18 Ağustos 2017 Cuma



Zeynünnisa Zeynep Hatun
Divan edebiyatının bilinen ilk kadın şairleri.

Mihri Hatun
Mihrünnisa ya da Fahrünnisa


Mihrî mahlasını kendisi de bir şair olan babası Mehmet Çelebi bin Yahya (Belâyî)’dan almıştır.
Fatih dönemi şairlerinden olan Mihrî Hatun, Zeynep Hatunla birlikte adı bilinen ilk Türk kadın şairlerindendir.
&
İki hanımefendi Fatih döneme imza atmışlar.
Onlar Şairlermiş.

Size Fatih Zamanında yaşamış, cesur kadınlardan söz etmek istiyorum. Zeynep ve Mihri Hatunlardan... O dönemin muhteşem hanımefendileri… Düşünün Fatih Sultan Döneminde yaşamış hanımefendilerin isimleri hala bu günlerde anılıyor. İki hanımefendi için tarih şöyle yazıyor:
Çağdaşı olan Mihri Hatun ile aralarında latifeler ve karşılıklı şiir söyleşmeleri vardır.
Zeynünnisa Zeynep Hatun
15. yüzyıl Amasya'da yaşamış bir kadı kızı ve bir kadı eşidir.
Divan edebiyatının şekillenme döneminde Fatih çevresinde hissedilen verimli sanat iklimi, sanata ve sanatçıya hasredilen teşvik bu iki kadın şairin varlık göstermesinde de etkili olmuş olmalıdır.
Divanı, Sultan Mehmet adına düzenlenmiştir.

Düşünsenize şu anda her imkânımız var. Bilgisayar, internet, televizyon, gazeteler olmasına karşın ses duyurmak bu kadar zor iken, bu iki hanımefendi seslerini ziyadesi ile duyurmuşlar.
Önce Zeynep Hatun’dan söz etmeliyim.
Tarih onun tam olarak hangi şehirli olduğunu kesinleştirmemiş. Kimilerine göre Kastamonu’lu bazıları göre de; Amasya’lı…
Zeynep Hatun, babadan ve Eşden yana şanslı bir hatunmuş. İki anlayışlı erkek... Babası ve eşi kadı’imişler. O dönemin üst sınıf yöneticileri. Özellikle eşi İshak Efendi, eşinin şiire olan sevdasını, isteğini devamlı desteklemiş.
Zeynep Hatun, özellikle o dönemde yaşayan kadınlar gibi uysal, sessiz bir yapıya sahip değilmiş. Tam tersi sesiz, her şeye boyun eğen kadınları da özellikle şiirlerinde devamlı eleştirirmiş.
Zeynep Hatun, kültürlü bir ailede ve muhitte yetişmiş. Arapça şiirler söylüyormuş ki, sonradan Farsça’da öğrenmiş.
Musikiye de önem veren Zeynep Hatun, beste yapabilecek kadar musikiye de hâkimmiş.
Fatih adına tertip edilmiş bir Divan sahibiymiş.

Senin hüsnün benim aşkım senin cevrin benim sabrım
Cihanda dem-be-dem artar tükenmez bî-nihâyettir,

&

Mihrî Hatun: Mihrünnisa ya da Fahrünnisa
Mihri Hatun denilince akan sular duruyor. Nedenleri o kadar çok ki. Bir kadın düşünün çok ünlü birinin bir sanatçının kızı olsun. Babası gibi şair olsun. Dolayısı ile kültürlü, bilgili sanatsever bir topluluk içinde yetişsin, bütün bunlar yetmiyor gibi olağan üstü güzel olsun. Öyle bir güzellik ki görenlerin başını defalarca çevireceği bir güzelliğe sahip olsun ama hayatı boyunca hiç evlenmesin. Güzelliği düşünün dillerde dolaşıyormuş. Bu nasıl mümkün olabilmiş? Ona çok evlenme teklifleri gitmiş. Hiç birini kabul etmemiş.
Mihri Hatun o zamanlar kimsenin kolay – kolay elde edemeyeceği mertebelere ulaşmış.
Sultan II. Bayezid ve oğlu Şehzade Ahmed’in Amasya Valiliği sırasında kentte toplanan bilgin ve sanatkârların meclislerine katılmış.
Çok önemli bir ayrıntı dikkatimi çekti. Bakın şurada ne yazıyor:
Dönemine göre serbest bir yaşantının sahibi olan Mihrî, tarihçi Hammer tarafından “Osmanlılar’ın Sapho’su” olarak isimlendirilmiş…
Ayrıca yazılanları şöyle de aktarmak istiyorum sizlere:
Çevresinde platonik aşklarına dair fısıltılar daima mevcut bulunan Mihrî’nin, Müyyedzâde Abdurrahman Çelebi ve Sinan Paşazâde İskender Çelebi’ye duyduğu aşka dair ipuçlarına şiirlerinde de rastlamak mümkündür.
Evinde düzenlediği edebî meclisler gibi, samimi kadın duygularını çekinmeksizin şiirinde terennüm etmiş olması cihetiyle de, kendisinden sonra yetişenler arasında en çok XIX. asır şairi Nigâr binti Osman’a benzetilebilir.
Ona erken bir Nigâr Hanım olarak bakmak mümkündür.
Kolay söyleniyormuş izlenimi veren sade bir şiiri vardır ve bunlar arasında en başarılı bulunanları nazireleridir.
Dönem şairlerinden Necati’nin etkisinde kalan Mihrî’nin, şiirlerini Necati’ye gönderdiği ve onun şiirlerine nazireler yazdığı bilinmektedir.
1506 yılında Amasya’da ölen Mihrî Hatun’dan geriye eser olarak Divan’ı kalmıştır.

Necati’nin ünlü Döne Döne redifli gazeline nazire olarak yazdığı ve;

Âteş-i gamda kebâb oldu ciğer döne döne
Göklere çıktı duhânımla şerer döne döne
&

Nice yürekli Kadınlara


Nazan Şara Şatana


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder