Dostluk – Kardeşlik
Ezanlar ve Çan Sesleri
Burası MARDİN
nazanss.blogspot.com
Nusaybin’in bende yeri farklıdır.
Çocukluğumdan kalan bir anıdır burası. Babamın memuriyetinden dolayı burada iki
yıl kaldığımızı sanıyorum. Ben net hatırlıyorum diyemeyeceğim. Yıllarca kız
kardeşim Suzan orada doğmuş olmasından dolayı sık anlatılmıştır evimizde.
Aklımın bir yerlerinde kalmıştır hep. Suzan yıllar için de:
“Ben Nusaybinliyim.” diye şimdiki tabirle
bizlere hava attığında:
“Allah – Allah niye hava atıyorsun?”
“İsmi değişik, hoşuma gidiyor.” Derdi… Kız
kardeşim muzur derler ya aynen öyledir. Şimdi öyle demek ki o zamanlarda da
öyleymiş. Benim Nusaybin’de hatırladığım daha değişik bir olay. Küçük olduğum
halde ağrısını hala unutamadığım sızım… Bir gece ağlayarak uyanmışım. Ateş,
ardından başımda yara. Doktora gidilmiş ilaçlar alınmış hemen tedaviye
başlanmış. Şifa bulamamışım. Tam tersi her geçen gün başımdaki yara büyümüş.
Ben ve ailem uykusuz benim bağırmalı ağlamalarımla sabahlamaya başlamışız.
Babam bir başka doktora yanılmıyorsam Mardin’e götürmüş beni. Yeniden iğneler,
ilaçlar… Fayda etmemiş. Sonra Suriye’ye gidilmiş. Kamışlı ’ya yakın ismini
hatırlayamadığım bir şehre götürmüşler bu seferde beni… Doktora gidilmiş, yine
ilaçlarla dönülmüş. Yeni ilaçlar beni yine tedavi etmemiş. Yara daha da
büyüyormuş. Ben gecelerden, sabahlara kadar- feryat figan halinde ağlıyormuşum.
Annem, babam şaşırmışlar. Ne yapacaklarını gerçekten bilmiyorlarmış. Sonra
babamın yanında olan memurlardan biri bir bayan hoca tavsiye etmiş. Babam
okumuş eğitimli adam. Dini bütün biri tabi ama açıkçası çok da böyle şeylere
rağbet göstermiyormuş. Fakat bakmış ki kızı her geçen gün kötüye gidiyor. Peki
demiş. Bir teyzenin evine gidilmiş. Annemin söylediğine göre yaşlı nur
yüzlüymüş. Okumuş bana, kendi yaptığı ilaçları vermiş. Bunları otlardan
yapıyormuş. Dağlardan ot toplarmış. Dualar okumuş, hazırladığı macunu vermiş.
Eve gelince sürmüş annem… Çok uzun zaman sonra ilk kez o gece uyumuşum. Tabi
benimle birlikte ailemde uyumuş. O ilaç, teyzenin verdiği muska benim başımdaki
yarayı tedavi etmiş. Yara kapanmaya başlamış ve tamamen iyileştikten sonra
saçta çıkmış.
Tabi ailem özellikle babam şaşkın. Bu
Nusaybin’le olan anılarımızdan biri.
Benim sizlere anlatacağım inanın daha çok
yaşadıklarımız var.
Size burası ile ilgili ailemle birlikte
yaşadığımız bir olayı anlatacağım ki şaşıracaksınız. İsterseniz önce; Buraları
tanıyalım. Nusaybin’in tarihine bakalım.
Nusaybin
eski bir yerleşme merkezi olup, bilinen en eski ismi Nisibis'tir.
MÖ.3000'lerde
Hurrilerin yurdu olan bu yöre MÖ. XIV.yüzyılda Mitanni krallığının egemenliği
altına girmiştir.
Nusaybin'in
kuzeyindeki Gırnavaz Tepesi'nin güney eteklerindeki kalıntılar bu yerleşimin
Mittani krallığının merkezi olduğunu göstermektedir.
Yöreye
daha sonra Aramiler yerleşmiş, MÖ. XIII. yüzyılda Asurlular buraya hakim
olmuştur.
Medlerin,
Babillerin ve Perslerin egemenliğinden sonra da MÖ.331'de de Makedonyalılar
Anadolu'nun büyük bir bölümü ile birlikte burasını da kendi topraklarına
katmışlardır.
İskender'in
ölümünden sonra yöre bir süre Seleukosların egemenliğine girmiş, daha sonra da
Tigranes buraya egemen olmuştur. (alıntı)
Nusaybin’in tarihini incelediğinizde şaşkına
dönüyorsunuz. Nasıl zengin bir tarih bu böyle diyorsunuz. Düşünüyorum da burası
ile ilgili bir dizi çalışması yapsam,
burayı anlatmaya kalsam on sene filan süre giden bir dizi yazabilirim.
Tarihte önemli devletler bu topraklarda
imparatorluklarını kurmuşlar.
Büyük devlet adamları buralarda yaşamışlar…
Şaşkınım. Gerçekten şaşkınım…
Buranın tarihinden söz edilirken büyük
İskender’i atlamamak gerekiyor. Akıllarımızı durduracak kadar Mardin – Nusaybin
- Midyat ve tüm çevresi tarihle kaynıyor. Yazdıkça yazabilirsiniz. Anlattıkça
anlatabilirsiniz.
Bölgenin bereketli hilalin (mumbit hilal) içinde yer alması nedeniyle
arkeolojik araştırma sonuçlarına göre M O 10000’li yıllardan günümüze kadar
kesintisiz yerleşim yeri olmuştur.
Hurrilerle başlayan tarihsel süreç Hitit Asur Pers Büyük İskender
Seleukoslar Partlarla devam etmiş.
Roma imparatoru Septimus Severus döneminde Nusaybin koloni statüsü
kazanmıştır.
Daha sonra imparatorluğun doğudaki uç garnizon kenti olmuş.(alıntı)
Ben sizlere
sizlerin tarihini inceledikçe, araştırdıkça yazmak istiyorum. Biliyorum ki biliyorsunuz.
Bir kez daha gözden geçirsek bence güzel olur.
Sizlere bundan
sonra yazacağım yazımda, sonradan senaryo haline getirdiğim ailemle Dicle’de
kaldığımız bir anımızı aktaracağım. Senaryomun ismi:
‘Dicle ile yok olmak’ Bir gün dizi olduğunda zaten oralarda
çekeceğiz.
Sizin şehrinize
hayranlık duymamak mümkün değil. Sanıyorum sizlerde her taş bir tarihle sarmaş
dolaş olmuş vaziyette. Efsaneleriniz de neler var dedim. Yine şaşırdım.
Yazdıkça artan efsaneleriniz var. Büyük aşklar yaşanmış mı? Sormak ne mümkün
burada dillere destan aşklar yaşanmış. Bu kadar değişik dinler bu kadar büyük
anlayış ve hoş görüşlülük! Şaşkınım.
Eskiden çok
eskilerde buralar batı doğu ve kuzeyi ve güneyi birbirine bağlayan ticaret ve
askeri yollar üzerinde yer alıyormuş.
Bağdat, Musul,
Diyarbakır kervan yolları burada konaklarlarmış.
O zamanlar çok
hareketliymiş buralar…
Kervanlar iyi de
para bırakırlarmış. Para da zenginlik getirirmiş…
Tarih denilince
sadece bizlerin değil dünyanın tanıdığı Büyük İskender buralarda bulunmuş.
Mesela Tepe ören köyünde İskender’in sikkeleri bulunmuş.
Dara Antik Kentte Büyük İskender ile Pers
kralı Darius arasında savaş olmuş.
Ben Mardin’e şaşkınım, hayretlerdeyim
İnanmakta zorlanıyorum, bilemiyorum
Tarih mi beni şaşırtıyor, insanlar mı bende
yabancı
Evler mi, dar sokaklar mı, güvercinler mi?
Hala sürüp giden gelenekler mi – adetler mi?
Bilmiyorum, bilemiyorum…
Gülüyor insanlar selam veriyorlar her şekilde
Ezan sesleri geliyor kubbelerinde Mardin’in
Ben saymakla bitiremem ki dinleri, dilleri
Bu anlatılamaz olan fevkalade mozaiği
Kiliselerden çan sesleri gökyüzünden
inecektir
Size ne oluyor niye şaşırdınız, şaşıracak
olan benim
Pencereler işlemesiz olmasın
Oya gibi işlenecek tabiî ki taşları buranın
Enlemesine mi, bir gökdelen mi yan yatan
Yüzlerce ev birbirine merdiven misali
sarmalanan
Yukarıdan başlamış inmeye sevdalı evin
damından
Bir güzeli görmek için ta inmiş geçmiş
yanından
Daha neler bulacağım, okuyacağım,
araştıracağım
Bilmiyorum. Bildiğim;
Ben Mardin’e şaşıyorum, şaşırıyorum…
Nazan Şara Şatana
nazanss.blogspot.com

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder