Selma
Rıza Feraceli
İlk Türk
kadın gazeteci
İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin
tek kadın üyesiymiş.
Hilal-i Ahmer
Cemiyeti genel sekreteri ve yazar.
İlk Türk kadın gazeteci
unvanını Paris yıllarındaki çalışmaları ile almış.
Gazetecilikle ilgili bazı
bilirkişilerin sözlerini yazmak istiyorum burada. Her zaman olduğu gibi, yol
ışığım Hazreti Mevlana’nın çok güzel bir sözünü yazmadan geçemeyeceğim.
Hazreti
Mevlana;
“Gerek
yok her sözü, laf ile beyana... Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana...”
demiş.
Gazetecilerinde
bakışları kalemdir.
Edebiyat ikinci defa okunacak; gazetecilik ise bir defada anlaşılacak şeyi yazma sanatıdır.
CYRIL CONNOLLY
Önlerine sözün özünü koyun ki okusunlar, anlaşılır biçimde koyun ki takdir etsinler, canlı biçimde koyun ki hatırlayabilsinler ve hepsinden önemlisi doğru olarak koyun ki ışığını takip etsinler.
JOSEPH PULITZER
Gazeteci için insan denen varlık, üstünden deri geçirilmiş bir haber maddesidir.
FRED ALLEN
Herkes için eşitliğe inanıyorum; muhabirler ve fotoğrafçılar hariç.
MAHATMA GANDI
Basınla yüzleşmek, cüzzamlıyı yıkamaktan daha zor.
RAHİBE TERESA
&
Bir mesleğimde gazeteci
olmasından mı kaynaklanıyor bilemiyorum, ama benim için Gazetecilik çok kutsal
bir meslek türüdür. İçinde her tür fedakârlık yatar. Özünde heyecan vardır,
korku vardır, koşturma vardır. Asla yoruldum, yapamam diyemezsiniz. Bütün
mesele doğruyu yapmakta ve doğruyu yazmaktadır. Vicdan kalemindir.
Ben İlk Türk Bayan
gazetecisinin kim olduğunu sizlere yazmak istedim. Araştırdım. Avusturyalı anne
Türk baba kızlarının ismi Selma Rıza… Osmanlı
döneminde; kültürlü bir aile… Baba bir diplomat…
Şöyle de diyebiliriz;1877
yılında Osmanlı Parlamentosunda diplomat olarak görev yapan babası Avusturya’da
annesi ile tanışmış evlenmişler.
Annesi Müslüman olmuş.
Naile ismini almış.
Bu çiftin yedi çocuğu
olmuş.
Bizim söz ettiğimiz
gazeteci olan Selma Rıza en küçük olanlarıymış.
Çok iyi bir eğitim almış.
Öyle ki aile özel
öğretmenler dahi tutmuş.
Selma Rıza eğitim ile
sevda yaşıyormuş adeta.
Yetmemiş ona buradaki
alınan özel dersler özel eğitimler.
Ağabeyi Ahmet Rıza o
dönemlerde Paris’te yaşıyormuş ve bir Jöntürk’müş. Selma Rıza ağabeyinin yanına
gitmiş.
Sorbonne Üniversitesine
girmiş.
Eğitimine orada devam
etmiş.
Bu arada orada da boş
durmamış.
Osmanlı İttihat ve Terakki
cemiyetine üye olmuş.
Bu cemiyetin de tek kadın
üyesiymiş.
Burada aktif olarak ta
çalışmaya başlamış.
Fransızca yayınlanan
Meşveret Gazetesinde ve Türkçe olarak yayınlanan Şura-yı Ümmet gazetelerinde
çalışmaya başlamış.
On yıl Paris’te kaldıktan
sonra; 1908 yalında Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul’a dönmüş.
Dönüşünden sonra
gazetecilik yapmamış.
Kızılay’ın kurulması için
çalışmalara katılmış.
Osm anlı hilal-i Ahmer
Cemiyeti olarak bilinen kuruluşun yönetimindekilerle hem fikir olmayınca 5 yıl
boyunca genel sekreterliğini yaptığı bu kurumdan ayrılmış.
Selma Rıza Hanım'ın iki
romanı varmış. 1892'de kaleme aldığı "Uhuvvet-Kardeşlik" indeki
felaketin nedeni, eski bir cariye olan kaynananın evdeki iktidar tutkusu ve
diğer cariyelerin yeni gelini kıskanmalarıdır.
Bildiğim o büyük bir Türk
kadını. Eğitimi ile cesareti ile, başardıkları ile.
Rahmetle anıyorum.
Nazan Şara Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder