SÜLEYMANİYE’NİN ŞİFRELERİ
Süleymaniye’nin hangi
köşesini, hangi duvarını, hangi açısını, ölçerseniz ölçün sayısal olarak
karşınıza
‘Allah’ Kelimesinin
katlarını çıktığını göreceksiniz.
Süleymaniye camisine namaz kılmaya gittiğinizde(Allah kabul etsin)
mutlaka namaz saatinden önce gidin. Ben ilk içeri girdiğimde bir süre
şaşkınlığımı atamamıştım. Muhteşem bir eserle karşı karşıya kalıyorsunuz.
Sonra hakkında bildiklerinizle gördükleriniz çarpışıyor. Hangi
duvarına, hangi penceresine, hangi uzaklıkta gördüklerinize bakacağınızı bilmez
hale geliyorsunuz. Sonra aklınız oyunlar oynamaya başlıyor diyorsunuz ki; ey
Koca sinan nur içinde yat. Olamazlar aklınızı yenmeye, yormaya, şaşırtamaya
devam ederken siz hala incelemelere devam ediyorsunuz.
Bu cami diyorsunuz yedi yılda bitmiş. Kanuni geç kalındığı için
sinirlenmiş, oysa koca sinanın hesapları farklıymış. O kadar çok olmayacakları,
olmazları halletmek için gece gündüz çalışıyormuşki! Şifreler hazırlamış, bir
sürü bilinmeyeni kilit noktası gibi birbirinin ardına dizelemiş. Gerçekten
diyorsunuz buranın akustiği bu kadar mükemmel mi? Gizli bir sınav yapıyorsunuz.
Ne haddimize elbette Mimar sinan’ı değil sınamamız, kendimize hayret ettirme
modunu ikram etme isteğimizden kaynaklanıyor bu eylemimiz. Fısıltı ile
yanımızdakine bir şeyler anlatmaya başlıyorsunuz, birde bakıyorsunuzki biraz
ilerinizdeki sizinle gelenlerden biri cevap veriyor yanınızdakine onunla ilgili
sorduğunuz soruya! Gerçekten doğru diyerekbildiklerinizle bilmedikleriniz
savaşmaya başlıyor.
Süleymaniye bence mutlaka ama mutlaka görülmesi gereken muhteşem,
sırlarla, gizlerle, bilinmeyenlerle, bilinenlerle, şifrelerle dolu bir eser.
Orada namaz kılmak inanın her kula nasip değil. Bence İstanbul’da iseniz
mutlaka gidiniz değilseniz bir yolunu bulup İstanbul’a geldiğinizde orayı
ziyaret ediniz.
Şifre;
Şifreler
bizim ecdatlarımızın sırlarıdır ve çokturlar.
Bir
mimar Sinan şifresi vardır ki; Anlatılmadan geçilmemelidir bence…‘
Süleymaniye
mimar Sinan’ın eserlerinden biridir.
Kanuni
Sultan Süleyman’ın isteği üzerine yapılmıştır.
Cami
ve Külliyesi yedi yılda bitiyor.
Süre
uzadıkça Kanuni sabırsızlanıyor. Sinan neden açmıyor bu devasa camiyi. Sultanın
kulağına gelen bir sürüde dedikodular var.
Sonunda
sultan dayanamıyor ve soluğu ikindi vakti Süleymaniye de alıyor. Almasında
gördüğüne inanamıyor.
Sinan
caminin ortasında nargile höpürdetiyor.
Kanuni
köpürüyor. Sonra gerçekleri anlıyor ki şaşkına dönüyor.
Koca
Sinan tömbekisiz nargile höpürdetiyor. Sebep; Akustik ölçü…
Mihraptaki
imamın sesini, aynı oranda bütün camiye nasıl ulaştıracağını hesaplıyor. Sinan
ne yapmış? 65 dev turşu küpü içleri boş ağızları dışarıya gelecek şekilde kubbenin
eteklerine dizdirmiş, sesi yüzlerce metrekarelik mekânın her köşesine en iyi
şekilde yaymayı başarmış.
Kanuni
gördüklerinden sonra ustasını bağışlamış tabi…
Bundan
başka; Mimar Sinan yapının içine hava koridoru inşa ettirmiş.
Cami
elektrik olmadığından 275 dev kandille aydınlanacakmış.
Sinan
bu kandillerden çıkan is cemaati rahatsız etmesin ve camiye zarar vermesin diye
orta kapının üzerine küçük bir odacık yaptırmış.
Binanın
değişik köşelerine açtığı oyuklardan giren islerin bu odada toplanmasını
sağlamış. Adına is odası demiş ve içine bir nemlendirme sistemi kurmuş.
Odada
toplanan islerden dönemin en kaliteli mürekkebini damıtmış.
Caminin
duvarlarındaki yazılar bu mürekkeplerden yazılmış.
Yapıldığı
tarih bundan 458 yıl önce…
Bir
sürü şifreler değil mi bunlar.
Bir
şifre daha var.
İsin
bir odada toplanmasını sağlayan, hava akımını içeri alan oyuklar vardı ya…
Dışarı
çıkılıp oyuklardan bakıldığında;
Birinde Allah,
Birinde Muhammed
Yazılan
caminin içindeki dev levhalar görülüyormuş.
Bir
şifre daha; Süleymaniye’nin hangi köşesini, hangi duvarını, hangi açısını,
ölçerseniz ölçün sayısal olarak karşınıza
‘Allah’
Kelimesinin katlarını çıktığını göreceksiniz.
Sinan’ın
bir camisinden çıkan şifrelere bakın.
Nazan Şara Şatana
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder