kadar delicesine, aklından edilmişçesine çarparda
çarpar…
Sonra
hatırladı.
Evet dedi
hatırladım. Bu gün ben bu gün birine bir iyilik yapmıştım. Evet.
Aslında
yaşlı bir kadındı.
Kendi tam arabaya binecekti. O sırada karşı caddeden bu tarafa
gelmeye çalışan o yaşlı
kadını görmüştü.
Arabalar çok hızlı,
hiç durmadan, aralık
dahi vermeden geçiyorlarken, kadın
takatsiz hali ile beklemeye çalışıyorken,
acelesi de varmışçasına
bir iki adım atıyordu. Sonra hızla
gelen bir taksi, ardından özel bir araç
hatta büyük bir araç...
Yaşlı kadının
gözlerinde bir korku... Bir adım geri
gidiyordu. Yorgun olduğu da çok belliydi. Bitkin
haliyle etrafına bakıyordu. Belki diyordu içinden belki, daha güçlü biri bana
yardım eder. İşte o çaresizlik
içinde iken onu görmüştü
genç adam. Arabaya binecekti. Hazırdı, randevusu vardı
yetişmesi gerekliydi. İyide ya o kadın. Belliki bir
süredir oradaydı.
Hemen
karar verdi. O keşmekeş caddenin karşı
tarafına geçmeliydi. Bir iki
korna, bir iki küfür hareketi, biri iki
sözle gelen istenmeyen duyumlar onu
durdurmadı. O hızlandı, kadının yanına geldi. Ona gülümsedi.
“Size
yardım edebilir miyim?”
“Sağolunuz. Gerçekten çok ihtiyacım vardı.”
Koluna
girdi. O zaman fark etti, kadın titriyordu. Onu arabaların zalim hızından
korudu, onu korkusundan ayıklattı, ona sıkı tutan elleri ile güven duymasını sağladı. Karşı tarafa geçirdi.
“Sizi
arabamla istediğiniz yere bırakabilirim.”
“Sağol evladım. Ben hemen şurada oturuyorum. Hiç çıkmam ama canım şu ilerideki kafeden kahve içmek
istedi. Giderken daha rahattım ama uzun oldu bekliyorum. Geçemedim bir türlü.
Sağolasın. Allah sana güzellikler
nasip etsin.”
Etmişti. Bu güzellik değildi de neydi?
- Müzik.
- Kadın,
- Keman,
- Kırmızı.
Kadın
gözlerini açtığında
daha da şaşırdı.
Esmer tende mavi gözler. Ona baktı
gülümsedi. Şaşkındı.
Kalbi yerinden fırlayacaktı.
Bu nasıl bir gariplikti.
O
yaşlı kadını
geçirmeseydi, karşıya randevusuna geç
kalmayacaktı. O zaman karşı taraf iptal etmeyecekti
görüşmeyi… Buraya
gelmeyecekti. Bu enfes manzarayı izleyemeyecekti. Kadın ona gülümsedi
tekrardan. Sonra yanına yaklaştı.
“Bunu
sizin için çalıyorum.” dedi.
İşte olanlar olmuştu.
- Keman nasıl bir
icattı.
- Müzik nasıl bir
sevaptı.
Ne
randevu kalmıştı
aklında, ne kaybettiği para, ne de biraz önceki kızgınlığı.
O bu gün bir iyilik yapmıştı.
Ona karşılığı
gelmişti. Tam o sırada bir mesaj geldi telefonuna.
“İşi aldınız-tebrikler.”
Gözlerine
inanamdı. Genç kadına baktı, genç kadın gözlerini bir an araladı, ona göz
kırptı. Genç adam Allah’a şükretti.
Annesini ne kadar çok sevdiğini hatırladı.
Onun sesi her zaman kulaklarında olmazmıydı?
“Muhtaçlara
yardım etmen lüks değil vazifendir.”
Gerçekten
öyleydi. Bu ne güzel bir ilişkiydi.
- Kalbi, ruhu, gözleri
bayram yapmıştı…
Nazan Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder