Mihrimah sultan
Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultanın kızları
Mihrimah; Mihr-ü
Mah Farsça da Güneş ve Ay demektir.
Mimar Sinan’ın büyük aşkı
Büyük
aşktan doğan Mihrimah Sultan – Çok büyük bir aşka imza attı.
Büyük
aşkta o yoktu.
Adına
inanılmazlar yapıldı.
Akıllara
durgunluk verecek eserler ortaya kondu.
Mihrimah
Sultan mimar Sinan’dan iki ayrı zamanda iki büyük eser yaptırır. İlkinde; kendi
adına bir külliye yapılmasını ister. Yerini de Sinan’ın seçimine bırakır.
Mimar
Sinan, 1540 yılında Üsküdar’daki Mihrimah Sultan Külliyesi’nin temelini atar.
Külliye, 1548 yılında tamamlanır.
Aradan
on dört yıl geçer. Mihrimah Sultan tekrar Mimar Sinan’dan kendi adına bir
külliye daha yapmasını ister. Yerini yine Sinan seçecektir. İstanbul’un en yüksek
tepesi, Edirnekapı surlarının dibini seçer.
İlk
yapılan; Padişahtan da yapılmasına dair emir alındıktan sonra Sinan burayı sihirli
simetriyle yapmış. Dünyada bir eşi daha yokmuş yaptığının… İlk cami ve külliye,
İstanbul’un yedinci tepesine Üsküdar’a…
İkincisi;
Edirnekapı’dadır.
Burada
her iki cami içinde şöyle bir anlatım vardır.
Üsküdar’daki,
etek giymiş bir hanım görünümündeki Mihrimah Sultan Camii ve gün ışığının her
köşede adeta dans ettiği kadınsı edalı Edirnekapı Cami’leriymiş.
Mimar
Sinan çok büyük bir sır gizlemiştir bu iki camide…
Edirnekapı
Camii’nin tek minaresinin arkasından güneş batarken, Üsküdar’daki caminin
minareleri arasından ay doğmaktadır.
Mihr
ü mâh, Farsça güneş ve ay anlamına gelmekteymiş.
Bu
günlerde kanuni ile Hürrem sultanı bilmeyenimiz onların hayatlarını yakından
takip etmeyenimiz yoktur herhalde… Muhteşem Süleyman’da Hürrem Sultana kah
kızıyoruz kah acıyoruz en çokta şaşırıyoruz. Büyük bir aşk diyor tarihçiler bu
iki ünlünün arasında yaşananlara. Ben onların kızlarını anlatmak istedim
sizlere. Mihrimah Sultan… Onlar kadar olmasa da tarihte adı geçen bir sultan.
İstanbul’da adına yapılmış iki büyük cami olduğunu öğrendiğimde araştırmıştım.
Daha önce başka bir gazetede Mimar Sinan’ın büyük aşkı olarak yayınlamıştık ama
bu cepheden bakmamıştık o zaman. Sadece mimar Sinan’ı anlatmıştık. Büyük aşkını
da ilave etmiştik. Şimdide onun tersini yapacağım. Mihrimah Sultanı anlatırken
mimar Sinan dan söz edeceğim. Mecburum çünkü. Mimar deliler gibi aşık olmuş bu
büyük hünkarın dünya güzeli aşkına… Sizlere önce Mihrimah Sultanı anlatmalıyım
sonrada ona çok aşık olan Mimar Sinan’ın onun için yaptıklarını…
Mihrimah
Sultan, Topkapı Sarayı’nda 1522 yılında doğmuş.
İsmini
babası Kanuni Sultan Süleyman koymuş.
Onunla
evlenmek isteyen iki kişi çıkmış.
Diyarbakır
Valisi Rüstem Paşa,
Baş
mimar Koca Sinan.
Mimar
Sinan evliymiş. Mihrimah’a göre de yaşlıymış. Mihrimah 17 Sinan 50 yaşındaymış…
Hürrem
Sultan kızının Rüstem Paşa ile evlenmesini istiyormuş. Mihrimah Sultan bu paşa ile evlendirilmiş.
Düğün
töreni kardeşleri; Bayezid ve Cihangir'in sünnet düğünleriyle birlikte
yapılmış.
Bu
evlilikten sonra Rüstem Paşa Sadrazam olmuş.
Mihrimah
Sultan her zaman devlet işlerinde söz sahibi olmuş.
Babasına
ve kardeşi Padişah olan II. Selim’e danışmanlık yapmış.
Valide
Sultan gibi yaşamış.
Bütün
bunlar tarihte Mihrimah Sultanın hayatının küçük bir özeti olarak yazılı… Ona
çok âşık olan Mimar Sinan ne yapmış o evlenince? Çok üzülmüş. Çok sevdalıymış
bu dünya güzeli genç kıza… Mihrimah Sultan Sinan’dan kendi adına cami ve
külliye yapmasını isteyince Mimar Sinan’a gün doğmuş. Eserine aşkını işleyebilecekmiş.
Öylede olmuş… Öyle bir şey yapmıştır ki, Dünyada bir şekli daha yokmuş.
Edirnekapı
Camii’nin tek minaresinin arkasından güneş batarken Üsküdar’daki caminin
minareleri arasından ay doğmaktadır!
Aşkın
aydınlık ve karanlık yüzü
Mihrimah
Sultan adına yapılan külliyelerin duru, gösterişsiz ve asil duruşuna rağmen
içinin alabildiğine aydınlık olmasında da Sinan’ın duygularının izleri
sürülebilirmiş.
Sinan’ın
Mihrimah Sultan’ın eşi Rüstem Paşa için yaptığı caminin çinileri ve
süslemelerinin tüm ihtişamına rağmen diğer bütün yapılarının aksine daha
karanlıkmış.
Prof.
Dr. İskender Pala ise filmde mecaz bir anlatım kullanıldığını söyleyerek “Mimar
Sinan, bir kadına âşık olsaydı bu kişi Mihrimah Sultan olurdu. Bana göre âşıktı
ki iki abidede onun ismini bir araya getirdi. Adını kıyamete kadar yaşatacak
iki abideye imza attı. Bunu yedi-sekiz sene evvel bir akşamüstü kendi
gözlerimle gördüm. İki külliyeyi de gören bir yerde duruyordum, birinden güneş
batarken, diğerinden ay doğuyordu. O an gözlerimdeki perde açıldı. Mimar Sinan,
bilim adamı olduğu gibi aynı zamanda bir sanatçı. Şairlerle dost. Baki’yle
yakın arkadaş. Eserlerinde de şiirsel bir anlatım olması çok doğal” diyor.(alıntı)
Bir
bayan olarak yazılanları okuduğumda acaba mimar Sinan’a Mihrimah Sultan’da ilgi
duymuş mudur diye düşündüm. Rüstem Paşa ile annesinin ısrarı ile evlenmiş.
Mimar Sinan’da o zamanlar çok ünlü bir mimar. Kendine çok âşık olduğunu da
biliyorsa ne düşünmüştür, uzaklara onun kendi için yaptığı eserlere baktıkça ne
düşünüyordur. Kim bilir…
Nazan
Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder