19 Ağustos 2017 Cumartesi

Bir kadın keman çalıyordu.


Gözlerini kapatmış, beline inen siyah hatta simsiyah saçları müziğin nağmelerine uymuş haraketli. Kadının uzun siyah kirpikleri, esmer tenin üzerinde, gür siyah kaşının altında harekette. Kaşları da onu takipte zaten… Yarabbi.
Kadın güzel, müzik güzel… Kırmızı elbise, yakası da bir hayli açık… Görülen mermerden sütunun kubbeleri değilse neydi? Bilemediği anlayamadığı bu saatte orada olmasını kime borçu! Bu ne yaptığının karşılığı verilmiş hediye, bu kimin ona lütfu. Kim nerede nasıl böyle bir güzelliği ruhunda hisseder, gözlerinde bayram yapar, içindeki kalp denilen kutsalı bu kadar delicesine, aklından edilmişçesine çarparda çarpar
Sonra hatırladı.
Evet dedi hatırladım. Bu gün ben bu gün birine bir iyilik yapmıştım. Evet.
Aslında yaşlı bir kadındı. Kendi tam arabaya binecekti. O sırada karşı caddeden bu tarafa gelmeye çalışan o yaşlı kadını görmüştü. Arabalar çok hızlı, hiç durmadan, aralık dahi vermeden geçiyorlarken, kadın takatsiz hali ile beklemeye çalışıyorken, acelesi de varmışçasına bir iki adım atıyordu. Sonra hızla gelen bir taksi, ardından özel bir araç hatta büyük bir araç...
Yaşlı kadının gözlerinde bir korku... Bir adım geri gidiyordu. Yorgun olduğu da çok belliydi. Bitkin haliyle etrafına bakıyordu. Belki diyordu içinden belki, daha güçlü biri bana yardım eder. İşte o çaresizlik içinde iken onu görmüştü genç adam.  Arabaya binecekti. Hazırdı, randevusu vardı yetişmesi gerekliydi. İyide ya o kadın. Belliki bir süredir oradaydı.
Hemen karar verdi. O keşmekeş caddenin karşı tarafına geçmeliydi. Bir iki korna, bir iki küfür hareketi, biri iki sözle gelen istenmeyen duyumlar onu durdurmadı. O hızlandı, kadının yanına geldi. Ona gülümsedi.
“Size yardım edebilir miyim?”
“Sağolunuz. Gerçekten çok ihtiyacım vardı.”
Koluna girdi. O zaman fark etti, kadın titriyordu. Onu arabaların zalim hızından korudu, onu korkusundan ayıklattı, ona sıkı tutan elleri ile güven duymasını sağladı. Karşı tarafa geçirdi.
“Sizi arabamla istediğiniz yere bırakabilirim.
“Sağol evladım. Ben hemen şurada oturuyorum. Hiç çıkmam ama canım şu ilerideki kafeden kahve içmek istedi. Giderken daha rahattım ama uzun oldu bekliyorum. Geçemedim bir türlü. Sağolasın. Allah sana güzellikler nasip etsin.
Etmişti. Bu güzellik değildi de neydi?
-      Müzik.
-      Kadın,
-      Keman,
-      Kırmızı.
Kadın gözlerini açtığında daha da şaşırdı. Esmer tende mavi gözler. Ona baktı gülümsedi. Şaşkındı. Kalbi yerinden fırlayacaktı. Bu nasıl bir gariplikti.
O yaşlı kadını geçirmeseydi, karşıya randevusuna geç kalmayacaktı. O zaman karşı taraf iptal etmeyecekti görüşmeyi Buraya gelmeyecekti. Bu enfes manzarayı izleyemeyecekti. Kadın ona gülümsedi tekrardan. Sonra yanına yaklaştı.
“Bunu sizin için çalıyorum.” dedi.
İşte olanlar olmuştu.
-      Keman nasıl bir icattı.
-      Müzik nasıl bir sevaptı.
Ne randevu kalmıştı aklında, ne kaybettiği para, ne de biraz önceki kızgınlığı. O bu gün bir iyilik yapmıştı. Ona karşılığı gelmişti. Tam o sırada bir mesaj geldi telefonuna.
İşi aldınız-tebrikler.
Gözlerine inanamdı. Genç kadına baktı, genç kadın gözlerini bir an araladı, ona göz kırptı. Genç adam Allah’a şükretti. Annesini ne kadar çok sevdiğini hatırladı. Onun sesi her zaman kulaklarında olmazmıydı?
“Muhtaçlara yardım etmen lüks değil vazifendir.
Gerçekten öyleydi. Bu ne güzel bir ilişkiydi.
-      Kalbi, ruhu, gözleri bayram yapmıştı…


Nazan Şara Şatana

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder