18 Ağustos 2017 Cuma

Selma Rıza Feraceli
İlk Türk kadın gazeteci
(d. 5 Şubat 1872 - ö. 5 Ekim 1931)





İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin tek kadın üyesiymiş.
Hilal-i Ahmer Cemiyeti genel sekreteri ve yazar.


İlk Türk kadın gazeteci unvanını Paris yıllarındaki çalışmaları ile almış.

Gazetecilikle ilgili bazı bilirkişilerin sözlerini yazmak istiyorum burada. Her zaman olduğu gibi, yol ışığım Hazreti Mevlana’nın çok güzel bir sözünü yazmadan geçemeyeceğim.
Hazreti Mevlana;
“Gerek yok her sözü, laf ile beyana... Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana...” demiş.
Gazetecilerinde bakışları kalemdir.

Edebiyat ikinci defa okunacak; gazetecilik ise bir defada anlaşılacak şeyi yazma sanatıdır.
CYRIL CONNOLLY

Önlerine sözün özünü koyun ki okusunlar, anlaşılır biçimde koyun ki takdir etsinler, canlı biçimde koyun ki hatırlayabilsinler ve hepsinden önemlisi doğru olarak koyun ki ışığını takip etsinler.
JOSEPH PULITZER

Gazeteci için insan denen varlık, üstünden deri geçirilmiş bir haber maddesidir.
FRED ALLEN

Herkes için eşitliğe inanıyorum; muhabirler ve fotoğrafçılar hariç.
MAHATMA GANDI

Basınla yüzleşmek, cüzzamlıyı yıkamaktan daha zor.
RAHİBE TERESA
&
Bir mesleğimde gazeteci olmasından mı kaynaklanıyor bilemiyorum, ama benim için Gazetecilik çok kutsal bir meslek türüdür. İçinde her tür fedakârlık yatar. Özünde heyecan vardır, korku vardır, koşturma vardır. Asla yoruldum, yapamam diyemezsiniz. Bütün mesele doğruyu yapmakta ve doğruyu yazmaktadır. Vicdan kalemindir.
Ben İlk Türk Bayan gazetecisinin kim olduğunu sizlere yazmak istedim. Araştırdım. Avusturyalı anne Türk baba kızlarının ismi Selma Rıza…  Osmanlı döneminde; kültürlü bir aile… Baba bir diplomat…
Şöyle de diyebiliriz;1877 yılında Osmanlı Parlamentosunda diplomat olarak görev yapan babası Avusturya’da annesi ile tanışmış evlenmişler.
Annesi Müslüman olmuş.  
Naile ismini almış.
Bu çiftin yedi çocuğu olmuş.
Bizim söz ettiğimiz gazeteci olan Selma Rıza en küçük olanlarıymış.
Çok iyi bir eğitim almış.
Öyle ki aile özel öğretmenler dahi tutmuş.
Selma Rıza eğitim ile sevda yaşıyormuş adeta.
Yetmemiş ona buradaki alınan özel dersler özel eğitimler.
Ağabeyi Ahmet Rıza o dönemlerde Paris’te yaşıyormuş ve bir Jöntürk’müş. Selma Rıza ağabeyinin yanına gitmiş.
Sorbonne Üniversitesine girmiş.
Eğitimine orada devam etmiş.
Bu arada orada da boş durmamış.
Osmanlı İttihat ve Terakki cemiyetine üye olmuş.
Bu cemiyetin de tek kadın üyesiymiş.
Burada aktif olarak ta çalışmaya başlamış.
Fransızca yayınlanan Meşveret Gazetesinde ve Türkçe olarak yayınlanan Şura-yı Ümmet gazetelerinde çalışmaya başlamış.
On yıl Paris’te kaldıktan sonra; 1908 yalında Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul’a dönmüş.
Dönüşünden sonra gazetecilik yapmamış.
Kızılay’ın kurulması için çalışmalara katılmış.
Osm anlı hilal-i Ahmer Cemiyeti olarak bilinen kuruluşun yönetimindekilerle hem fikir olmayınca 5 yıl boyunca genel sekreterliğini yaptığı bu kurumdan ayrılmış.
Selma Rıza Hanım'ın iki romanı varmış. 1892'de kaleme aldığı "Uhuvvet-Kardeşlik" indeki felaketin nedeni, eski bir cariye olan kaynananın evdeki iktidar tutkusu ve diğer cariyelerin yeni gelini kıskanmalarıdır.
Bildiğim o büyük bir Türk kadını. Eğitimi ile cesareti ile, başardıkları ile.
Rahmetle anıyorum.

Nazan Şara Şatana





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder