19 Ağustos 2017 Cumartesi



Yer altı Şehirleri

Sizlere Kapadokya’yı anlatmak istedim.
Sihirli âlemden bir nefes!



Kapadokya’yı sadece Kapadokya bölgesindekilerin bilmesi yetmez ki… Aslında onlar zaten biliyorlar. Oradaki bilinmeyenleri başka şehirlerin bilmesi gerekli diye düşüyorum. Sizlere oraları anlatacağım.
Sizlere yer altı şehirlerinden söz edeceğim.
Oraları gezdim. İnanamadım. Bir zamanlar oralarda birilerinin yaşadıklarını hayal etmek bile beni ürküttü.

Sizlere bilgi edinmeniz için aşağıda yazılanları aktarıyorum.
Kapadokya bölgesinin en ilginç kültürel zenginliklerinden biri olan çeşitli büyüklükteki yeraltı yerleşimleri 150–200 civarındaymış.
Ancak 25.000 km² bir alanı kaplayan Kapadokya bölgesinin bütün kasaba ve köylerinde büyüklü ve küçüklü kaya yerleşimi bulunduğundan bu sayı daha da artabilirmiş.
Bu kaya yerleşimlerinin büyük bir kısmı yumuşak volkanik tüfün aşağıya doğru derinlemesine oyulmasıyla inşa edilmiş. Oyma esnasında oluşan alet izlerinden yapım teknikleri hakkında henüz yeterli bir bilgiye sahip değilmişiz.
Yeraltı şehirleri kavramı oldukça yaygın olarak kullanıldığından ve bazılarının 30.000 kişiyi barındırabilecek büyüklükte olmasından dolayı bir kısmını 'Yeraltı Şehri' olarak daha küçüklerini ise 'Yeraltı Köyü' olarak adlandırmak mümkünmüş.
Kapadokya Bölgesi, geçmişte sık - sık çeşitli saldırılara maruz kaldığından, bu şehirlerin yapılış amacı, daha çok tehlike anında halkın geçici olarak sığınmasını sağlamak içinmiş.
Yeraltı şehirleri aynı zamanda yörede bulunan hemen - hemen her evle gizli geçitlerle bağlantılıymış! Yörede yaşamış olan insanlar kendilerini daha fazla emniyete almak için yaşadıkları kayadan evleri çeşitli yerlerine geçilmesi zor odalar, tuzaklar hazırlamış, ihtiyaç karşısında kayaların dibine doğru yeni odalar açmışlar. Böylece koridorlar ve galeriler çoğalarak yeraltı şehirlerini meydana getirmiş.
Yapısal özellikleri
Yüzlerce odadan oluşan yeraltı şehirlerindeki mekanlar birbirlerine uzun galeriler ve labirent (dolambaç) gibi tünellerle bağlanmış.
Galerilerin alçak, dar ve uzun olmasının nedeni düşmanın hareketlerini kısıtlamak içinmiş.
Ayrıca bu koridorların duvarlarına aydınlatmak maksadıyla kandil ve mum koymak için küçük oyuklar oyulmuş.
Kandillere keten tohumundan elde edilen altın sarısı renkteki 'bezir' adı verilen yağı konuluyormuş.
Nevşehir yakınlarında ki Nar kasabasından bulunan bezirhane de üretildiği sanılmaktaymış.
Kandillerde yanan bezir yağından yayılan ısı aynı zamanda ısınma gereksinmesini de karşılamaktaymış.
Katlar arasında mekânları birbirinden ayıran savunma amaçlı sürgü taşları bulunmaktaymış.
İçerden açılan, dışarıdan açılması mümkün olmayan bu sürgü taşlarının çapı 1–2,5m, eni 30-50cm civarında, ağırlıkları ise 200–500 kilogrammış.
Ortalarında yer alan delik kapıyı açıp kapamaya yaradığı gibi, arkadan gelebilecek düşmanı görmeye veya ok ve mızrak gibi silahlarla düşmana saldırmaya yaramaktaymış.
Bu sürgü taşları birkaç örnek dışında yerinde kesilmek suretiyle yapılmış. Yeraltı şehirlerindeki bir diğer kapı çeşidi de ahşap olanlarıymış.
Savunma amaçlı olmayan ve daha çok özel mülkiyet için yapılmış bu kapılar iki ya da üç sürgülüymüş.
Özkonak yeraltı şehrinde, diğer yeraltı şehirlerinden farklı olarak tüneller üzerine, sürgü taşlarının hemen yanında düşmana kızgın yağ dökmek veya mızrakla vurmak amacıyla dikine ufak delikler oyulmuş.
Yeraltı şehirlerinde savunma amaçlı bir diğer önlemde düşmanı yanıltmak için uzun dar tünellerde 2–3 m derinliğinde tuzaklar bulunmasıymış.
Yeraltı şehirlerinin en eski katları genelde giriş katları olup, daha ziyade ahır olarak kullanılmış.
Bunun nedeni de hayvanları daha aşağı katlara indirmenin zorunluluğundanmış.
Oldukça kaba olarak oyulmuş ahır duvarlarının alt kısımlarına hayvanların yem yiyebileceği oyuklar ve hayvanları bağlamak için birer delik yapılmış.
Gerek kışın gerekse yazın ılık olan yeraltı şehirlerinde şırahaneler ve mutfaklar da genelde üst katlardaymış.
Yöreden elde edilen üzümlerin kolay taşınabilmesi için daha çok üst katlara inşa edilmiş.
Mutfak sayıları göz önüne alındığında her ailenin bir mutfağı olmadığı, mutfakları ortaklaşa kullandıkları ortaya çıkmaktaymış.
Mutfaklarda bugün Kapadokya kasaba ve köylerinde de hala kullanılan 'Tandır' adı verilen yemek pişirmeye yarayan ocaklar bulunmaktaymış.
Ayrıca mutfak kenarlarına erzak küplerini düzenli bir şekilde yerleştirmek amacıyla küçük oyuklar yer alıyormuş.
Erzak küplerine yörede hala bolca üretilen arpa, buğday, ve çeşitli sebzelerin yanı sıra bira ve şarap da konuluyormuş.
Katlar arasında odaların tavan ve taban kısımlarında iletişim maksadıyla yapılmış, çapı 5-10cm'yi geçmeyen haberleşme delikleri bulunmaktaymış.
Bu delikler sayesinde yeraltı şehri halkı uzun yorucu tünellerden geçmek zorunda kalmamakta, olağanüstü zamanlarda ise kolay ve çabuk bir şekilde savunma tedbirlerini alabilmekteymiş.
Tuvalet konusu henüz tam olarak aydınlamağa kavuşamamış. Sadece Tatlarin ve Güzelyurt (Gelveri) yeraltı şehirlerinde tuvalet bulunmuş. Bu yerleşim yerlerinde uzun süren olağanüstü zamanlarda kullanılmak üzere oturma birimleri, hatta mezarlık alanı bile bulunmaktaymış. Bu mezarlıkların dini görevlilere veya önemli kişilere ait olup olmadığı konusu henüz açıklığa kavuşmamış.
Yeraltı yerleşimleri içinde hem havalandırma hem de haberleşme maksadıyla yapılmış çoğu zaman yeraltı yerleşiminin tabanı ile bağlantılı bacalar bulunmaktaymış. Bu havalandırma bacaları aynı zamanda su kuyusu olarak da kullanılmış. Bazı su kuyularının ağız kısımları düşmanın suyu zehirlemesini önlemek için yeryüzü ile bağlantısızmış. (alıntı)
*
Bütün bunları yazdıktan sonra sizlere Taşlar kitabımda burada yaşayan insanlar hakkında, yaşama nedenleri hakkında da yaptığım araştırmalardan edinimlerimi aktaracağım.
Yer altı şehirleri görülmesi gereken sırlar olarak düşünüyorum.
Hani aklın durduğu ya da aklın ermediği zamanlar ve yerler vardır ya işte yer altı şehirleri de inanın aynen böyle.
Oraları gezdiğiniz zaman bana hak vereceksiniz.

Nazan Şara Şatana



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder