NAZAN
ŞARA ŞATANA ŞİİRLERİNDEN
Taştan
duvar, demirden kapı
Çok koşmuştu, nefes nefese kalmıştı, onu kovalayanlardan
kaçıyordu,
Neden ona bunu yapıyorlardı bilmiyordu! Bildiği kaçmasıydı.
Hava soğuktu. Çok üşümüştü. Koştu – Koştu – Koştu.
Ayakları ağrıyordu, dizlerinde takat kalmamıştı. Korkuyordu.
Koşuyordu, çok koşuyordu. Nefessiz kalmak üzereydi.
Her taraf mor olmaya başlamıştı. Yollar mor, bulutlar mordu.
Ağlıyordu. Yol daha açık lila misaliydi.
Karanlık bastıracak, morlar da gidecekti. Üşüyordu.
Ayaklarının altı artık kanıyordu. Biranda karşına çıkan evi
gördü.
Taştan duvar, demirden kapı. Kalakaldı. Bu yalnızlıkta bir
ev dedi!
Şaşkın. Sevinmeye korktu. Ya serapsa, hayalse! Yavaşladı.
Taş duvarlardan mor çiçekler sarkıyordu. Yolun iki yanında
çiçekler vardı.
Ne zamandan beri yol kenarları mordu? Bilemiyordu.
Kapıya yaklaşmıştı. Hafifçe açtı. O zaman evi gördü.
İki katlıydı. Balkonunda mor çiçekler vardı.
Çatısı kiremit rengine de benzemiyordu. Evin çevresinde,
arkasında
Mor ağaçlar vardı. Eve iyice yaklaştı. Kapıyı açtı.
Gözünü mor parlak ışık yaktı. Uyandı. Rüya imiş dedi.
Heyecanlandı. Neden mor? İhtişamı ve lüksü anlattığından,
Saray mensuplarının bile Morla bezendiklerini bildiğinden
mi?
Duyguları ona bu rüyayı göstermişti. Bir gece önce, zengin
birinden,
Evlenme teklifi almıştı ama huzursuzdu.
Şimdi emindi kabul etmeyecekti.
Nazan
Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder