11 Ağustos 2017 Cuma

Pamukkale ve Hierapolis Milli Parkı



Gladyatör dövüşlerinin yapıldığı bir tiyatrodan söz etmek istiyorum sizlere,
Oturma sıraları arasında seyircileri vahşi hayvanlardan korumak için bir metrelik yükseklik yapılmış bu tiyatroda.
Giriş kapısında Medusa figürünün olması da enteresan!
Tiyatro kapasitesinden de söz etmekte yarar var.

9.500 kişi alıyormuş.
Bu rakamsal tanının yapılmasından sonra tahmini şehir nüfusunun da;
95.000-100.000 arasında olduğu tahmin ediliyormuş.
Eski Hierapolis kenti, toplam 2700 metre uzunluğundaymış.
600 metre genişliğindeymiş.
160 metre yüksekliğindeki beyaz kalenin üzerine inşa edilmiş.

Yunanca, kutsal Şehir anlamına geliyormuş,
Hierapolis, Pamukkale…

M.Ö. 190 yılında II. Eumenes tarafından kurulmuş.
M.Ö 2. yüzyılda Roma egemenliğine girmiş.
Şehir altın dönemini bu zamanlar yaşamış.
Depremlerle yıkılmış.
Dahasında Roma mimarisiyle bezenmiş.
İsa'nın havarilerinden Aziz Philippus'un burada öldürülmüş.
Buda şehre dini bir önem de kazandırmış.
M.S. 395'te Bizans'ın, daha sonra 1210'da Anadolu Selçukluları'nın sınırları dâhilinde kalmış.

Burasını özetlemeye kalktığımızda böyle aktarabiliriz. Tabi bu çok az bir anlatı.
Devam etmeliyiz.
Burada temizliğin ne kadar önemli olduğuna bakınız lütfen, benim çok hoşuma gitti.
Hamam şehrin girişine yapılmış!

Yolcular yıkanmadan şehre giremezlermiş!
Gerçekten çok beğendim.
Yolcuların çok olması gerekiyor. Pamukkale yeraltı suları – traverten tedavi amacı ile gelenleri şifalandırıyormuş.
Kent kaplıcaları varmış, akan sulardan kalan karbonat mineralleri teraslarını, travertenleri kapsıyormuş.

Düşünün lütfen o muhteşem güzelliği sadece görmüyorsunuz birde ondan yararlanıyor ve şifa buluyorsunuz.
Peki, bu muhteşem güzellikten söz etsek!

Pamukkale Travertenleri, jeolojik olaylar sonucu oluşmuş.
Fay hatlarından gelen termal sıcak su kaynaklarının buradaki kayaçlar üzerine dökülmesiyle ortaya çıkmış.
Doğal yollarla oluşmuş.
Şifa kaynağı olan 17 adet sıcak su alanı içeriyormuş.

Pamukkale’ye birçok defa gittim. İnanılmaz bir güzellikle kalakalıyorsunuz.
Aklınızın almadığı bir çeşitlilik ikramında bulunuyor.
Beyaz, mavi ve yeşilin açık tonlarının karıştığı heybetli bir yer.
Benim gibi yazıyorsanız ilhamı buldunuz demektir.
Şiirde aynı, resimde aynı!
Sanatın hangi alanı size iyi geliyorsa inanın burası tam yeri.
Tabi güzelliğe bir de şifa eklenince!
Onun içindir ki;

UNESCO tarafından belirlenen Dünya Miras Listesi`ne alınmış…

Başka güzelliğe davetliyim, sizlerde gelirseniz sevinirim, görmeseniz bile hayal edebilirsiniz.



Nazan Şara Şatana

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder