Halef bin Abbâs ez-Zehrâvî
Müslüman cerrahların
babası olarak bilinen âlim…(936 – 1013)
Ebü’l-Kasım Zehravi’yi
Müslümanlardan çok, asırlarca eserinden istifade eden Avrupalılar tanımışlar,
buluşlarını ve tedavi şekillerini kendilerine mal etmişlerdir.
&
Bu gün tanıtacağım İslam bilim adamını tıp alanında, cerahi anlamda çok ünlü bir âlim. Batılılar onu; Ebü’l-Kâsis, Bukasis ve Al-Zahravivs olarak biliyormuş.
Zehravi; İlim ve kültür seviyesi en yüksek olan Kurtuba
Üniversitesinde öğrenim görmüş.
Tıp ilminin nazarî ve tatbikî sahalarında derinleşerek söz sahibi
olmuş.
Endülüs Emevî halifelerinden Üçüncü Abdurrahmân ile sonra yerine
geçen İkinci Hakem devrinde saray doktoru olarak çalışmış.
Hükümdarların özel tabibi olmuş.
Yazılarımızda hep diyoruz ya, bizim âlimlerimizin açtığı yollarda
Avrupalılar gitmiş, onlar kendilerini çok anlatmışlar, öyle bir hale gelmiş ki
İslam âlimlerinin ilimlerinden birçoğuna sahiplenmişler, ya da esinlenmiş onun
üzerinde çalışarak geliştirmişler.
Zehravi oldukça önemli bir bilim adamı. İslam âleminde de tıp
alanında yetişen çok önemli âlimlerimiz var. Zehravi’nin farkı cerrah olması.
Cerrahinin bir ilim haline gelmesini sağlaması…
Zehravi ameliyatlar yapmış. Yeni metotlar, aletler keşfetmiş.
Düşünebiliyor musunuz: Rönesans hareketinde Zehravi’nin de büyük
etkisi olmuş.
Onun
yaptıklarından bazılarını buraya aktarabilirim.
Gümüş nitratı kullanmış.
Dağlama yoluyla da önceleri hiç yapılmamış birçok cerrahi tedaviyi
başarmış.
Eczacılıkla uğraşmış. Çok araştırmalar yapmış.
Zehrâvî, din ve fen ilimlerinde de tahsil görmüş.
Bunlar onun yaptıklarının ilk başlardaki çalışmaları…
Zehravi sonrasında inanılmazlara imza atmış.
Zehravi’nin yaptıklarını tek - tek yazmak mümkün değil nerede ise…
O çok büyük bir tıp adamı. Onunla ilgili bir yazıyı aynen aktarıyorum.
· O, cerrahi uygulamalarda
çok hassastı. Ameliyatlarda kullandığı âletleri kendisine has bir metotla
mikroplardan temizledikten sonra kullanıyordu. Bu işte bilinen ve Maddet-üs-safra denilen bir maddeden faydalandı.
Günümüzde yapılan araştırmalar bu maddenin bakterileri imha edici özelliğe
sahip olduğunu ispatlamıştır.
· Zehravi’nin en çok meşgul
olduğu ve çağdaşlarını da en fazla yoran hastalıklardan biri kanserdi. Onun bu
hastalık için ortaya koyduğu tedavi usulleri günümüze kadar uygulana gelmiştir.
O, akciğer iltihaplanmaları üzerinde çalışmış ve ameliyatla göğsü yarıp dağlama
yoluyla bunu tedavi etmeyi başarmıştır.
· Yaptığı ameliyat günümüz
operatörlerininkiyle aynıydı. Göz, kulak, burun, boğaz ve diş cerrahisinde önderlik etti ve
ilk defa fıtık ameliyatını gerçekleştirdi.
· Çocuğun ters doğumuna
müdahaleyi ilk defa o tavsiye etti.
· Bu metod doğuma çok
yardımcıydı.
· Zehravi’den asırlar sonra
Stuttgartlı Jinekolog Walcher (1806–1935) bu yolu kullanmaya teşebbüs etti ve
Müslüman bir ilim adamının buluşu olan bu usul, Avrupalı bir hekime mal
edilerek Walcher Durumu adıyla meşhur oldu. Vaginal taş ameliyatını tıp
dünyasına kazandırarak, doğumda büyük bir yardımcı olan kolpeurynter âletini
yaptı.
Ebü’l-Kasım Zehrâvî, ameliyatlarda kendine has anestezi metotlarını tatbik etti
ve bunun için banotundan faydalandı.
Mafsal iltihaplarını tetkik ederek, tedavisi üzerinde durdu.
Varis, yani damar genişlemesi hastalığı üzerinde çalışmalarda
bulundu.
Poliplerin çıkarılmasında çengel uyguladı ve bir hizmetçisine
başarılı bir trakeotomi ameliyatı yaptı.
Fransız cerrahı Pare’yi şöhrete ulaştıran ve 1552 senesinde ilk
defa onun tarafından yapıldığı sanılan, büyük damarların bağlanmasını altı asır
önce Zehrâvî gerçekleştirdi.
Ameliyat sırasında mum ve alkol kullanarak kanamayı durdurmayı
başardı.
Pratisyen cerrahlara sun’i dikişi, kürk dikişi, karın yaralarında sekiz dikişi, bir ipliğe
geçirilen iki iğneli dikişi, bu münasebetle kedi bağırsakları ile yapılan dikişi,
barsak ameliyatında kalkük kullanmayı öğretti.
Bütün ameliyat dikişlerinde, özellikle karın çukuru altındaki
cerrahî müdahalelerde, ilk defa havsalayı (kalça boşluğunu) yatakta yüksekte
tutan o oldu.
Yirminci asrın başlarında Alman cerrahı Friedrich Trendelenburg
(1844–1924), Zehrâvî’nin bu buluşuna sahip çıkıp kendine mal etmiş.
Zehrâvî ayrıca birçok diş operasyonlarını tarif etmiştir.
Demir, bakır ve altından yapılmış cerrahî âletlerini esaslı bir
şekilde geliştirdi.
Cerrahî ameliyatlarda dikişler için kullanılacak ipek ipliği imal
etti.
Burun içindeki fazlalık et
parçalarını temizleyip almak için ilk defa senanin denilen orijinal bir âlet
yaptı.
Yine ilâçları mesaneye vermek için madenî şırıngayı ilk defa o
yapıp kullandı.
Ebü’l-Kasım Zehravi’yi meşhur eden ve Avrupa’da cerrahînin temeli
olan Te’lif adlı eseridir. İki ciltten meydana gelen eser 900 sahifedir. Eserin
asıl adı Et-Tasrif Limen Acize an’it-Telif’tir.
Telif’in seksenden fazla yazma ve basılı kopyası vardır. Birçok
defa Latinceye ve İbraniceye tercüme edildi.
Eserin birinci ve ikinci kısımları 1519 senesinde Ausburg’da
Lâtince olarak basıldı.
Cerrahî ile ilgili cüz’ü, meşhur Gerard de Cremona tarafından
Lâtinceye tercüme edilmiştir.
Bu bölümü Fatih Sultan Mehmed Han zamanında Amasya Hastanesi
başhekimi Sabuncuzade Şerefeddin tarafından bazı ufak tefek ilâvelerle
Cerrahiye-i İlhaniye adıyla Türkçeye tercüme edilmiştir.
Avrupa’da cerrahînin temelinin atılmasına sebep olan bu eser,
Salerno, Montpelleier ve diğer Avrupa tıp fakültelerinde asırlarca ders kitabı
olarak okutulmuştur. (alıntı)
Bir
not daha:
Endülüs’ün
Zehra şehrinde doğan Zehravi, İslam dünyasında ve Batı dünyasında cerrahiyi
konu edinen son bölümüyle tanınan el-Tasrif adıyla bir eser hazırlamıştır.
Dönemin cerrahi ile ilgili bilgilerini özetlemiş, tecrübe edinmek için canlı
hayvanlar üzerinde ameliyatlar yapılması gibi yeni görüş ve yöntemleri tıp
dünyasına kazandırmıştır.
Bu
nedenle el-Tasrifin cerrahi ile ilgili son bölümü, Cremonalı Gerard tarafından
Latinceye çevrilmiş ve 1497de Venedik’te, 1541de Baselde ve 1778de ise Oxford’da
basılarak çoğaltılmıştır. (alıntı)
Geçenlerde
böyle alıntıların ağırlıkta olduğu bir yazıyı siz okurlarımla paylaşmıştım.
Okurlardan
biri beni eleştirmiş, ‘başka yerden almış buraya aktarmış, buna da yazı
yazıyorum’ demiş.
Ben
bu eleştirileri de göze alarak, İslam bilim adamlarını öğrenebilmemiz için
onları doğru tanıyabilmemiz için gerekirse tümünü alıntı olarak çalışacağım
yazıları sizlere aktarmaya devam edeceğim.
Bu
araştırmaları yapmadan önce İslam âleminde bu kadar önemli bilim adamlarının
varlığından haberim yoktu.
İyi
ki böyle bir araştırma yapmışım.
Nazan Şara
Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder