Türkan Şoray’ı tanımak!
Uzun
– uzun yıllar önce…
Bir
akşamüstü. Arkadaşlarımla Ürgüp’teyiz. Güzel bir otelin lobby’ndeyiz.
Film
ekibi çekimde, otele dönmelerini bekliyoruz.
Sabırsızız
hemde nasıl!
Çok
önemli biri ile tanışacağız.
Sinamanın
taçsız kraliçesi Türkan Şoray’la…
Kalbim
pır – pır. O zamanlar kime nasip sultanla tanışmak, konuşmak kimbilir belkide
yarenlik yapmak!
Zor
çok zor...
Zoru
başarıyoruz ve oradayız. Bekliyoruz. Olsun bekleriz. Nasıl olsa bu otelde
kalmıyorlar mı, çekimler bitmeyecek mi, gelmeyecekler mi?
Gelecekler.
O zaman bekleyebiliriz.
İyide
hiç zaman geçmiyor. Ne kötü bir şey beklemek!
Aaa
bir hareketlenme var salonda. Birkaç araba üst üstte geliyor. İnenler,
karşılıyanlar.
Sonra
onu gördüm.
Evet.
Onu gördüm.
Taçsız
kraliçe mi?
Yok
başında tacı vardı sanki!
Yarabbi
sen neler yaratıyorsun-u demiştim, onu uzaktan ilk gördüğümde.
Rüya
ile gerçek arası. Hayal ile gerçek arası, ışık ile karanlık arası, su ile buz
arası…
Siyah
uzun bir etek, ayağında çizmeler, belinde bir kalın kemer, üstünde kahverengi
minik desenli yakası açık bol bir buluz…
Türkan
Şoray yanında biri ile konuşarak girdi kapıdan içeri.
Oralar
aydınlandı mı bilmiyorum. Müzik yoktu da müzik mi başladı. Etrafta mis gibi
kokular mı sıkıldı. Yaldızlar mı saçıldı, minik yıldızlar etrafta zıplamaya mı
başladı?
Bilmiyorum.
Bildiğim
bir kadın olarak bile bu kadar büyük güzelliğe uzun süre baktığımdı.
Sonra
salondaki birkaç erkek göz dikkatimi çekti. Sanıyorum o anda kendilerinde
değildiler! Sadece durmuş, hareketsiz bu ilahi güzelliğin seyrinin tadını
çıkartıyorlardı.
Türkan
Şoray’ı görmek böyle bir şeydi…
Günler
geçti…
Türkan
Şoray’la konuştuk,
Türkan
Şoray’la yemek yedik,
Türkan
Şoray’la çekim yaptıkları yerlere gittik,
Türkan
Şoray’la arabada yanyana oturduk…
Türkan
Şoray’ı tanıdık.
İnanılmaz
– İnanılmaz.
Şimdi
aklımızı başımıza alalım ve istesek de istemesek de bir mukayese yapalım.
O
dönem inanılmaz ünlü Türkan Şoray
İnsanlar
onu görmek için neler yapmıyorlar ki.
Oysa
Türkan Şoray hepimizden daha mütavazi, daha hoşgörülü, daha mükemmel.
Onu
tanıdıkça şaşırıyorsunuz. Böyle büyük bir şöhreti hazmetmek nasıl bu kadar
kolay olur diyorsunuz. Çok zor olmalı.
Bindiğiniz
arabayı havaya kaldırıyorlar.
Nereye
giderseniz, genç, yaşlı, kadın, erkek, çocuk size hayran, sizinle tanışmak
istiyor.
Siz
bir çeşit kıyametsiniz ve bir okadar alçak gönüllü ve hoş görülüsünüz!
Mukayese
yapmak her zaman yanlıştır bunu biliyorum ama elimde değil.
Birkaç
dizide oynamış, yüzünü bilip, adını hatırlayamadığımız bayanlarımız bile
inanımaz havalar içinde ben – ben – ben egoları içinde yüzerken!
Bir
sultanın, bir kraliçenin asaleti ne kadar güzel değil mi? Çok güzeldi…
Türkan
Şoray’la yarenliğimiz oradaki günlerde kalmadı.
Ben
onu İstanbul’daki evinde ziyaret ettim.
Biliyor
musunuz ilk defa dondurmalı pastayı Türkan Şoray ikram etmişti bana.
Ne
güzel sohbetler ettik.
O
çok önemli biri.
Türkan Şoray’ı
tanımak!
Fevkalade
bir şey…
Nazan Şara
Şatana
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder