Nene hatun
Kurtuluş savaşındaki cesur
kadınlardan biri
Aziziye savunmasına
20 yaşlarında genç bir gelin,
3 aylık
yavrusunu beşiğinde bırakmış.
Allaha emanet
ederek gitmiş Aziziye Tabyasına.
Giderken
bebeğini Allaha emanet etmenin rahatlığıyla gözünü bile kırpmamış ve
mukaddesatı uğruna savaşmış.
O kasatura ile
düşmana saldırmış.
Yaralanmış aldırmamış,
yaralıların tedavisine koşmuş
Sizlere bir kadın
kahramandan söz edeceğim. Gururlanarak. Ne yürek varmış bu kadında. Üstelik bu yürekliliği
gösterdiğinde daha yirmi yaşında tazecik bir gelinmiş. Düşünsenize savaş
zamanındasınız. Korku her yerde… Üç aylık bir bebeğiniz var.
Kendinizi onun yerine
koyar mısınız kısa bir süreliğine. Bakın kalbiniz nasıl hızlanıyor. Ermeni
çeteleri gelmiş yaklaşmış. Erzurum’dasınız düşman Aziziye Tabyası’na girmeyi
başarmış. Türk askerlerini öldürmüşler. Rus askerleri ellerini kollarını
sallaya – sallaya geliyorlar. Onlara karşılık verecek kimse olmadığı için
Tabyayı ele geçirmişler… Düşman yaklaşıyor. Allah vermesin. Yazarken bile ürperiyorum.
Ben Asar Şamil ve Rus terzi’yi yazarken bu Rus askerlerinin olaylarını o kadar
içimde hissetmiştim ki anlatamam. Erzurum’lulara haber gelmiş. Düşman
yaklaşıyor. Bir yaralı askerin getirdiği
haberi, minarelerden halka duyurmak için sabah ezanından sonra hocalar duyuru
yapmışlar.
“Moskof askeri
Aziziye Tabyası’nı ele geçirdi.”
Düşünsenize
duyduklarınızı. Erzurum halkına hayran olmamak ne mümkün… Vatan savunulmalı,
düşmana karşı gelinmeli, gerekirse canlar seve – seve verilmeli… Halk bir anda
tek vücut olmuş. Tek nefes haline gelmiş. Silahı olanlar silahlarını almışlar.
Silahı olmayanlar ellerine ne geçirdilerse balta, kazma, kürek, taş sopa ne
buldularsa koşmaya başlamışlar. Cesarete bakın. Vatan sevgisine bakın. Topla
tüfekle gelen düşmana karşı durmaya gidiyor bu insanlar. Kadınlar, erkekler,
yaşlılar gençler… Nerede ise tüm Erzurum
halkı…
Koşanlar arasında
birinden söz etmek istiyorum sizlere. Biri varmış bu koşanların arasında bir
tazecik gelin. Acılı bir gelin. Düşmana kinle dolmuş bir kadın. Yarınından emin
olmayan bir kadın. Kocası cephede ya gelecek ya şehit düşecek. Yaralı olarak
gelen ağabeyi kollarında can vermiş. Düşünün siz o tazecik gelinin yüreğindeki
acıyı… Küçük bebeği var bu gelinin. Onu Allah’a emanet etmiş bırakmış çıkmış.
Ağabeyinin kasaturasını almış eline düşmüş yollara…
Bu yürekli insanlar
ölüme gittiklerini bilmiyorlar mıymış? Biliyorlarmış. Düşmanı sokmamaya yemin etmişler. Rus askeri
gelenleri görünce hemen ateş etmeye başlamış. Ön sıradakiler o anda şehitlik mertebesine
erişmiş. Rusları şaşırtan bir şey olmuş. Ön sıradakiler yaylım ateşinde
öldüklerinde arkasındakiler kaçarlarmış. Bunlar kaçmıyorlarmış. Hızlarını
kesmeden aynı şekilde koşarak devam ediyorlarmış. Demir kapıları kırmışlar.
Başarmışlar… Rusların ellerinde mükemmel
silahlar, Türklerde olanlar; balta, keser, taş…
Rusların bilmediği
çok önemli bir şey varmış. Türklerin iman güçleri, inançları… İnanmışlar, başaracaklar…
Bundan emin ölümüne gidiyorlarmış. Ruslar neye döndüklerini anlayamamışlar.
2300 Rus askeri
öldürülmüş yarım saat içinde…
Tabya geri alınmış.
Bu kazancın acı bedeli 1000 Türk askerinin şehit olmasıymış.
Zafer gelmiş. Ölenlerin
çokluğu kadar yaralılarda çokmuş. Yaralılardan biri o genç güzel gelinmiş. O
yarasını çoktan unutmuş, daha ağır yaralı olanların yardımına koşuyormuş. İşte
o kadın; tarihe adını altın harflerle yazdıracak olan Nene hatunmuş. Aslanlar
gibi savaşmış. Ağabeyinin intikamını alır gibi, topraklarına giren Rus
askerlerine hadlerini bildirir gibi savaşmış. O Nene
hatunmuş.
Nene Hatun kimdi?
O gencecik genç kadın
üç yıl önce evlenmiş. Yirmi yaşındaymış, üç aylık bebeği varmış. Köylerini
Ruslar işgal edince kaçmışlar. Canlarını kurtarmışlar. Erzurum’a gitmişler. O
zamanlar Nene Hatun gibi orada yaşayanların anlamadıkları yıllardır birlikte
yaşayan Ermenilerin nasıl olup ta şimdi düşman olduklarıymış. Nene Hatunun eşi
gibi birçok akrabası, yakını, köylüsü cephedeymiş. Son zamanlarda onlardan da
ses seda kesilmiş.
Ağabeyi onun canıymış,
kanıymış, bir tanesiymiş. Ağır yaralı olarak gelmesi kollarında ölmesi
dayanılır gibi bir şey değilmiş. İşte Nene Hatun o acıyla düşmanın karşısına
çıkmış. Vatan topraklarına nasıl girerler diye çıkmış, bu toprakları onlara
bırakamayız diye çıkmış… Bir ara yere düşen bayrağı öpmüş başına koymuş yerine
asmış. Yaralandığını bile fark etmemiş.
Omzundan kanlar akıyormuş. Onun fark ettiği düşmanın mağlup olduğuymuş. Onun fark
ettiği birlik olduklarında kimsenin onları ezemeyeceğiymiş.
Türk kuvvetliydi.
Kadını da kuvvetli erkeği
de kuvvetliydi.
Çarpışma sırasında mermi
taşımıştı.
Askerlere su
dağıtmıştı.
Siper kazmıştı.
Şimdi de yaralılara
bakıyordu.
O
kahraman bir Türk kadınıydı.
O
gün Aziziye Tabyaları’nda, Müslüman-Türk tarihinde Nene Hatun’la sembolleşen altın
bir sayfa daha açıldı.
Allah
için can siperâne mücadele veren Safiye ve Nesibe Hatunların, Ûmm-û Hiramlarin,
Cepheye
cephane taşırken donarak şehit olan Şerife Anaların,
Cephane
arabasının boyunduruğunun bir tarafına elde kalan tek hayvanini, diğer tarafına
da kendisini koşarak cepheye mermi taşıyan Ayşe Anaların
Oluşturduğu altın halkaya bir kahraman kadın
daha eklendi. Onun hakkında son olarak bir yerde yazılanları nakledeceğim.
Nene
Hatun bu özverisiyle tanınıp, saygı ile sevilmiştir.
Nene
Hatun'un vatan için gece başlayan mücadelesi, tüm düşman Erzurum'dan
kovuluncaya kadar devam etti. Erzurum'un her karış toprağında cephane
taşıyarak, yaralılara hemşirelik yaparak, yemek pişirerek, su dağıtarak,
hizmetten hizmete koşarak destanlaştı. Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın zaferinde
Nene Hatun’un ve onun vatan aşkını paylaşan bütün insanların da payı vardı.
Ölümünden
bir yıl önce kendisini ziyaret eden NATO'da görevli Amerikalı subayın bir
sorusuna: "Ben o zaman gereken şeyi yapmıştım. Bugün de gerekirse aynı
şeyi yaparım" cevabını vermişti.
1955
yılında yılın annesi seçilmiştir.
98
sene yaşadığı Erzurum'da 22 Mayıs 1955'de zatürree hastalığından dolayı 98
yaşında vefat etmiştir.
Nene
Hatun, kurtuluş mücadelesini verdiği Aziziye Tabyası'na defnedilmiştir.
Türk
Kadınlar Birliği tarafından ölümünden bir kaç ay önce yılın annesi seçilmiştir.
Kurtuluş savaşında Nene Hatun
gibi kahraman kadınlar var. Ben mümkün olduğunca onlardan söz etmeye
çalışacağım. Onlar yürekli kadınlar, büyük kadınlar ve unutulmaması gereken
kadınlar…
Nazan Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder