Onlar İspanya’dan söz ediyor, ben eski İstanbul’dan
NAZAN ŞARA
ŞATANA ŞİİRLERİNDEN
Selam akşamlar üzeri olsun sabahtan uzakta kalsın
Akşamın erkeninde başlasın niyetine gülümsesin
Mutlu, huzurlu en çok da heyecanlı değişik
Duyguları bilmiyor daha önce hissetmedi
böylesini görmedi bilmedi bir başka âlemi
Şark motifleri süslemiş her yeri henüz girdiğinde fark ettiği
Renklerin bordo, kırmızı, yeşilin ördekbaşı,
Mavinin türkuaz dönüsü şaşkın
Sedir olmalı boylu boyunca tahta küçük, minik
Karelerle serpiştirilmiş korkuluğu olan pencerenin
Hemen önünde boydan boya rengârenk
halı yastıklarla dizeli
Birileri oturmakta içeri çok aydınlık görmüyor ki
Bir anda gözleri karmaşık
İki adam var kerli ferli uzun
mintan giysili,
Uzunca da sakallı
Nargile ellerindeki soluklandıkları, üfürdükleri, hatta ciğerlerine bir davet misali ikram
ettikleri nedenli!
İki adam başında birinde sarık birinde fes hafif yana yatık modelinde düzgün değil ama öylesine
Yanlarında yaşı ortalarda bir yerde beklemeye alınmış,
Halinde büyük göründüğünde,
Çok genç, üstündekilerde çok
taze, bakışlarında çok eski, dilberliğinde can yakan
Def sesleri gelenlerde iki genç
huri ki ne huri, daha önce görmedi ki tarifini yapsın hemen
Daha önce bilmedi ki anlatsın şöyle ağız dolusu
Beyazlı giysilerde nedense bir omuzlar
hafif açıkta
Yakalar daha ayan beyan ortada
Etekler İspanyol’muşçasına kat – kat
Uçuş ve uçuş modelinde güzel
Ayaklarında bir şey yok ama kınalar süslemiş parmakları bileklerde hal – hallar zil misali seslere eşlik
Köşeden gelen ses kanunla,
Darbuka birde tambur olmalı sesler çok güzel
Huriler, oynamakta aman ne oyun
bu şaşmamak ne mümkün gözler fırlamış bakmakta
Yerde ipek halılar her yerde renkler asıl orada armoni modelinde
Sehpalar ortalarda kızlar çarpmamak için dikkatte
Sedefle kaplılar sehpalar pek alımlı pek çalımlı görülüyor
Birkaç sini bir yerlere dayanmış, ya dekor misali ya işlevini tamamlamış sofra malzemesi,
İleride büyük mü büyük sini, etrafı sıralı babayiğitler ki…
Biri birinden farklı, biri birinden yakışıklı, biri birinden efendi
Bunlar İstanbul efendileri. Ha anladım âlem var burda cümbüş
Deli kanı akanlar sini etrafı rakı muhabbetinin yanında bıyık bükmelerinde normal, kızlar huri
Eğlence bir garip, bir edepli, bir ahenkli, bir
güzel…
Çengi devamda.
Bir şarkı akıllara buse etmekte,
ne alaka bilinmemekte belki
Şarkı olmasından belki, kırmızı, beki de gül
Diyor ki Yahya Kemal
Beyatlı ve Şarkıya döküyor
Münir Nurettin Selçuk
Onlar İspanya’dan söz ediyor, ben eski İstanbul’dan bir eğlenceden.
Ortak nokta güzel
olması, eğlence olması en çokta müzik olması…
*
Zil, şal ve gül, bu bahçede raksın bütün hızı
Şevk akşamında Endülüs, üç defa kırmızı
Aşkın sihirli şarkısı, yüzlerce dildedir
İspanya neş'esiyle bu akşam bu zildedir
Alnında halka halkadır âşufte kâkülü
Göğsünde yosma Gırnata'nın en güzel gülü
Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir
İspanya varlığıyla bu akşam bu güldedir
Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi
Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi
Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli
Şeytan diyorki sarmalı, yüz kerre öpmeli
Gözler kamaştıran şala, meftûn eden güle
Her kalbi dolduran zile, her sineden ole!
Şevk akşamında Endülüs, üç defa kırmızı
Aşkın sihirli şarkısı, yüzlerce dildedir
İspanya neş'esiyle bu akşam bu zildedir
Alnında halka halkadır âşufte kâkülü
Göğsünde yosma Gırnata'nın en güzel gülü
Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir
İspanya varlığıyla bu akşam bu güldedir
Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi
Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi
Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli
Şeytan diyorki sarmalı, yüz kerre öpmeli
Gözler kamaştıran şala, meftûn eden güle
Her kalbi dolduran zile, her sineden ole!
Nazan Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder