Yer altı Şehirleri
Sizlere Kapadokya’yı
anlatmak istedim.
Sihirli âlemden bir
nefes!
Kapadokya’yı
sadece Kapadokya bölgesindekilerin bilmesi yetmez ki… Aslında onlar zaten
biliyorlar. Oradaki bilinmeyenleri başka şehirlerin bilmesi gerekli diye düşüyorum.
Sizlere oraları anlatacağım.
Sizlere yer
altı şehirlerinden söz edeceğim.
Oraları
gezdim. İnanamadım. Bir zamanlar oralarda birilerinin yaşadıklarını hayal etmek
bile beni ürküttü.
Sizlere
bilgi edinmeniz için aşağıda yazılanları aktarıyorum.
Kapadokya bölgesinin en ilginç kültürel
zenginliklerinden biri olan çeşitli büyüklükteki yeraltı yerleşimleri 150–200 civarındaymış.
Ancak
25.000 km² bir alanı kaplayan Kapadokya bölgesinin bütün kasaba ve köylerinde
büyüklü ve küçüklü kaya yerleşimi bulunduğundan bu sayı daha da artabilirmiş.
Bu
kaya yerleşimlerinin büyük bir kısmı yumuşak volkanik tüfün
aşağıya doğru derinlemesine oyulmasıyla inşa edilmiş. Oyma esnasında oluşan
alet izlerinden yapım teknikleri hakkında henüz yeterli bir bilgiye sahip değilmişiz.
Yeraltı
şehirleri kavramı oldukça yaygın olarak kullanıldığından ve bazılarının 30.000
kişiyi barındırabilecek büyüklükte olmasından dolayı bir kısmını 'Yeraltı
Şehri' olarak daha küçüklerini ise 'Yeraltı Köyü' olarak adlandırmak mümkünmüş.
Kapadokya
Bölgesi, geçmişte sık - sık çeşitli saldırılara maruz kaldığından, bu
şehirlerin yapılış amacı, daha çok tehlike anında halkın geçici olarak
sığınmasını sağlamak içinmiş.
Yeraltı
şehirleri aynı zamanda yörede bulunan hemen - hemen her evle gizli geçitlerle
bağlantılıymış! Yörede yaşamış olan insanlar kendilerini daha fazla emniyete
almak için yaşadıkları kayadan evleri çeşitli yerlerine geçilmesi zor odalar,
tuzaklar hazırlamış, ihtiyaç karşısında kayaların dibine doğru yeni odalar
açmışlar. Böylece koridorlar ve galeriler çoğalarak yeraltı şehirlerini meydana
getirmiş.
Yapısal özellikleri
Yüzlerce
odadan oluşan yeraltı şehirlerindeki mekanlar birbirlerine uzun galeriler ve labirent (dolambaç) gibi tünellerle bağlanmış.
Galerilerin
alçak, dar ve uzun olmasının nedeni düşmanın hareketlerini kısıtlamak içinmiş.
Ayrıca
bu koridorların duvarlarına aydınlatmak maksadıyla kandil ve mum koymak için
küçük oyuklar oyulmuş.
Kandillere
keten tohumundan elde edilen altın sarısı renkteki 'bezir'
adı verilen yağı konuluyormuş.
Nevşehir
yakınlarında ki Nar kasabasından bulunan bezirhane de üretildiği sanılmaktaymış.
Kandillerde
yanan bezir yağından yayılan ısı aynı zamanda ısınma gereksinmesini de
karşılamaktaymış.
Katlar
arasında mekânları birbirinden ayıran savunma amaçlı sürgü taşları bulunmaktaymış.
İçerden
açılan, dışarıdan açılması mümkün olmayan bu sürgü taşlarının çapı 1–2,5m, eni
30-50cm civarında, ağırlıkları ise 200–500 kilogrammış.
Ortalarında
yer alan delik kapıyı açıp kapamaya yaradığı gibi, arkadan gelebilecek düşmanı
görmeye veya ok ve mızrak gibi silahlarla düşmana saldırmaya yaramaktaymış.
Bu
sürgü taşları birkaç örnek dışında yerinde kesilmek suretiyle yapılmış. Yeraltı
şehirlerindeki bir diğer kapı çeşidi de ahşap olanlarıymış.
Savunma
amaçlı olmayan ve daha çok özel mülkiyet için yapılmış bu kapılar iki ya da üç
sürgülüymüş.
Özkonak
yeraltı şehrinde, diğer yeraltı şehirlerinden farklı olarak tüneller üzerine,
sürgü taşlarının hemen yanında düşmana kızgın yağ dökmek veya mızrakla vurmak
amacıyla dikine ufak delikler oyulmuş.
Yeraltı
şehirlerinde savunma amaçlı bir diğer önlemde düşmanı yanıltmak için uzun dar
tünellerde 2–3 m derinliğinde tuzaklar bulunmasıymış.
Yeraltı
şehirlerinin en eski katları genelde giriş katları olup, daha ziyade ahır
olarak kullanılmış.
Bunun
nedeni de hayvanları daha aşağı katlara indirmenin zorunluluğundanmış.
Oldukça
kaba olarak oyulmuş ahır duvarlarının alt kısımlarına hayvanların yem
yiyebileceği oyuklar ve hayvanları bağlamak için birer delik yapılmış.
Gerek
kışın gerekse yazın ılık olan yeraltı şehirlerinde şırahaneler
ve mutfaklar da genelde üst katlardaymış.
Yöreden
elde edilen üzümlerin kolay taşınabilmesi için daha çok üst katlara inşa
edilmiş.
Mutfak
sayıları göz önüne alındığında her ailenin bir mutfağı olmadığı, mutfakları
ortaklaşa kullandıkları ortaya çıkmaktaymış.
Mutfaklarda
bugün Kapadokya kasaba ve köylerinde de hala kullanılan 'Tandır' adı verilen yemek pişirmeye yarayan
ocaklar bulunmaktaymış.
Ayrıca
mutfak kenarlarına erzak küplerini düzenli bir şekilde yerleştirmek amacıyla
küçük oyuklar yer alıyormuş.
Erzak
küplerine yörede hala bolca üretilen arpa, buğday, ve çeşitli sebzelerin yanı sıra bira
ve şarap da konuluyormuş.
Katlar
arasında odaların tavan ve taban kısımlarında iletişim maksadıyla yapılmış,
çapı 5-10cm'yi geçmeyen haberleşme delikleri bulunmaktaymış.
Bu
delikler sayesinde yeraltı şehri halkı uzun yorucu tünellerden geçmek zorunda
kalmamakta, olağanüstü zamanlarda ise kolay ve çabuk bir şekilde savunma
tedbirlerini alabilmekteymiş.
Tuvalet konusu henüz tam olarak aydınlamağa
kavuşamamış. Sadece Tatlarin
ve Güzelyurt
(Gelveri) yeraltı şehirlerinde tuvalet bulunmuş. Bu yerleşim yerlerinde uzun
süren olağanüstü zamanlarda kullanılmak üzere oturma birimleri, hatta mezarlık
alanı bile bulunmaktaymış. Bu mezarlıkların dini görevlilere veya önemli
kişilere ait olup olmadığı konusu henüz açıklığa kavuşmamış.
Yeraltı
yerleşimleri içinde hem havalandırma hem de haberleşme maksadıyla yapılmış çoğu
zaman yeraltı yerleşiminin tabanı ile bağlantılı bacalar bulunmaktaymış. Bu
havalandırma bacaları aynı zamanda su kuyusu olarak da kullanılmış. Bazı su kuyularının
ağız kısımları düşmanın suyu zehirlemesini önlemek için yeryüzü ile bağlantısızmış.
(alıntı)
*
Bütün
bunları yazdıktan sonra sizlere Taşlar kitabımda burada yaşayan insanlar
hakkında, yaşama nedenleri hakkında da yaptığım araştırmalardan edinimlerimi
aktaracağım.
Yer altı
şehirleri görülmesi gereken sırlar olarak düşünüyorum.
Hani
aklın durduğu ya da aklın ermediği zamanlar ve yerler vardır ya işte yer altı
şehirleri de inanın aynen böyle.
Oraları
gezdiğiniz zaman bana hak vereceksiniz.
Nazan Şara
Şatana

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder